bazı acılar geçmiyor. öfkemi senin için taşımıyorum merak etme çünkü bazı yaralar bizim elimizde değil bilirsin. bana seni yaşatmadan elimden aldılar sanki önceden benimmişsin gibi, her neyse. senin konun açılmış yine, neye öfkelendiğimi bile bilmeden satırlara kusuyorum. biliyorsun; ben bir damla olup taşmadım sana. bırak, bırak da satırlar bana kalsın. neye öfkelendiğimi bilmeden, dağıtıp kırayım cümlelerimi. seni sarmış olan ben, kendi cümlelerimi kıracak kadar dargınım kendime. biraz da dalgınım. kafamı cama yasladığım an, gözlerim nereye dalıyor bilmiyorum. farkında değilim olan biten şeylerin, yanımdaki adam bir şeye ağlıyor. ben kendi derdime takılıp düşüyorum, bir de sürekli devam eden gözümden düşüşün. her düşüşünde sen olmadan dizlerinden öpüyorum, farkında bile değilsin. olma da, olmasın ki anlam kazansın anlam yitiren her şeyin inadına, bize. biz demişken; biz olarak çıktığımız yolda ben olarak dönmek zorunda bıraktığın için de kalbinden öpüyorum. gecenin bir vakti seni içine almayan denizi de ben bilirim. kafamın içinde bir mermi var ve içeride döndükçe orayı yavaşça bitiriyor. beni kus, beni doğur, beni yıka, beni öp, beni artık öldür.