_Saratov_

Yılbaşına Mahzuni Şerif ile gireceğim, Bu Sene De Böyle Oldu dinleye dinleye gireceğim. Şu sıralar en uzun vadeli planım o. Uzun zaman süren sessizlikten de kurtulmaya çalışıyorum bir yandan, kağıtta uzun uzadısıya yazılmış bir metni buraya geçirneye başlayabilirsem atacağım. 
          	https://youtu.be/_GizXOwmk7I?si=X9Vn_dFqWGdVWC6d

_Saratov_

Üç gündür Adnan Yücel'e garip bir bağlılık oluştu bende. Sık sık yaptığım gibi biyografi çıkarıyordum. Biyografi çıkardı mı şiir analizini derin tutarım ben, bu sefer de öyle yaptım. Adnan Yücel'in ideolojik-politik mücadeleye olan kuvvetli inancı, umudu, bu kadar emib oluşu ile birleşen ustaca kelime yönetimi çok büyük şaheserler koyuyor ortaya. İrdeledikçe irdeleyesi geliyor insanın. Hani kimi yazarlar takıntı yapar, bir süre salt ona yönelirsin; yazarı öğrenmek gerekir çünkü. Adnan Yücel de tam öyle bir adam. Nâzım'da da olmuştu aynı etki. Büyük şairlerde hep olur böyle. 

_Saratov_

Darbe sonrasındsndır bu şiir. Orası belli olmasına belli. Islak beton, yüklü tel, öfke ise dönemin hapia koşullarını anlatır. Yüreğin camlarının kırılması, çözünp konuşmak olacak. Akım yüklü telde tükenen aşk da umudun sönüşü, çözünme, teslim bayrağını kaldırmak. Üstten üstten şiir irdelemek iyi geliyor. 
Reply

_Saratov_

"Kan kokusuyla beslenen öfke
            Yüreğin camlarını kırdı sonunda
            Bir çığlık sarsıyor şimdi her yeri
            Islak betonlar üstünde çaresiz
            Ezilen tohumlar gibi bir çığlık
            Ne erkekte erkeklik bırakıyor
            Ne kadında kadınlık
            Ey benim yenilmiş çocukluğum
            Akım yüklü tellerde tükenirken aşklar
            Biliyoruz artık
            Kansız geçilmiyor ırmaklar"
            
            Leylak Çığlığı'ından. 
Reply

_Saratov_

"Ey her şey bitti diyenler
          Korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler 
          Ne kırlarda direnen çiçekler
          Ne kentlerde devleşen öfkeler 
          Henüz elveda demediler. 
          Bitmedi daha sürüyor o kavga
          Ve sürecek
          Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek"
          
          Adnan Yücel'in. Duvarlara, panolara asamadığımdan bıraya asıyorum, dursun