Selaam, X’de bir etkinliğe katıldım. Şöyle; Sevdiğimiz karakterlerden biri, başka bir evrende olsaydı nasıl olurdu? Diye. Ben de yazdığım iki evrenden bir karakter seçtim ve böyle bir sahne çıktı ortaya. Yazarken çok eğlendim. Onları çok özlediğimi fark ettim. Umarım siz de olurken özlersiniz. Bir gün bu evrenleri tekrar sizinle buluşturacağım, söz veriyorum.❤️❤️
“İyi ki doğdun, Jamess, iyi ki doğdun seeen” James, pastanın bütün yüzeyini kaplayan mumları üflemek için eğildiği sırada, sinsi bir gölge bulutu bütün mumların üzerini kapladı ve bir anda hepsini söndürdü. On iki kişilik masa, ani bir sessizliğe büründüğünde bütün yüzler tek bir noktaya odaklandı.
Tabi o sırada Dark, kıkır kıkır gülmekle meşguldü. Siyah, kuzguni saçlarının tepesine taktığı, Aurora’nın zorla takması için verdiği pembe doğum günü şapkası yana kaymıştı. Takmayı kabul ettiği tek şey olan tacı yerine, saçma, kartondan bir taç takmayı reddetmişti fakat karanlıklar lordunun bile boyun eğmek zorunda kaldığı birkaç şey vardı. Mesela güzel bir çikolata gibi. Her neyse, bütün ölümcül bakışlar Dark’a odaklandığında, kendini komik sanan lordumuz bu ani sessizliğin nedenini merak edip başını kaldırdı ve onu dikkatle izleyen yüzleri görünce “Ne?” Demekten kendini alamadı. “Ben bir şey yapmadım. Beni istemediğim yerde tutan sizsiniz.” Haklıydı. Fakat James’in yaş günü pastasına dokunmaya cüret edecek kadar cesur olmamalıydı.
“Seni iblis! Yine büyünle doğum günü pastamın mumlarını söndürdün! Onlara üflemek için ne kadar çok nefes alıştırması yaptım, haberin var mı??” James, sinirle kılıcına uzandı ama o an, modern dünyada olduğunu hatırlayıp elini sertçe masaya vurdu. Dark’tan aldığı tek karşılık ise sinir bozucu bir göz devrilmesiydi.