bir bıçak sırtına uzanmış gidiyorum. yalın ayakla, üstümde ince bi' kazakla. üstelik yalnızca gitmiyorum, giderken götürüyorum da. acılarımı, kahrolası pişmanlıklarımı ve belki de kendime olan son inançlarımı... yol ayaklarımı kanatsada varacağım yere kadar durmak bana yasaklandı. varacağım. lakin vardığımda eski ben olacağım, diyemem. yanımda kendimi de götürüyorum çünkü. kendisi ile savaşı olan herkesin başı biraz dik, gözleri mağrur ama sırtı kamburdur. giderken geride elbette bazı şeyleri de bıraktım, unuttum diyemem lakin üzerimde tesiri de kalmadı. insan unutmaya ve unutulmaya mahkumdur. ben başarabilir miyim bilmiyorum. ve evet, unutabilmek çok büyük bi' başarıdır.