heartshapedscqr

çiçek reçeli
          	
          	bir damla kan ve yüz bin düşünce;
          	çoktandır varsın ama seni tanımak yeni,
          	doğulup büyünülen yeri başa almak,
          	her yeri ezbere biliyor sanarken;
          	sana uzaktan bir kez daha dokunmak,
          	hayata yeniden doğmak gibi.
          	
          	konuşmayı yeniden öğrensem,
          	gece kulaklarını açıp yazsa dediklerimi,
          	kum gibi tane tane dökülse suların ortasına.
          	onlarca soruyla ihtimalleri değerlendirmek,
          	sevgi bir lütfutur
          	ama aynı zamanda
          	parça parça dökülmek demek.
          	kalksam yerimden,
          	kollarına gelsem,
          	dudaklarındaki kelimelerden öpsem.
          	
          	yaşanmayan şeyleri hatırlayıp 
          	yeni anılar üretsem ve yaşatsam zihnimde,
          	ortak olsan bana,
          	yaşasak hepsini bir bir,
          	taşlar dizip yaksak peygamberleri,
          	aynalardan baksam sana,
          	suretini kazısam aklıma,
          	ukalaca şiirler yazabilir miyim
          	bu çöllerde yaşamış olanlara?
          	
          	gönlümün ortasına ektiğin çiçeklere baksan,
          	her birine isimler versen,
          	yüreğini kolla sevgilim,
          	içinde bir tek ben toprağı eşen.
          	eski bir tanrı tanısak beraber,
          	onun kulu gibi davransak.
          	
          	yeniden ve yeniden küfür ederken her şeye,
          	doğumdan öte berabermişiz gibi yaşasak.
          	seni sevsem kirpiklerinden ve gözlerinden,
          	uçurum çiçekleri diksem gözlerine,
          	sen ağlarken gözlerinden dökülen.
          	
          	sonra toplarken her birini,
          	esmer bir kadının beline yazsak
          	dokunarak okunulan gözlerden ırak şiirleri.
          	ezgilerle sağa ve sola savrulsa heceler.
          	
          	aransa kapı kapı dudaklarda yaratıcının adıyla.
          	kovalansa ve kovalansa
          	kaçsa çerpik ve çadır hanelerden
          	uçarak kaçsa her bir şeyden
          	girse kumların dibindeki nehire.
          	
          	kolundan tutanlara tükürüp bağırsa tüm nefesiyle
          	dişlerini, tırnaklarını, bacaklarını kullanır
          	üstünde çiçek istemez
          	altında yer üstünde gök
          	kumların içinde kaybolmak istemez.
          	
          	
          	gülleri kanla yıkanır bu esmerin,
          	kalbi çiçeklenir,
          	kanı rengarenkken buz kesilir
          	tüm ateşin ortasında yalnız erirken
          	taşların içinde ağıtlar döker beline.
          	
          	"vernem nidahem sevgilim,
          	vernem nidahem!
          	soylum, birliğim, dirliğim, nefesim,
          	harflerim ve dileğim."
          	
          	[...]

heartshapedscqr

[...]
          	  göğsüz kaldın şu yaşında 
          	  vursam dizlerime içerlensem
          	  udlar tutsak dul kadınlarla
          	  her bir dudaktan benzer acılar dökmek
          	  gidenin geri gelmeyişine
          	  kumlarla uçan
          	  tepeleri açan sevgililere.
          	  
          	  belime yazsam ve ellerimle okusam
          	  allara bulansam ve çiçeklensem
          	  ilahilerle çağırsam göçenleri
          	  kalabalıklar içinden gelsen ve
          	  yaşatsan yaşanmamış geçmişi.
          	  
          	  kelleyle kopar yüz bin düşünce
          	  milyonlarca laf ve jübileli sayımlar
          	  ya da ebcedli
          	  kanla akmış onlarca hayalle
          	  dolsa kumdan bedenine
          	  ve yine
          	  vernem nidahen sevgili.
          	  
Répondre

heartshapedscqr

çiçek reçeli
          
          bir damla kan ve yüz bin düşünce;
          çoktandır varsın ama seni tanımak yeni,
          doğulup büyünülen yeri başa almak,
          her yeri ezbere biliyor sanarken;
          sana uzaktan bir kez daha dokunmak,
          hayata yeniden doğmak gibi.
          
          konuşmayı yeniden öğrensem,
          gece kulaklarını açıp yazsa dediklerimi,
          kum gibi tane tane dökülse suların ortasına.
          onlarca soruyla ihtimalleri değerlendirmek,
          sevgi bir lütfutur
          ama aynı zamanda
          parça parça dökülmek demek.
          kalksam yerimden,
          kollarına gelsem,
          dudaklarındaki kelimelerden öpsem.
          
          yaşanmayan şeyleri hatırlayıp 
          yeni anılar üretsem ve yaşatsam zihnimde,
          ortak olsan bana,
          yaşasak hepsini bir bir,
          taşlar dizip yaksak peygamberleri,
          aynalardan baksam sana,
          suretini kazısam aklıma,
          ukalaca şiirler yazabilir miyim
          bu çöllerde yaşamış olanlara?
          
          gönlümün ortasına ektiğin çiçeklere baksan,
          her birine isimler versen,
          yüreğini kolla sevgilim,
          içinde bir tek ben toprağı eşen.
          eski bir tanrı tanısak beraber,
          onun kulu gibi davransak.
          
          yeniden ve yeniden küfür ederken her şeye,
          doğumdan öte berabermişiz gibi yaşasak.
          seni sevsem kirpiklerinden ve gözlerinden,
          uçurum çiçekleri diksem gözlerine,
          sen ağlarken gözlerinden dökülen.
          
          sonra toplarken her birini,
          esmer bir kadının beline yazsak
          dokunarak okunulan gözlerden ırak şiirleri.
          ezgilerle sağa ve sola savrulsa heceler.
          
          aransa kapı kapı dudaklarda yaratıcının adıyla.
          kovalansa ve kovalansa
          kaçsa çerpik ve çadır hanelerden
          uçarak kaçsa her bir şeyden
          girse kumların dibindeki nehire.
          
          kolundan tutanlara tükürüp bağırsa tüm nefesiyle
          dişlerini, tırnaklarını, bacaklarını kullanır
          üstünde çiçek istemez
          altında yer üstünde gök
          kumların içinde kaybolmak istemez.
          
          
          gülleri kanla yıkanır bu esmerin,
          kalbi çiçeklenir,
          kanı rengarenkken buz kesilir
          tüm ateşin ortasında yalnız erirken
          taşların içinde ağıtlar döker beline.
          
          "vernem nidahem sevgilim,
          vernem nidahem!
          soylum, birliğim, dirliğim, nefesim,
          harflerim ve dileğim."
          
          [...]

heartshapedscqr

[...]
            göğsüz kaldın şu yaşında 
            vursam dizlerime içerlensem
            udlar tutsak dul kadınlarla
            her bir dudaktan benzer acılar dökmek
            gidenin geri gelmeyişine
            kumlarla uçan
            tepeleri açan sevgililere.
            
            belime yazsam ve ellerimle okusam
            allara bulansam ve çiçeklensem
            ilahilerle çağırsam göçenleri
            kalabalıklar içinden gelsen ve
            yaşatsan yaşanmamış geçmişi.
            
            kelleyle kopar yüz bin düşünce
            milyonlarca laf ve jübileli sayımlar
            ya da ebcedli
            kanla akmış onlarca hayalle
            dolsa kumdan bedenine
            ve yine
            vernem nidahen sevgili.
            
Répondre

heartshapedscqr

-Şair Öpücüğü-
          
          Eski metinler okuyorum,
          Ne garip şeyler kardeşim?
          Acı kahve, acı çikolata, acı baharat...
          Yanında biraz da ucuz şarap.
          
          Bazen tanrıları okuyorum,
          Onları anlarken egom büsbütün başka.
          Kimisinin peygamberi oluyorum,
          Dilimle insan biçiyorum.
          
          Everest'e bakıyorum göz ucuyla,
          Acaba onu da mı körpeler yarattı?
          Göğe çeviriyorum gözlerimi,
          Kuşkusuz oranın ilahı buradan farklı!
          
          Asmaya, kesmeye götürüyorlar beni.
          Dilim çok arsızmış,
          Boyun eğip kıs kıs gülüyorum,
          Kuşkusuz benim varlığım diğerlerinden ayrı.
          
          Sözlerim bildiklerim, gözlerim gördüklerim,
          Geçmişim ve geleceğim daha anlamlı.
          Bunu ben değil onlar söylüyor,
          Benim kameramı yalnız tanrı biliyor.
          
          Deux, eins, tre.
          Acaba peygamber hangi dili biliyor?
          Okları çevirmeden bana
          Usulca beni izliyor.
          
          Aynalar kırıp çömlekler yapıyorum,
          Hepsinden kendimi görüyorum.
          Berrak sulara kendimi gömüp
          Amon'la günümü bitiriyorum.
          
          Tabuttaki kemiklerin tamamı,
          İki yüz altısı benim;
          Çöpteki yüz yetmiş üç ise lanetin,
          Omurgasızları sevemiyorum.
          
          Eins, deux, tre.
          Bir, iki, üç.
          Zambaklara dörder öpücük,
          Dionysus'un gölgesini dudaklarıma veriyorum!
          
          Bella ciao,
          "J'embrasse tes lèvres"!
          Kemikleri sana yedirip
          Kendimi geri mumyalıyorum.
          
          Kuşkusuz bir sonraki fotoğrafımda,
          Bir sonraki evreni çekiyorum.
          Başıma gelenler pek kötüymüş,
          "À bon chat, bon rat sevgilim!" diyorum.
          
          Kendi laflarımı değil,
          Eski rahip palavralarını satıyorum.
          La Fontaine olmuş cübbelilerin
          Kavallarını uzaktan dinliyorum.
          
          Büsbütün benden sanıldı buraya dek,
          Ben buna "şair öpücüğü" diyorum.
          Gözlerimi devirirken
          Her bir dudağı şehvetle öpüyorum.
          
          Güzel dudaklar kirlenmez;
          Kendi sözlerimi aralara iliştiriyorum,
          Gören anladığı vakit,
          Ona cennetten arsa vadediyorum!

heartshapedscqr

Yıllardır severek okuduğum "Cüneyd" şiirinin (ki biyografimde de bulunur.) yayılması, yıllar sonra yeniden bir okur kitlesine sahip oluyor olması sebepsizce hoşuma gidiyor. Türk edebiyatı gerçekten çok zengindir; gerek tarihiyle, gerek diliyle, gerek coğrafyasıyla... Bu muazzam kültürü unutmadan ilmek ilmek işleyerek öğrenmek yalnızca benim değil, hepimizin görevi. Canlarım, her şeyden önce şunu unutmayın ki, bir toplumu beslemek veyahut zehirlemek sanatından geçer. Sanat öyle büyük bir güçtür ki yalnızca insanı değil, toplumları ve zamanları etkisi altına alabilir. Önce tarihinizi, ardından sanatınızı öğrenin. Ardından Dünya sanatına bakının. Eğer ki kendi kökeninizi objektif bir şekilde öğrenmezseniz çok kolay manipüle edilip yanlış hayranlıklara kapılırsınız. Elimden geleceğini bilsem okumaya hevesli her çocuğun önce gözlerinden öper, ardından tüm bildiklerimi öğretirdim. Uzun zamandır yeni bölüm atamıyorum çünkü yorucu bir süreçteyim. Bildiklerimi genişletip öyle size aktarmak istiyorum. Yakın zamanda bölümleri editleyip bazı hatalarımı düzeltmeye başlayacağım. Aktif olan yazılarım bittiği vakit çok başka senaryolar ile yeniden sizlerle olacağım. Eğer aranızda dertleşmek veyahut konuşmak isteyenler olursa belli ettikleri vakit kendilerine ulaşabilirim. Her birinizi gözlerinizden öpüyorum canlarım, buradaki küçücük okur ailem benim için değerli. Hepiniz benim için değerlisiniz. 

heartshapedscqr

Günaydınlar efendim, shame beş bin okuma için çok teşekkür ederim. Birkaç aydır müsait olmadığımdan yb atamıyorum ancak telafi edeceğimin sözünü içten bir şekilde veriyorum. Oylarınız, yorumlarımız ve desteğiniz için çok teşekkür ederim. Diğer ficlerimi ve panomdaki şiirlerimi okumayı unutmayın! apri veyahut luna, ne derseniz deyin sizleri kocaman öpüyorum!!!

00JustReader

@cigarettesafterapri kaç gün sövdüm inanamazsın
Répondre

heartshapedscqr

@00JustReader wattpad dminin kapanması en çok seni etkiledi gibi...
Répondre

00JustReader

@cigarettesafterapri özlettin kendini yazarım :(
Répondre

heartshapedscqr

-Elma Şekeri-
          
          Paramı şarapçıların sahaflarına sattım,
          Doğmadan büyüdüğüm için tüm günah benim.
          Çocukluğun hafif esintisi hiç üstümde olmadığından
          Üstümdeki bu yorgunluk ve bıkkınlık hiç geçmedi.
          
          Çocukluğumu sattım deniz kıyılarında,
          Uzun uzun sahili dinledim.
          Sonra balmumu erittim Güneş'in altında,
          Şekilden şekile girdim.
          
          Ne güzelmiş o pamuk şekerler,
          Oldum olası sevemedim.
          Pek tatlıymış elma şekeri,
          İçinde kim yaşardı hiç merak edemedim.
          
          Arada bulutlara baktım,
          İlahlarını tanımak istedim.
          Onu da öğreten olmadı,
          Kendi kendime öğrendim.
          
          Ne güzel şeymiş çocuk ruhu,
          Dinledikçe yaşamak istedim.
          Şimdiki aklıma beraber hep dedim,
          "Keşke koparmasaydım ipleri."
          
          Renkleri, sayıları, günleri, ayları saydım.
          Sonra sıkıldım tersten saydım.
          Ellerim önceden çok küçükmüş,
          Neden büyüdüğünü bir türlü anlayamadım.

heartshapedscqr

-Virgül-
          
          Hiç sevmiyorum sonları;
          Her yerden her şekilde
          Yeniden ve yeniden başlamayı,
          İlkmiş gibi değil de
          Devammış gibi davranmayı seviyorum.
          
          Belki de bu yüzdendir
          Çokça virgül içeren ve
          Bir şekilde bir yerden devam eden
          Sonu zor gelen cümlelerim.
          Her cümlemin sonu koca bir virgül.
          
          Hepsi diğerleriyle bağlantılı,
          Hayatımın ta kendisi
          Bahçede ölmüş çocukların,
          Onların hayallerinin devamı.
          Eğilmeyen tek virgül benim.
          
          "Nokta kadar menfaat için
          Virgül kadar eğilme." diyorlar,
          İnsanları yakmak için nokta eklemektense
          Koca koca virgüller kullanıp
          Her cümlemin sonuna bir gül eklemeyi seviyorum.
          
          Her çocuğun gözlerinden öpüp
          Ellerini ısıtıyorum,
          Onlar da koca bir nokta olmadan önce
          Virgüllerin değerini öğrettikten sonra
          Parlak ambalajlı şekerler veriyorum.
          
          Herkesi az biraz sevip hepsine yol veriyorum,
          Benim için üzülmelerine gerek yok.
          Küçükken kalbime raf taktım
          Sevdiklerimi sığdırmak içindi bu çözüm.
          Hak edene hem hayatımda hem kalbimde yer veriyorum.