meriforjkkk

Zihin, bazen kendi duvarlarını ören sessiz bir mimar gibi. İçeride yankılanan o bitmek bilmeyen uğultu, dışarıdaki dünyanın gürültüsünü bastırıyor. Henüz yolun başındayken, neden her adımda bir sonun gölgesi düşüyor önüme? Bir hayatın içine hapsolmuşken, aslında hiç gelmemiş bir geleceğin yasını tutmak neden bu kadar ağır? İnsan, daha hiç yaşamadan, nasıl olur da bu kadar çok son düşünür?
          	
          	Bazen kendimi, başkalarının sahnede unuttuğu bir kostümün içinde, bana hiç ait olmayan replikleri tekrarlarken buluyorum. Perde hiç kapanmıyor, ama sahne benim değil. Kendi içimdeki o uçsuz bucaksız denize uyanmak isterken, her sabah daha dar koridorlarda yürümeye mecbur bırakılmak ruhu her gün biraz daha eksiltiyor. Kendine dahi yabancılaşan bir ruhun, başkalarına aşina görünmeye çalışması ne büyük bir yorgunluk... İnsanın gerçek evi kendi bedeni değilse, nereye gidebilir ki?
          	
          	Yorgun bakışların arkasında saklanan o bitkinliği görüyorum her yerde. Sanki hepimiz, bir yerlerde yanlış bir trene binmişiz de, doğru istasyonu çoktan geçmişiz gibi. Bu tek seferlik yolculukta, neden kendi rüzgarımızı estiremiyoruz? Neden gökyüzü bu kadar genişken, bizim payımıza düşen hep bu dar pencereler?
          	
          	Şimdi sadece bir kağıdın beyazlığına sığınıyorum. Kelimeler, bu ağır havayı dağıtmaya yetmiyor belki ama en azından bir "iz" bırakıyor. Bir gün, tüm bu mecburiyetler ve o ağır sis bulutu dağıldığında; geriye sadece o sessizce beklediğim sabahın berraklığı kalacak. O vakit gelene kadar, bu gri koridorlarda kendi gölgemle sessizce yürümeye devam edeceğim.

wrei2th

Biliyorum güzelliğin yeraltı nehirlerine benzer
          Biliyorum bir sır gibi güzelsin
          Hani anlatılmaz duygular vardır
          Hani şarkılar vardır
          Sevip söyleyemediğimiz
          Şiirler vardır unuttuğumuz
          Aşına çehreler vardır hani
          Zaman zaman hatırlayamadığımız
          İşte sen o kadar güzelsin
          Ve ben o kadar karanlıklar içindeyim ki 
          Şunlar ellerindir diyorum, tutamıyorum 
          Şunlar gözlerindir diyorum, bakamıyorum
          Düşün, kahrımdan ölmeliyim artık 
          Ölemiyorum

vhtnation

vay vay vay

meriforjkkk

@wrei2th bız buyuz bu kadarız
Mag-reply

wrei2th

şiirlerde doldurduğum panoya yazdıklarınız..
Mag-reply

wrei2th

Sanata ruhumu veririm dedi, zerresine kadar sanattan oluştuğunu her gece kulağına fısıldadım. Sanatın en güzel rengi sende derdi, sanatın en güzel rengi sende ama senden sonra en çok heykelleri severim.
          "Sanatım sensin" diyorum ona satırlarımda. 
          "Tenine fısıldadım geceler boyu, geceler boyu diyorum her defasında biliyorum bunu, biz gündüzleri gizleriz de geceler bizim olur çünkü, aşkım. Güzel aşkım. Sanatım sensin."

meriforjkkk

Zihin, bazen kendi duvarlarını ören sessiz bir mimar gibi. İçeride yankılanan o bitmek bilmeyen uğultu, dışarıdaki dünyanın gürültüsünü bastırıyor. Henüz yolun başındayken, neden her adımda bir sonun gölgesi düşüyor önüme? Bir hayatın içine hapsolmuşken, aslında hiç gelmemiş bir geleceğin yasını tutmak neden bu kadar ağır? İnsan, daha hiç yaşamadan, nasıl olur da bu kadar çok son düşünür?
          
          Bazen kendimi, başkalarının sahnede unuttuğu bir kostümün içinde, bana hiç ait olmayan replikleri tekrarlarken buluyorum. Perde hiç kapanmıyor, ama sahne benim değil. Kendi içimdeki o uçsuz bucaksız denize uyanmak isterken, her sabah daha dar koridorlarda yürümeye mecbur bırakılmak ruhu her gün biraz daha eksiltiyor. Kendine dahi yabancılaşan bir ruhun, başkalarına aşina görünmeye çalışması ne büyük bir yorgunluk... İnsanın gerçek evi kendi bedeni değilse, nereye gidebilir ki?
          
          Yorgun bakışların arkasında saklanan o bitkinliği görüyorum her yerde. Sanki hepimiz, bir yerlerde yanlış bir trene binmişiz de, doğru istasyonu çoktan geçmişiz gibi. Bu tek seferlik yolculukta, neden kendi rüzgarımızı estiremiyoruz? Neden gökyüzü bu kadar genişken, bizim payımıza düşen hep bu dar pencereler?
          
          Şimdi sadece bir kağıdın beyazlığına sığınıyorum. Kelimeler, bu ağır havayı dağıtmaya yetmiyor belki ama en azından bir "iz" bırakıyor. Bir gün, tüm bu mecburiyetler ve o ağır sis bulutu dağıldığında; geriye sadece o sessizce beklediğim sabahın berraklığı kalacak. O vakit gelene kadar, bu gri koridorlarda kendi gölgemle sessizce yürümeye devam edeceğim.

wrei2th

Herkes gitse bile dünyanın sonuna kadar ben buradayım, buradasın. Bilirsin ki herkes gitmeleriyle meşhurdur, bak işte yeniden baş başayız. Ben yeniden yazıyorum; yorgunluklarımı yazıyorum, yarınsızlığı yazıyorum, kaybolan çılgın neşemizi, geç gelen farkındalığın acısını, pişmanlıklarımı yazıyorum; elimden başka da bir iş gelmez bunu en iyi sen biliyorsun. Orada kimse olmasa bile, orada olmasan bile kelimelerimle sana el uzatıyorum ve biliyorum, bazen bir şeyleri mahvetmenin en kestirme yolu tüm gücünle o şeye sarılmaktır.
          
          İsmine sarılıyorum.

wrei2th

Ârızun yâdiyle nemnâk olsa müjgânum n’ola 
          Zâyi’ olmaz gül temennâsiyle virmek hâra su. 
          
          Ben lebün müştâkıyam zühhâd kevser tâlibi 
          Nitekim meste mey içmek hoş gelür, huşyâra su. 
          
          Ravzâ-i kûyına her dem durmayup eyler güzâr 
          Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş reftâra su. 
          
          Su yolın ol kûydan toprag olup dutsam gerek 
          Çün rakîbümdür dahı ol kûya koyman vara su. 
          
          Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar 
          Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su. 
          

wrei2th

Göz yaşların senin güçlüğüne kanıt. Bana söylemesende bazenleri gizli gizli ağladığını düşünüyorum. Omzum ıslak gözlerin ve başını koymak, zihnimse seni dinlemek için hazır. Sana senden fazla inanıyorum. Başaracağını biliyorum. Seni seviyorum nini ~~

wrei2th

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
          Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
          Pervane olan kendini gizler mi alevden?
          Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu...
          
          Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
          Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
          Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
          Yalnız o güzel gözlerinin nuru görünse...

wrei2th

gitmek mi istiyorsun? 
          kanayacaksın, 
          kapıdan çıkacak cesareti bulana kadar 
          ve çıktığında 
          küçüğüm, 
          kalacaksın 
          yaraların iyileşene kadar bu kısır döngü 
          nefes aldığın sürece devam edecek 
          zihninde ağlayacaksın, 
          gözyaşlarını silemeyecek duruma gelene kadar 
          kesilecek avuç içlerin 
          kanayacaksın 
          saçların örülemeyecek kadar kısalacak, 
          dudakların öpülemeyecek kadar kuruyacak, 
          ciğerlerin nefes alamayacak kadar sönecek 
          yara bandı tutmayacak açık yaraların, 
          neşter kesti 
          iğne dikmeyecek 
          ipler yeterince uzun değildir, bilirsin 
          kavuşamazlar sevdiklerine 
          bana nasıl bir kalp verdiğinin farkında değilsin, 
          zehir pompalıyor zihnime 
          ve bir kapı görmediğinde artık dört duvar arasında 
          anlayacaksın, 
          yalan söylediler 
          küçüğüm, 
          bize yalan söylediler 
          bu dünya gerçek cehennemdi 
          ve senin kolların 
          cennetine hiç yetişemedi