geceyg
Link sa KomentoMga Alituntunin sa Pag-uugaliWattpad Safety Portal
Ders çalışarak sabahladığım kaçıncı gün bilmiyorum
geceyg
Allahım, aștım mı aşar mıyım, yardım ettin mi edecek misin, ettiysen ya da edeceksen, sonrası ne olacak, tabiat boşluk kabul etmiyor diyorlar, kalbimin çukurlarına bundan sonra ne dolacak, tekrar eden her şeyden usandım ama yaşamak böyle bir şey mi Allahım, sabahlara dek tavanlara bakan gözlerini defalarca kapatıp defalarca acıyla açan, günün geri kalan tüm vaktini sızlayan gözlerle geçiren o kadın olmaktan ve sonra iyileşmekten, hayatı yeniden sevmekten, sonra kalbimi tekrar çok hasta hissetmekten, yorganların altında ezilmekten, uykusuzluktan, bi uyusam her şey geçecek gibi hissetmekten, her uyuduğumda kabuslar görmekten, ve yine iyileşmekten ve Allahım ben yoruldum gerçekten,, yaşamak böyle bir şey mi, yoksa ruhum mu sakat benim, bana herkes gibi olmayı öğretir misin
geceyg
26.07.2021
geceyg
Gökyüzüne bakıyor ısrarla, sanki, küçük prensesmiş de, gezegenini ve gülünü uçan balonlarla terk etmiş, şimdi de, gülü oralarda bi yerde diye düşününce, gülümsüyormuş gibi,, kendimi tutamayıp peş peşe iltifat ediyorum ona, nazikçe teşekkür ediyor ve yine gökyüzüne çeviriyor başını,, orada ne görüyorsun diyorum, orada olmak istediğimi,.. işte keşke, büyüyünce bi kuş olabilseydim de seni sırtıma alıp oralara götürebilseydim hissi, beraber gitseydik burası hiç durulacak gibi değil,, banktan inip yanına oturuyorum, onu gözlerim doyana kadar kalbim dolana kadar seyrediyorum, ayranı bitiyor, terliklerini çıkarıp, ayaklarını suya salıyor, sabahtan beri içimden geçirdiğim ama hareket etme arzum yetersiz kaldığı için yapamadığım şeyi yapıyor,, hemen terliklerimi çıkarıyorum, ayaklarımı suya bırakıyorum, yaşamak derdi, sevmek tortusu, hepsi suda çözünüyor, şıp şıp, ayaklarımızı sallıyor ve gülüyoruz, arada dalgalar geliyor, eteklerim ıslanıyor, yüzümüz ıslanıyor, küçük prensesin gözlüğünde minik su lekeleri kalıyor, öyle güzel ki, hava kararmaya yakın, üşüyorum biraz, çıkıyorum sudan, küçük prenses gitmesen olmaz mı diyor,, bak su ısındı şimdi diyor, o öyle dediği için su hemencecik ısınıyor,, geri dönüyorum yanına, ona neşeli şarkılar açıyorum, ayaklarımı suya bırakıyorum, telefonum çalana değin, orada onunla, dünyanın nüfusunu ikiye indirmenin huzurunu paylaşıyorum,, düşünüyorum da, vedalaşırken bile gülümseyen gözlerini bir yaka çiçeği gibi göğsümde taşıyacağımı, gökyüzüne her baktığımda, onu ve gülünü hatırlayacağımı, bilmiyor ama kesin anlamıştır,,
geceyg
Küçük bi kız çocuğu geldi oturdu az ileriye. Pembe tokası ve saç örgüsüyle. Kakülü ve gözlüğüyle. İki derin gamzesi ve uzun tavşan dişleriyle. Mavi parmak arası terliği ve plastik bardakta bol köpüklü ayranıyla. Çoğunca gerçeklikle aram iyi olmadığından,, ben mi tasavvur ediyorum acaba onu diye bi endişelendim ilk, önce kaçamak bakışlarla, sonra gözlerimi hiç ayırmadan seyrettim onu. Dizlerini karnına çekmiş, her yudumun ardından dudağının üstünde kalan ayranı temizleyerek öylece denize ve gökyüzüne bakıyor,, delicesine gülümsüyor,, neden bu kadar mutlu, neden bu kadar mutlu, neden bu kadar,,, dayanamayıp soruyorum, tebessümü irileşiyor, öyle, diyor, öyle mutlu, öyle kolay, öyle sebepsiz,,, nasıl imreniyorum.
geceyg
Bi arkadaşım vardı ortaokulda, kız, sınıftan bi çocuğa aşıktı, çocuk da ona aşık biliyoruz ama yaşımız küçük diye arkadaşım hep mesafeliydi ona karşı, sonra çocuk taşındı gitti, biz liseye geçtik, kız hâlâ o çocuğu anıyor, seviyor, özlüyor, arada birilerinden -ortak arkadaş vs- haberini alıyor, sosyal medyadan falan bakıyor, çok nadir mahallede görüyor, hepsi bu. Lise sonda çocuk kıza ulaştı, ama hayat tarzları çok farklı, kız yine set çekmek zorunda kaldı, annesi istemedi, o çocukla olmayacaksın dedi, öyle bir iki çay kahve içildi arkadaş ortamında, ara ara ufak mesajlaşmalar, ama hep bir duvar. Sonra bir baktık çocuk nişanlanmış. Bizim kız ağlıyor, perişan. Ben ona olan aşkıma hep sadık kaldım diyor, kimseleri sokmadım hayatıma şu yaşıma kadar diyor. Kız da çok güzel, Allah var, hele çocuğa nispeten yani. Peşinde bir sürü eli yüzü düzgün delikanlı. Kimseyi istemedi cidden. Çocuk nişanlı ama ara ara kızı hâlâ yokluyor. Kız kırgın, tedirgin. Ufak tartışmalar yaşanıyor. Çocuk diyor ki, ben deniyorum, ama olmuyor. Bi eşeklik ettim. Nişanlandım. Gel dersen bırakacağım. Bana o kapıyı bir kere açarsan. Geleceğim diyor. Kız kimsenin günahına girmek istemediği için o kapıyı yine kapatıyor.
geceyg
Sonra sonra öğreniyoruz. Çocuk uyuşturucu kullanmaya başlıyor. Bir sürü sıkıntıya sokuyor kendini. Nişan da bozuluyor. Askere giderken bizim kızı arıyor. Askerde bizim kızı arıyor. Dönünce bizim kızı arıyor. Sersem, dengesiz bir irtibatları var. Kız içten içe eriyor. Ben bu kız iflah olmayacak diye üzülüyorum. Annesi arada beni yokluyor, o çocukla görüşmüyor değil mi diye. Ailemize uygun değiller evladım, işi gücü yok, sağlam pabuç değil, çocuğumuzu sokakta bulmadık ki diyor. Haklı. Kız kederli, efkarlı. Aslında her şeyin de farkında çoktandır kabullenmiş olamayacaklarını. Ama gönlüne laf geçiremiyor. Nihayetinde çocuk diyor ki, gülüm, bu böyle olmayacak, gel kaçırayım seni. Elbet affeder, annedir. Bizim kız on yıldan fazladır kapatamadığı defteri, bu teklifin üzerine kapatıyor bir daha açmamak üzere. Sanıyorum ki, kendinden korktu. Öyle çok aşıktı ki, birazcık dinlese kalbini, annesini babasını bırakıp gidecekti. Ve sonra da çok üzülecekti. Çünkü babası o dönem ağır sağlık sorunları yaşadı. Bipolar teşhisi koyuldu. Yürek acısına aile sınavı da eklendi, derdi büyüdü dağ oldu sanki. Bir zaman sonra, çocuğun nişanlısıyla yeniden barıştığı haberi geldi. Ama eskisi gibi devirmedi bizimkini. Okuluydu, ailesiydi, kaybettiği aile büyükleriydi derken yıllar geçti. O ara biz de ayrı düştük, hayat işte. Öğrendim ki biriyle tanışmış, altı ay içinde evlenmeye karar vermiş bizim kız. Ben daha duyduklarıma inanamadan, yuvası kuruldu, dünyalar güzeli bir kız çocuğu bile oldu, peki öykünün sonunda ne oldu. Çocuk daha ilkokuluna bile başlamadan, o yuva bozuldu. Ben hâlâ, o kapattığı defteri, dönüp dönüp, kendi kendine okuduğuna, gözlerinin dolduğuna eminim. Ama sorabileceğim ya da teskin edebileceğim bir yakınlığımız yok artık. Sevdiğiyle evlenseydi de mutsuz olacaktı muhtemelen ama sevdiğiyle mutsuz olacaktı. Ne bileyim. Durduk yere, çocukluk arkadaşımın, çocukluk aşkının kederi vurdu beni. Öyle.
tarumarbaharlar
Panon çok güzel♡
geceyg
geceyg
Yaşamımı bir saklı bahçeye dönüştürmekten, tüm duvarlara aydınlık pencereler çizmekten, meyvelerden ve dalga seslerinden, omzumu öpmekten, gücümü gücümden almaktan çok hoşlanıyorum.
geceyg
Ben yürümeyi bir yaşımda unuttum.
İki yaşımda sözüm kesildi, kendime küstüm. Top oynarken gözümü çıkarttılar. Annem çok korkmuştu o gün. O korkunca ben kör oldum
geceyg
-buradan düz git, istikamet sahibi yolunu bulur
-amin-
Şiire ben diye girdim Rabbim
Estağfurullah
Vesselam
geceyg
Uyandım telaşla. Bir rüya mı beni böyle ürküttü yoksa bir gürültü mü bilmiyorum fakat irkilerek açtım gözümü. Dur dedim bekleyelim geçer şimdi. Tekrar uyuruz ne iyi.
geceyg
Kendime geliyorum aslında gelmesem de olurdu. Yeniden otobüs. Varıyorum nihayet mis gibi kanlıca. Önce bir yemek. E işte bak iyiyiz kızım seni mutlu etmek için daha ne yapayım. Bir şey yapma diyorum. Duymuyorum. Duysam neler neler söylüyorum. Misal. Canım çiçeğim sen beni hayatın içine sokuyorsun ama ben sadece yuvarlanıyorum
geceyg
Gidiyoruz son yedi durak. Son yedi mi, nasıl yani. Midem tepki veriyor bu sayıya. Dur diyorum, kahvaltıyı da geç yaptık oysa. Gözlerim kararıyor diyeceğim ama beyazlıyor. Körlük kitabı geliyor aklıma. Dur diyorum şimdi sırası mı. Güleceğim ama iyi değilim. Kulağımda kuvvetli bir uğultu. Başım nasıl dönüyor sorsalar vals bilmem diyorum. Neredeyim hiç bakmadan. Basıyorum düğmeye abi beni indir müsait bir yerde. Sevda tepesiymiș durağın ismi. Buranın sevdayla uzaktan yakından ilgisi. Varsa diyorum cümlem bitmeden kaldırımdayım. Eh be kızım gezdik keyifliyiz iyiyiz hani. Durak şurada hemen niye kaldırıma çöktün. Yok diyorum kendime. Böyle iyi. Bekliyorum. Birkaç yudum su. Uğultu hafifliyor. Gözlerim yeniden işlev kazanıyor, bak diyorum aa bunlar ellerim. Bu telefonum bu saatim. Bunlar da. Bunlar kim bilmiyorum ama korkuyla bakıyorlar. Kızım diyor bir taksici. Ambulans çağırayım mı, iyi misin. İyiyim, iyiyim. Ambulans mı sen de korkutma beni. Nasıl görünüyorum merak ediyorum. Kolonya getiriyor taksici. Bir diğeri az ilerideki manav kamyonundan üç muz getirmiş. Ye kızım diyor şekerin düştü belki. Yok diyorum iyiyim bir karşıya geçeyim. Şu cafede daha da kendime gelirim. Tamam diyor koluma giriyor birisi. İki üç araba geçti e artık biz de geçelim derken. Geri geliyor uğultu bir öncekinden daha şiddetli. Ama diyorum canım uğultu caddenin ortasında böyle iş olur mu. Ölemiyoruz nasılsa dedik diye. Tıpış tıpış geri dönüyorum güvenli kaldırımıma. Kulaklarım buz kesiyor, içinde mentol var derim biri sorsa. Soğuk ter. Görüntü kaybı. Titrek eller. Bağı çözülmüş dizler. Peş peşe yükleniyor. Şu muzları yesem fena olmaz diyorum. Üstüne yine su. Kızım diyorum seni tavanı çöken zemini iten ev öldüremedi. Sevda tepesinde mi öleceksin. İsmen güzel tercih ama arkada pis bir nehir. Bi bak diyorum burada da ölünür mü hiç.
geceyg
Ben başımı yaslıyorum bin mikroplu vapur demirine. Aman diyorum. Nasılsa ölemiyorum.
Vapur varıyor istediğim yere. Sahilinde oturup biraz. Ay diyorum üsküdarlı olduk iyice. Atlayıp bir otobüse. Otobüs gidecek sanıyorum istediğim yere. Şoför binse gidecek de. Dışarıda bir hararetli mücadele. Diyorum canım abim hava çok sıcak ben kederliyim. Duymuyor duysa merhametli bir abiye benziyor. Üç beş on on beş. Dakikası bitmiyor dünyanın. Abi nihayet hatırlıyor bizi çaresizce bıraktığını. Gidiyoruz yol ne uzun. İstanbul diyorum senin trafiğinin kulağını çeksem nasıl olur.
geceyg
Anlatsam yarısında izin alıp gideceğiniz bir hikâyedir burası, burası dünya bizi nasıl kırdıysa öyle de gönlümüzü almamayı bildiği yerdir bülent parlak, ricakeș