Omuzları düştü. Özlemişti yine. Yeğenini, o kız çocuğunu, sevdiğini… Yine yılların eskittiği bir ses vardı kulağında. “İstemiyorum. Özlemek istemiyorum, ona bakmak için fotoğraf aramak istemiyorum. Onu her özlediğimde mezarlığa gelmek istemiyorum.” Kırık anıların arasından geliyordu. Ukde’ye aitti. Sessizdi ama hala sitem doluydu. Onun gibi hissediyordu. Onu her özlediğinde mezarlığa gidecek olmanın sitemini taşıyordu.
Bu bölüm çok yorucuydu ve daha bitmedi bile...