l1ben0

"Sen kimsin?" Diyerek nefeslendi Atayerka ona, sanki ilk kez görmüş gibi ve bu görüntü nefesini kesmiş gibi. Nutku tutulmuş, dili kırılmış ve kalbi koca bir boşlukla sızlarken. Yeraz telaşsız, boşlukta süzülür gibi narin ve sakin bir şekilde vücudunu ona çevirdi, sanki bu esmer tenli melek suretlinin varlığının tek amacı güzelliğini sergilemekmiş gibi tasasızdı.
          	
          	"Bir önemi yok bunun," dedi baldan daha kıvamlı,  içine düşen bütün kötülüğü yutup yok edecekmiş, sanki onun bünyesinde ufak kötülük zerresinin bulunması bile imkansızmış gibi gelen sesiyle. "Peki asıl sen kimsin Atayerka?"
          	
          	Bu derin bir soruydu, Atayerka onun içini gördüğünü ve ona asla yalan söyleyemeyeceğinin farkındalığıyla çırılçıplak hissetti.
          	
          	"Ben," dedi soluk soluğa. "Ben kimim, bilmiyorum. Hatırlayamıyorum."

l1ben0

Evet, Atayerka bunu tereddüt etmeden yapardı, koca bir kara deliğe dönüşeceğini bilse de.
Reply

l1ben0

Sonra adımları geriye çekildi, Manfu'nun bakışları altında ait olduğu yere, karanlığa döndü.
          	  
          	  Atayerka biliyordu, onun ruhunda en ufak acının izini bir daha görürse, bütün insanlığın mutluluğunu içindeki kara boşluğa yığardı. Eğer kendisinin bu karanlıktan çıkma imkanı yoksa, Yeraz'ın ışığı uğruna el sürmediği bu yeryüzünü katrana bulardı.
Reply

l1ben0

Yeraz yüzündeki endişeyle seslendi. "Bunu yapmamalıydın," kendi için olan endişesini bastıran hissin, onun artan ağrısı ve yüklendiği yük olduğunun farkındaydı. "neden yaptın?" 
          	  
          	  Atayerka bir adım gerilerken onun yüzüne sanki geri dönmek istediği evi gibi baktı.
          	  
          	  "Acı senin yüzündense benim içime yakışırdı, ait olduğu yere almaktan başka bir şey yapmadım."
Reply

l1ben0

"Sen kimsin?" Diyerek nefeslendi Atayerka ona, sanki ilk kez görmüş gibi ve bu görüntü nefesini kesmiş gibi. Nutku tutulmuş, dili kırılmış ve kalbi koca bir boşlukla sızlarken. Yeraz telaşsız, boşlukta süzülür gibi narin ve sakin bir şekilde vücudunu ona çevirdi, sanki bu esmer tenli melek suretlinin varlığının tek amacı güzelliğini sergilemekmiş gibi tasasızdı.
          
          "Bir önemi yok bunun," dedi baldan daha kıvamlı,  içine düşen bütün kötülüğü yutup yok edecekmiş, sanki onun bünyesinde ufak kötülük zerresinin bulunması bile imkansızmış gibi gelen sesiyle. "Peki asıl sen kimsin Atayerka?"
          
          Bu derin bir soruydu, Atayerka onun içini gördüğünü ve ona asla yalan söyleyemeyeceğinin farkındalığıyla çırılçıplak hissetti.
          
          "Ben," dedi soluk soluğa. "Ben kimim, bilmiyorum. Hatırlayamıyorum."

l1ben0

Evet, Atayerka bunu tereddüt etmeden yapardı, koca bir kara deliğe dönüşeceğini bilse de.
Reply

l1ben0

Sonra adımları geriye çekildi, Manfu'nun bakışları altında ait olduğu yere, karanlığa döndü.
            
            Atayerka biliyordu, onun ruhunda en ufak acının izini bir daha görürse, bütün insanlığın mutluluğunu içindeki kara boşluğa yığardı. Eğer kendisinin bu karanlıktan çıkma imkanı yoksa, Yeraz'ın ışığı uğruna el sürmediği bu yeryüzünü katrana bulardı.
Reply

l1ben0

Yeraz yüzündeki endişeyle seslendi. "Bunu yapmamalıydın," kendi için olan endişesini bastıran hissin, onun artan ağrısı ve yüklendiği yük olduğunun farkındaydı. "neden yaptın?" 
            
            Atayerka bir adım gerilerken onun yüzüne sanki geri dönmek istediği evi gibi baktı.
            
            "Acı senin yüzündense benim içime yakışırdı, ait olduğu yere almaktan başka bir şey yapmadım."
Reply

l1ben0

Yıllarca aynadaki yansımamı izledim, 
          Pencerenden bakmanın nasıl bir şey olduğunu görmek için. 
          Bütün kusurların yok olduğu bir ayna, tazeciğim. Hiç düşmemişim, dizlerim bile tazecik. 
          Gözlerimi bir kırpmam yetiyor kıyamet için, işte beni senden ayırmaya bir göz kırpmanın gücü yetiyor. 
          Kırmızı ipler çekiştiriyor beni, bileklerimden. 
          Çektiğin yer uçurum sanıyorum, yüksekten korkarım ben. Yüksekten mi korkuyorum yoksa düşmekten mi, binlerce soru.
          Çektiğin yere gelememek için eklemlerimden kesiyor atıyorum ellerimi kör bıçaklarla, işte o kadar korkuyorum yüksekten.
          

l1ben0

Geçmişe bir sünger çekiyor, dizlerimdeki yaralara üflüyor ve doğruluyorum. Düştümse de sana bakarken düştüm. Kötü olan her detayı, bir kenara atıyorum. Bizi iyi hatırlayacağım, geçmişi affediyorum. Bizi azad ediyorum. 7 kat cennetin tüm yüce duyguları üzerine olsun, sen tüm güzel şeylere layıksın. Yemin ederim.
Reply

l1ben0

Aynaya bakıyorum, iyileşmeye bir şans tanıyorum. Sevdiğin gülüşlerimi geri getirmek için bir çaba. Sigaraları kırıyor atıyorum. Nikotinin mide bulantısını hak etmediğimi söylüyorum. Tıpkı senin de hak etmediğin gibi. Bizim için ağlamayı o tuvalette bırakıyor, gülmek için yeminler ediyorum. Yaşamalıyız, başka hayatımız yok. 
            
            Aynanın karşısındayım, tekrar ve tekrar. Kirpiklerimi sayıyorum. Senin gözlerinle baktığımı unutuyorum. Pencerende bütün kusurlarımın yok olduğunu da. Yine de, sayıyorum. 
Reply

l1ben0

Aynaya bakıyorum, 20 yaşıma girmek üzereyim. 
            Yıllar önce senin ağzından çıkan bir cümle çıkmıyor aklımdan. Gözlerinin birindeki kirpikler diğerinden daha yoğun. Hangi yüzü inceledin o kadar, çocuk kıskançlığıyla ben yıllardır kirpiklerimi sayıyorum. 
            Oysa kime ne kaç kirpik düşmüş yüzüme. Yine de sayıyorum. Kirpiklerime baktıkça aklıma düşüyor yüzün. Ben bu fani hayatta sana şahit oldum yürek felaketim. Seni ve yaşadıklarımızı affediyorum. Varlığın için minnetteyim. Soluğumun yarısı, kalbimin eksik ritmi. İyi bakacaksın ikisine de. 
            
Reply

l1ben0

Bütün ilkelerimi kaybettim, bütün sınırlarımı yıktım. Kötü olan her şeyi içeri aldım ama kendim çıkmadım o kuyudan. İğrenç bir insana evriliyorum, sana hep kızdığım şeyleri yapmaya başladım. Hâlâ en büyük korkum sevilmek, bir onu kırıp geçemedim. Geçmek de istemiyorum, baksana bana neler kaybettirdi. Kendime bir mektup dâhi yazmaya yüzüm, güzel günlerimi ya da öfkelerimi günlüğüme dökmeyi bıraktım, artık hepsini yutuyorum. İçim kara bir delik. Bir yuttuğumu bir daha hatırlamıyorum, korkarım beni de çekiyor içine. Ağır ağır. 
          
          

l1ben0

Bilirsin senin kılına dokunan insana benim içim kırk yıl soğumaz, ben dahilim.
Reply

l1ben0

Bütün bunlar bir yana, dünyanın en güçlü kadını ve en kırılganı olmayı nasıl başarıyorsun gözümde?
Reply

l1ben0

Maneskin son şarkısını çıkarana kadar her şeyi yutuyordum. Kendime ne işkenceler ettim senin konuşmadığın kadar ağır konuştu tüm şarkılar bana. Aldılar intikamını, korkma. Sen kıyamıyorsun, ben hallettim. Kestim cezamı, zansız kalmadı cinayetin bende.
Reply

l1ben0

Kimsenin elinden tutmaya cesaret edemediği o küçük kızın ellerini tutup kaldırma cesareti gösterdiğin için, onu yalnız bırakmadığın için seninle gurur duyuyorum güzel kızım. O eli hiç bırakma, ancak bu şekilde ayakta durabilir insan. Söylemiştim, birini merkeze koymak seni bir depremde yerle bir eder. Ne olur kendini koy o merkeze, gerekirse kopar at bütün köklerimi. Canım acımaz benim.
          
           Ben yalvarmam, ben hiçbir zaman yalvarmadım. Ama yalvarırım, kendinden önceye kimseyi koyma. Yalvarıyorum sana güzel kızım, dizlerimin üzerindeyim. Kendinden. Önceye. Kimseyi. Koyma. Biricik sevgini, çoğunun hak etmediği o dehşet güzellikteki sevgini çar çur etme büyümeyecek deli kirazlara. Kendini yeşertmekte kullan, yemin ederim dünyanın en güzel çiçeği sensin. Açacaksın, biri için değilse bile kendin için. 

l1ben0

Sessiz sularda yüzüyorum, suyun altında sesim çıkmıyor diye unutmadım sesimin varlığını. Tınısı aklımda, en çok bir adı sayıklarkenki hâli. Uzun bir uykudan sonra konuşmaya çekinmek gibi, sesimi çıkarmamam gözlerimin görmediğini göstermez. Her şey bir kenara, benim gövdemi her meltem sallar ama senin fırtınanda ekildim bu toprağa. Yüzümden belli olmayanı içimde saklamıyor değilim. Her şeyi yakıp atmış değilim, aklıma düşmüyor değilsin. Çıkıyor musun orası tartışılır. Ama alıştım. Alıştım, ben iyi gelemeyeceğim her yaraya merhem diye sürünmemeyi öğrendim. Meryem midir merhem mi derler, ben Meryem'im. Gönülü yaralarım, merhemi de yoktur elimde. Öldürdüğüm bu ihtimalin yası 40 yılda çıkar mı bilmem, 40 günde çıkmadığı apaçık. Nefeslen. Yorgunluğun her bir sözcüğünden okunuyor güzel kızım. Büyüdüm, gözlerinin önünde ama bunu da kabullenmek zor. Ne konuşuyorum ve hangisi doğru bilmiyorum. Aslında ben artık hiçbir şeyi bilmiyorum. Son günlerde seni çok özlüyorum. Ama söyleyecek kadar değil, hiç adetim değildir. Gördüm seni demek için bir "." bile yeterliydi, çenem düşüyor. İzin vermemeliyim, aslında bunlar bana mı onu bile bilmiyorum. Adetim değildir üstüme alınmak, konu bir senken oluyor bu. Gariptir. Aslında kendimi hiçbir zaman sana layık görmedim, sana benzeyen biri gördüğümde duraklanıp soluklanıyorum. Bana bakıyorlar, "hiç," diyorum. "çok sevdiğim bir yüze benziyor yüzün, nefes aldım." Bu yazdıklarım bile içimi deşiyor. Her şey nasıl da tersine evrildi, yazı yazmak ve içini dökmekte korkunç bir sıkıntı yaşayan artık benim. Bugün, birbirimizin hayatından çıktığımızda Nasa'nın çektiği fotoğrafa baktım. Dünya yeniden parçalanıp toza dönüşmüş gibi duruyordu, kıyamet kopmuş ve yaşam sönmüş gibi. Bilmiyorum güzel kızım, inan bana hiçbir şey bilmiyorum. Ne olur bana soru sorma, biliyorum, kahrolası hayatımda bir soruna bile net cevap vermedim. Ama ne olur bana soru sorma, yaşa. Bil ki, bir yerlerde aldığın herhangi bir soluk benim nefesimin yarısını doldurur. 

l1ben0

Bir oğlum olsun her şeyden çok istiyorum, ama sanırım bunun için de yeterli değilim. Sıkılıp kaçmayı dilersem, kendi gözümde tüm saygımı yitiririm ki bu çok büyük bir yıkım demek olur.