_Saratov_

Ben Marks'ı ilk kez, bir de Nâzım'ın tek romanını yazın köyde okumuştum. Tarladan ne vakit kaldıysa sıcak rüzgara çarpa çarpa bitirmiştim Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'i. Hem o kitabı öneritim, hem de asıl hedefim olan konuya gelirim buradan. Yaz, bizim ülke için, yangın mevsimidir. Madenler, ormanlar cayır cayır yanar tüm mevsim. Tarlanın kendisi bir yana, görünürümüzde bir maden bir de ayçiçek yağı fabrikası vardı. Maden alanı üç dört kere söndürüldü de yandı. Bu üretim koşullarının yan yana bulunduğu tek alan bizim köy değil tabii; sabah merdiveninden çıkarken kordidorun öte ucunda duvar boyu camdan kendini gösteren fabrika bacası ile başlayan koca fabrika alanı, onun sağından ufka uzanan ve sınıflardan görünen ucsuz bucaksız tarla yığınları vardı okulun hemen yanında. Hayatımızın temelindeler, her gün yan yanayız üretimle. İnsan yan yana olduğunu bilmeli değil mi? Oysa sendikanın ne olduğundan haberimiz yoktu. O fabrikalarda sırf sermayeden harcanmasın diye alınmayan önlemlerin eksikliğinden çıkma yangın dumanı sınıfta nefed aldırmazdı ama bize ucuz iş gücünün kârlı olduğu anlatılırdı sınıflarda. Ortak duyu dediği şey Gramsci'nin, hegemonyanın içinde ve sonucunda bulunan kardeşi. Üretimin doğal olarak bulunduğu her yere sinmiş, fark edilmemek için ısrar edilen bir gerçeklik.

_Saratov_

Düzeltmeye başlamak için fark etmek lazımdır. İçten içe kendini hissettiren o 'bir yanlış var burada' hissi iyiden perçinleşmeli, iyiden anlaşılmalı o yanlışın kaynağı. Madencinin aylardır maaş alamamasının ve maaşını talep ederken zorla bastırılmasının aynı kaynaktan doğduğu, ucuşan bombalar ile fakirliğin anasının bir olduğu iyiden bilinmeli. Ben burada öylesine yazıyorum bir şeyler, okumaya iteriz belki. 
Antworten

_Saratov_

Ben Marks'ı ilk kez, bir de Nâzım'ın tek romanını yazın köyde okumuştum. Tarladan ne vakit kaldıysa sıcak rüzgara çarpa çarpa bitirmiştim Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim'i. Hem o kitabı öneritim, hem de asıl hedefim olan konuya gelirim buradan. Yaz, bizim ülke için, yangın mevsimidir. Madenler, ormanlar cayır cayır yanar tüm mevsim. Tarlanın kendisi bir yana, görünürümüzde bir maden bir de ayçiçek yağı fabrikası vardı. Maden alanı üç dört kere söndürüldü de yandı. Bu üretim koşullarının yan yana bulunduğu tek alan bizim köy değil tabii; sabah merdiveninden çıkarken kordidorun öte ucunda duvar boyu camdan kendini gösteren fabrika bacası ile başlayan koca fabrika alanı, onun sağından ufka uzanan ve sınıflardan görünen ucsuz bucaksız tarla yığınları vardı okulun hemen yanında. Hayatımızın temelindeler, her gün yan yanayız üretimle. İnsan yan yana olduğunu bilmeli değil mi? Oysa sendikanın ne olduğundan haberimiz yoktu. O fabrikalarda sırf sermayeden harcanmasın diye alınmayan önlemlerin eksikliğinden çıkma yangın dumanı sınıfta nefed aldırmazdı ama bize ucuz iş gücünün kârlı olduğu anlatılırdı sınıflarda. Ortak duyu dediği şey Gramsci'nin, hegemonyanın içinde ve sonucunda bulunan kardeşi. Üretimin doğal olarak bulunduğu her yere sinmiş, fark edilmemek için ısrar edilen bir gerçeklik.

_Saratov_

Düzeltmeye başlamak için fark etmek lazımdır. İçten içe kendini hissettiren o 'bir yanlış var burada' hissi iyiden perçinleşmeli, iyiden anlaşılmalı o yanlışın kaynağı. Madencinin aylardır maaş alamamasının ve maaşını talep ederken zorla bastırılmasının aynı kaynaktan doğduğu, ucuşan bombalar ile fakirliğin anasının bir olduğu iyiden bilinmeli. Ben burada öylesine yazıyorum bir şeyler, okumaya iteriz belki. 
Antworten

_Saratov_

Çoğu kez yazacak halim olmuyor. Az çok nedeninin de farkındayım, edebiyattan, sanattan çok fikir okumalarındayım şu sıra. Hal böyle olunca kendi kalemime de yansıyor. Hem o gerçek dünyayı yansıtmanın tekdüzeliği hem de fikrin coşkusu aynı anda vuruyor. İçimde yazmak isteyen bir parça var, ona da zihnim edebi açıdan yetişemiyor. Bu durum eski değil, fazlasıyla yeni bir durum benim için. Lisenin başından kalma şiir defterime rastladım yakın bir zamanda. İdealizmin farkında bile olmadığım kabulü, o maddi dünyadan kaçma isteğim, genelen o dönemki pek de farkında olmadığım fikirlerim ile bezeli her biri. Sevdiklerimi ayırdım, bir kenarda duruyorlar. Her birinin tarihleri birbirine çok yakın. Aklıma gelmiş, onu dökebilmişim kağıda. Şimdilerde bu olmuyor. Tabii güncel etkilerle, mesela idealizmden her türlü uzaklaşma şeklim ya da ideolojik bazı değişimlerim, gayet bir şeyler dökülüyor ortaya. Yılın ilk yazısı gayet ideolojikti, burası sıradan bir eğlence platformu olduğundan paylaşma gereği duymamıştım. Ondan sonra belki beş belki on metin karalamışımdır sağa sola. Bunca yazının olduğu yerde kalması acı verici. 

_Saratov_

Çöl gibiydi burası, biraz doldurmak gerekti
Antworten