demonsalai

Pesan ini mungkin menyinggung
i have the good days, good phase, feeling like I like my face and body
          	taking pictures cause i know i'm a hottie
          	then the bad days comes in waves, feeling like i gained weight
          	wish i could disembody and be somebody else
          	cause i’m unwell, i can't control myself
          	i'm asking for help
          	there's something inside that fucking hurts me every time
          	 one minute i'll be fucked, and the next minute i'm fine
          	don't romanticize my life
          	i need a redesign

demonsalai

Pesan ini mungkin menyinggung
i have the good days, good phase, feeling like I like my face and body
          taking pictures cause i know i'm a hottie
          then the bad days comes in waves, feeling like i gained weight
          wish i could disembody and be somebody else
          cause i’m unwell, i can't control myself
          i'm asking for help
          there's something inside that fucking hurts me every time
           one minute i'll be fucked, and the next minute i'm fine
          don't romanticize my life
          i need a redesign

demonsalai

belli etmiyorum ama güzellik takıntım yüzünden çekilemediğim fotoğraflar, biriktiremediğim anılar, utangaçlığım yüzünden katılamadığım etkinlikler, sahip olamadığım arkadaş grupları, kilo takıntım yüzünden giyemediğim kıyafetler, bütün takıntılarım yüzünden sahip olamadığım hayat hep içimde kalacak

demonsalai

her çiçek meyve olmak ister
          her sabahın arzusu akşamdır 
          en güzel yaz bile ister
          hissetmeyi sonbaharı ve solduğunu
          sessizce dur, yaprak, sabırla dur
          kaçırmak isterse rüzgâr seni
          oyna oyunlarını
          savunma kendini
          bırak olsun ne olacaksa
          bırak, seni kıran rüzgârın esintisi
          uçursun seni yuvana

demonsalai

let it happen
Balas

demonsalai

yaşandı diye tesirini buruşturup çöpe atamıyoruz. gürültüyle, patırtıyla geçip gitmiş bir günün yalnızca tek bir karesi öyle zorlayıcı, öyle acımasız oluyor ki bazen dünyanın daraldığını, kendi içine doğru çekildiğini, yeryüzünü eğip büktüğünü sancıyla hissediyorum.
          
          silemem. aynısını yeniden yaşamanın imkanı da yok. öyleyse bu içimi dürtüp duran ne? sanki nesline omzunun üstünden bağırıyorsun “hanginizin kederi koşup bana yetişti?” diye. çünkü bu duyguların seninle doğmuş olması mümkün değil.
          
          “gelip geçti,” dediğin baharı avucuna alıp yüzünü yıkıyorsun her gün. gözlerinde çuval çuval arkada bıraktıkların var.
          
          bir ağacın dibinde görüyorsun kendini. yapraklar birer birer dökülüyor; mevsim değiştikçe yeniden filizleniyor. sen ise karşında çırılçıplak kalan o gövdeye bakarken, hatırında gencecik kalmış ama aslında epey yaş almış o kahrolmuş adamın sesiyle kamçılanıyorsun. “en çok da seni silemem. seni tekrar edemem. seni bıraktım.” demek ne zor. çünkü biliyorsun: yalnızlık var. sen onu yalnız yazdın. o seni yalnız yazdı. gerçek ile gerçeküstü birbirine karışıyor; geçmiş, bugün ve gelecek gibi. tüm dünyaları birbirine harmanlıyorsun. 
          
          ne sen ona yetişebiliyorsun, ne o seni içine alıp yaşamayı öğretiyor. ve insan bazen en çok, hiç yaşayamadığı bir hayatın yasını tutuyor. belki de bazı hayatlar yalnızca içimizde yarım kalmak için var.

demonsalai

seni kabullendim, artık beni incitemeyeceksin
Balas

demonsalai

i can't help but wonder if you could do better
          find someone you could understand
          i can never be the one you dreamed of
          
          how could you know me?
          you've never been lonely
          the way you have no clue
          what hurts my ego
          keeps you alive