geçen sene bu saatlerde upuzun yazdığım ve tek bir tanesinin bile yerinden kıpırdamadığı,şarkılar dahil her isteğin,her cümlenin yine benim yüzümden aynı kalmasıyla sınandığım ve bunun ne kadar ucube bir his oluşunun farkında olmayışımla geçirdiğim bir yıldı.özetle,değişir sanmıştım çünkü değişimin getireceği hazzı üstün tutmuştum ama önemli olanın kendim olmayı bile kendimin yaratması gerektiğinin elzemliğini idrak edememiş olmamdı galiba.o cümlelerdeki çatışmalar ne zaman sonlanır bilmiyorum,elde ettiklerim beni isteyecek mi onu da bilmiyorum çünkü şu yaşında hâlâ doğrunun nerede olduğunu arıyorum.yalan yok,bazen isyan da ediyorum.gözlerdeki ışıltının geri gelmesinin nasıl sihirli bir değnek gibi insana dokunduğunu üçüncü gözle gördüğümden,kendini bulabilip bastırmadan yaşayan üstüne bir de yüzeysel derinlikten arınmış insanların varlığına,ölçüp biçmeden her duyguya izin verenlere hiç imrenmediğim kadar imrendiğimden.