lütfen, okuduğunuz ve gördüğünüz şeyleri kafanızın içinde tartmadan, bir doğru-yanlış değerlendirmesi yapmadan öylece benimsemeyin; sevmeyin, paylaşmayın kimseyle. benim bu paylaştığım, bahsettiğim içeriklerin birine zarar verme ihtimali var mı? birinin yanlış fikirlere kapılmasına sebebiyet verir mi? diye düşünmeden hareket etmeyin. bu öyle ahım şahım bir hassasiyet kalıbı da değil. en azından bu devirde. dünyanın bu kadar komplike ve içinden çıkılmayacak kadar iğrençliklere battığı bu devirde bu tür hassasiyetlere sahip olmak abartılacak bir şey değil. hiç değil inanın ki. sadece içeriklerden vesaire de bahsetmiyorum, hayatınızda yaşanan herhangi olumsuzluğu, üzüntüyü, sevgisizliği, güvensizliği ve kötülüğü kendi aranızda düşünürken bile başka insanların hayatına dokunacak fikirlere sahip olmanız kabul edilemez. kimsenin canı bir başkasının hayatında yaşanan olumsuzluğun kurbanı olacak kadar değersiz değildir. kimse bir başkasının, BİR KÜÇÜK ÇOCUĞUN kendi kafası içindeki hastalıklı düşünceleri; yaptırımları bile doğru düzgün olmayacak eylemleri uğruna can verecek kadar değersiz değil. hele ki KÜÇÜK BİR ÇOCUĞUN CANI hiç değil. buradaki çocuk adlandırılabilecek yaştaki kardeşlerim, kendinize dikkat edin, kimseye ve hiçbir şeye en değerlinizi yani kendi zihninizi teslim etmeyin. hayatınızda ne yaşanıyor olursa olsun, sizi insanlığınızı yitireceğiniz raddeye getirmemeli. içinizdekileri paylaşın, bir farkındalık oluşturun kendi içinizde, arkadaşlarınızla ve sevdiğiniz büyüklerinizle konuşun. sevin, sevilin ve bataklıksa yaşadığınız yer, o bataklığın açtıracağı çiçek olmak için elinizden geleni yapın.
bu söylediklerim öncelikle gündemdeki iç parçalayıcı olaylara sessiz kalmak istemememdendir. insanın şu kısacık ömründe bir çocuktan da korkacağı aklına gelmezdi açıkçası.
hepiniz Allah'a emanetsiniz.