Kalemimin ucundan dökülen mürekkebin seni anlatmasını, yaşatmasını ve hissettirmesini istedim hep. Ama içimde sana beslediğim duyguları isimlendiremeyen bir kalp varken bencil oldum. Tanımlayamadığım duygulardan birini, seni, satırlara, paragraflara, hayatıma, ömrüme sermeye çalıştım. Ve sonra durdum, sana baktım. Hissettim, anladım. Eksik olanı fark ettim ve boşluğu doldurdum. Yazdığım şiirlerde yer edinmesini istediğim kelimelerin suretiydin sen; kalemimden akan mürekkebin acısı, kederi, zulmü, sevinci, hayatı, aşkıydın. Sen, benim tanımladıklarımın dışında yaşatılan, var olan, her şeydin. Şiir kelimelerim değil, sendin. Şiir, senin yüzündü.