demonsalai

hayat sürerken ördün
          	zamanı günle böldün
          	gerekli miydi gördüğün
          	karanlık işte
          	yaşam olurken buydu (orada günlerin isimleri yok)
          	elinde gerçek oldu (vadedilmiş hayatlar burada yok)
          	sebepsiz gece oldu gün doğarken (durduğum yer düşler)
          	seninle doğdu ömrün (yazdığım sonun esamesi yok)
          	hesap yaparken söndün (içtiğim suyun semeresi yok)
          	gün dönümüyle öldün (durduğum yer düşler)
          	bitti işte 

demonsalai

hayat sürerken ördün
          zamanı günle böldün
          gerekli miydi gördüğün
          karanlık işte
          yaşam olurken buydu (orada günlerin isimleri yok)
          elinde gerçek oldu (vadedilmiş hayatlar burada yok)
          sebepsiz gece oldu gün doğarken (durduğum yer düşler)
          seninle doğdu ömrün (yazdığım sonun esamesi yok)
          hesap yaparken söndün (içtiğim suyun semeresi yok)
          gün dönümüyle öldün (durduğum yer düşler)
          bitti işte 

demonsalai

boşluk sesi ol
          hoşluk sesi ol
          sonra dönüp üz beni
          
          seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp
          sanki senden bahsetmiyormuş gibi yapıp
          sanki benden bahsetmiyormuşum gibi
          fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana
          
          yılları ve yolları, limanları ve fırtınayı
          artık sonsuza dek yitirdiğimizi
          büyünün bitişini,
          hiç gerekmeyen yıllarda huzur,
          çok gereken yıllarda da fırtına
          nasıl yaşanır onu anlatacağım
          
          seni bir yabancı gibi karşıma alıp
          bunun dayanıklı bir şey olmadığını
          sürekli kılınmadığını,
          yani kısacık sürdüğünü,
          oysa hayatın korkular ve alışkanlıklar bütünü
          olduğunu,
          bütün bunları sana nasıl anlatacağım?

demonsalai

gitmek mi yitmektir, kalmak mı artık bilmiyorum
          yerini yadırgayan eşyalar gibiydim ya ben hep
          ve inançlı, gitmenin bir şeyi değiştirmediğine
          bilemem, belki bu yüzden
          ben sana yanlış bir yerden edilmiş bir büyük yemin gibiydim
          beni hep aynı yerimden yaralayan o eve yine de döneyim,
          döneyim istedim

demonsalai

gençlik güzellik demek sevgilim
          devrim güneşi demek
          dayaktan korkmamak demek
          
          bir şeyler oku bana 
          yakılmış bir kitaptan 
          ağır ağır susarak
          
          yüreğin kabarırsa tutma kendini 
          "yaşayanlar ağlar ancak" 
          ve düşün ki bir örgüttür ağlamak 
          en eskilerden
          
          özleyeceğimi bildiğim günleri göz göre göre yaşayıp bitirdim
          haziran da sona varıyor,
          yağmurlarını da alıp çekip gitse bari

demonsalai

haziran da sona eriyor (14 temmuz)
Reply

demonsalai

melankolik bir ruh halinde hissedemediğim zamanlar ruhumun derinliklerine inebiliyormuş gibi hissedemiyorum. çok fazla anlıyorum, çok fazla görüyorum, çok fazla hissediyorum. sanki düşündüklerim, hissettiklerim insanların anlayamayacağı bir renkte

demonsalai

atlar yalnız kalmamak için bu kadar koşarlar, diyen o at;
          yalnızlar koşarken de yalnızdır, diyen o at; yalnızlar öperken de yalnız,
          sımsıkı sarılırken de o at buramdaydı.
          "bu ses nereden geliyor?" dediğim o gün, göğsümdeki at yere uzandı.
          
          hem ölmedim, hem ölürüm dediğim yerde ev yaptım.
          hatırlamayı unutma,
          kırılmasın diye yükseklere bıraktığın o şeyleri hatırlamayı unutma.
          bazı sesleri sadece atların duyduğunu ve bu yüzden yalnız olduklarını,
          atların yalnızlıktan koştuklarını.
          insan bazen unutup ölemiyor.
          dünyanın sonunu görüp,
          unutup,
          ölemiyor.
          
          "düşen şeylerin gürültüsü"nü,
          konusu olmayan bir mutsuzluğu anlatmamı benden bekleme.
          ben hevesim kursağımda, burada, buralarda;
          sen mucidini öldüren her icat gibi,
          ne işe yaradığını bilmeyen bir alet gibi orada, oralarda.
          
          kim bana baksa, içimde incinmiş bir atın o son cümlesi:
          "ölmek değil, asılmak istiyordum."
          düşerken biçim almış bir gövdeydim.
          beni ancak düşerken sevebilirlerdi

demonsalai

her çiçek meyve olmak ister
          her sabahın arzusu akşamdır 
          en güzel yaz bile ister
          hissetmeyi sonbaharı ve solduğunu
          sessizce dur, yaprak, sabırla dur
          kaçırmak isterse rüzgâr seni
          oyna oyunlarını
          savunma kendini
          bırak olsun ne olacaksa
          bırak, seni kıran rüzgârın esintisi
          uçursun seni yuvana