demonsalai

gençlik güzellik demek sevgilim
          	devrim güneşi demek
          	dayaktan korkmamak demek
          	
          	bir şeyler oku bana 
          	yakılmış bir kitaptan 
          	ağır ağır susarak
          	
          	yüreğin kabarırsa tutma kendini 
          	"yaşayanlar ağlar ancak" 
          	ve düşün ki bir örgüttür ağlamak 
          	en eskilerden
          	
          	özleyeceğimi bildiğim günleri göz göre göre yaşayıp bitirdim
          	haziran da sona varıyor,
          	yağmurlarını da alıp çekip gitse bari

demonsalai

haziran da sona eriyor (14 temmuz)
Reply

demonsalai

gençlik güzellik demek sevgilim
          devrim güneşi demek
          dayaktan korkmamak demek
          
          bir şeyler oku bana 
          yakılmış bir kitaptan 
          ağır ağır susarak
          
          yüreğin kabarırsa tutma kendini 
          "yaşayanlar ağlar ancak" 
          ve düşün ki bir örgüttür ağlamak 
          en eskilerden
          
          özleyeceğimi bildiğim günleri göz göre göre yaşayıp bitirdim
          haziran da sona varıyor,
          yağmurlarını da alıp çekip gitse bari

demonsalai

haziran da sona eriyor (14 temmuz)
Reply

demonsalai

melankolik bir ruh halinde hissedemediğim zamanlar ruhumun derinliklerine inebiliyormuş gibi hissedemiyorum. çok fazla anlıyorum, çok fazla görüyorum, çok fazla hissediyorum. sanki düşündüklerim, hissettiklerim insanların anlayamayacağı bir renkte

demonsalai

eğer biri bana "nasıl sevilmek istersin?" diye sorsaydı, önce çiçekler, hediyeler ya da el yazısıyla yazılmış mektuplar derdim
          
          ama daha derin bir seviyede sorarsa, aslında "fark edilme sanatıyla" sevilmek isterim
          
          bana sürekli tekrar ettirmeden küçük şeyleri hatırlayan biri
          
          "bunu gördüm ve aklıma sen geldin" diyen biri
          
          gülüşümü, sesimin üzgünken, yorgunken ya da iyiymiş gibi yaparken nasıl değiştiğini fark eden biri
          
          sırf beni hatıra olarak saklamak için rastgele fotoğraflarımı çeken biri
          
          beni afallatıp "bunu nasıl bildin?" dedirten ve sadece "çünkü hatırlıyorum" diye cevap veren biri
          
          kendimi güvende hissettiğim bir şekilde sevilmek istediğimi söylerdim
          
          gerçek mi yoksa geçici mi diye fazla düşünmeme gerek kalmayan bir sevgi
          
          tutarlılık istiyorum, sadece kolay veya heyecan verici zamanlarda değil. sakin, sıradan günlerde bile yanımda olan ve bundan keyif alan birini istiyorum
          
          kendimin her parçasını açıklamak zorunda kalmadan anlaşılmak istiyorum
          
          bana nasıl davranması gerektiğini açıklamam gerekmeden beni gözlemleyerek tanıyan birini 
          
          zorluğun ilk işaretinde uzaklaşmayan, bunun yerine öğrenen, büyüyen ve kalan bir sevgi
          
          dürüstçe ve bilinçli bir şekilde sevilmek istiyorum
          
          sadece sözlerle değil, her gün eylemlerle
          
          ama sanırım bu isteklere karşılık hayat bana "sen kimsin ki amk" diyerek gülüyor

demonsalai

atlar yalnız kalmamak için bu kadar koşarlar, diyen o at;
          yalnızlar koşarken de yalnızdır, diyen o at; yalnızlar öperken de yalnız,
          sımsıkı sarılırken de o at buramdaydı.
          "bu ses nereden geliyor?" dediğim o gün, göğsümdeki at yere uzandı.
          
          hem ölmedim, hem ölürüm dediğim yerde ev yaptım.
          hatırlamayı unutma,
          kırılmasın diye yükseklere bıraktığın o şeyleri hatırlamayı unutma.
          bazı sesleri sadece atların duyduğunu ve bu yüzden yalnız olduklarını,
          atların yalnızlıktan koştuklarını.
          insan bazen unutup ölemiyor.
          dünyanın sonunu görüp,
          unutup,
          ölemiyor.
          
          "düşen şeylerin gürültüsü"nü,
          konusu olmayan bir mutsuzluğu anlatmamı benden bekleme.
          ben hevesim kursağımda, burada, buralarda;
          sen mucidini öldüren her icat gibi,
          ne işe yaradığını bilmeyen bir alet gibi orada, oralarda.
          
          kim bana baksa, içimde incinmiş bir atın o son cümlesi:
          "ölmek değil, asılmak istiyordum."
          düşerken biçim almış bir gövdeydim.
          beni ancak düşerken sevebilirlerdi

demonsalai

her çiçek meyve olmak ister
          her sabahın arzusu akşamdır 
          en güzel yaz bile ister
          hissetmeyi sonbaharı ve solduğunu
          sessizce dur, yaprak, sabırla dur
          kaçırmak isterse rüzgâr seni
          oyna oyunlarını
          savunma kendini
          bırak olsun ne olacaksa
          bırak, seni kıran rüzgârın esintisi
          uçursun seni yuvana

demonsalai

yaşandı diye tesirini buruşturup çöpe atamıyoruz. gürültüyle, patırtıyla geçip gitmiş bir günün yalnızca tek bir karesi öyle zorlayıcı, öyle acımasız oluyor ki bazen dünyanın daraldığını, kendi içine doğru çekildiğini, yeryüzünü eğip büktüğünü sancıyla hissediyorum.
          
          silemem. aynısını yeniden yaşamanın imkanı da yok. öyleyse bu içimi dürtüp duran ne? sanki nesline omzunun üstünden bağırıyorsun “hanginizin kederi koşup bana yetişti?” diye. çünkü bu duyguların seninle doğmuş olması mümkün değil.
          
          “gelip geçti,” dediğin baharı avucuna alıp yüzünü yıkıyorsun her gün. gözlerinde çuval çuval arkada bıraktıkların var.
          
          bir ağacın dibinde görüyorsun kendini. yapraklar birer birer dökülüyor; mevsim değiştikçe yeniden filizleniyor. sen ise karşında çırılçıplak kalan o gövdeye bakarken, hatırında gencecik kalmış ama aslında epey yaş almış o kahrolmuş adamın sesiyle kamçılanıyorsun. “en çok da seni silemem. seni tekrar edemem. seni bıraktım.” demek ne zor. çünkü biliyorsun: yalnızlık var. sen onu yalnız yazdın. o seni yalnız yazdı. gerçek ile gerçeküstü birbirine karışıyor; geçmiş, bugün ve gelecek gibi. tüm dünyaları birbirine harmanlıyorsun. 
          
          ne sen ona yetişebiliyorsun, ne o seni içine alıp yaşamayı öğretiyor. ve insan bazen en çok, hiç yaşayamadığı bir hayatın yasını tutuyor. belki de bazı hayatlar yalnızca içimizde yarım kalmak için var.

demonsalai

seni kabullendim, artık beni incitemeyeceksin
Reply