kuanhar

Suskunlukla geçiştirilmiş tüm hakikatler zehirlenir. 
          	Parçalanabilecek ne varsa, bırakın parçalansın hakikatlerimize çarpıp. İnşa edilecek pek çok ev var hâlâ.

kuanhar

Otuz yıl sonra bir çekmecenin dibinde Thomas ve Mathieu'nün doğum ilanlarını buldum. Klasik türden ilanlardı, sadeliği se­verdik, çiçeksiz, leyleksiz.
          Kağıt sararmış ama anglez yazı karakterleriyle basılmış ya­zılar okunuyor, size Mathieu'nün doğumunu bildirmekten mut­luluk duyarız, sonra da Thomas'nınkini.
          Elbette bu mutluluktu, nadir bir an, eşsiz bir deneyim, bü­yük bir coşku, sözle anlatılamaz bir saadet...
          Hayal kırıklığı da bir o kadar büyük oldu.
          Mathieu ve Thomas'nın engelli olduklarını, kafalarında saman olduğunu, hayatları boyunca saçma sapan şeyler yapa­caklarını, Mathieu'nün çok bahtsız olacağını ve kısa süre sonra bizi terk edeceğini size bildirmekten son derece üzgünüz. Kırıl­gan Thomas bizimle daha uzun süre kalacak, gittikçe kambur­laşacak... Eliyle konuşuyor, zorlukla hareket ediyor, artık resim yapmıyor, önceye göre daha neşesiz, nereye gidiyoruz baba diye sormuyor artık.
          Belki de bulunduğu yerden memnundur.
          Ya da artık hiçbir yere gitmek istemiyordur.

kuanhar

Başıma bundan böyle ne gelirse gelsin, bu kadının dünyada var olduğunu bilmekten, sesini yudumlamaktan, yakınlığını solumaktan mutluydum. Benim için bir anne, bir sevgili, bir tanrıça olsun kabulümdü; yeter ki kendisini yakınımda bileyim, yeter ki benim yolum onunkine uzak olmasındı.