Saramadığım, iyileştiremediğim o kadar çok yaram var ki.. birinin üzerindeki kanı silmeye çalışırken, sanki bir yenisi açılıyor. Her bir izimin üzerinde parmaklarımı gezdiriyorum; acıları hâlâ taze, hâlâ çok derin. Dokundukça sızlıyorlar, hatırladıkça daha da ağırlaşıyorlar. Ne zaman geçecekler? Ne zaman kabuk bağlayıp iz olmaktan öteye gitmeyecekler? Ne zaman kendime baktığımda kan değil de, sadece iyileşmiş bir hikâye göreceğim?