Köklerini aynı toprağa saldığımız koca bir soy ağacı... Fakat ne anne yarısı bildiklerimizin ne de baba soyundan olanların göğsünde bize ayrılmış bir zerre merhamet var. Bunca insanın, kalabalık sofraların etrafında toplanan onca sözde akrabanın arasında, kardeşlerim ve ben nasıl oldu da böylesine kimsesiz kaldık? Bir kaşık sıcak çorba, kan bağımız olan bu koca kalabalığın omuzlarına böylesine mi ağır bir yük oldu? Ruhumun en derinlerine, iliklerime kadar kök salan bu yapayalnızlık hissi, artık tüm o akrabalara karşı duyduğum geri dönülmez ve kapkaranlık bir nefrete bırakıyor yerini.