micamomille

gönlüm yamalı, benliğim yaralı. kaç vakit geçmiştir biz bu ateşten yanalı? 

micamomille

elvedasını duyduğumuz kişinin ardından bakakaldığımız o sessiz dakikaları bir görsele benzetirim ben, güneşin bütünüyle batmasının ardında bıraktığı semadaki aydınlık. ne gözümün merceğinden dışarı bir beden, ne de gönlüme artık yakın bir ruh. ne apaçık aydınlığın kamaştırıcılığında, ne de karanlığın zifirindeyiz henüz. renkleri batmadı belki güneşin, ama bir defa daha doğacağı da meçhul. 

micamomille

öğleden sonra bir gölün yanıbaşında uzanmış uyukladığım sırada sayıklamalarla uyandım. bir karga konmuş gagasıyla bedenimi dürtüyordu. bana kalırsa beni ceset sanmıştı, sanmaktan ziyade belki de ölmüştüm sahiden. ölümden uyanmıştım, öyle kan ter içindeydim. bir su aradım etrafta, akabinde karganın ağzındaki ipi gördüm, berrak bir suyun yüzdüğü bir bardağı çekiştiriyordu. atıldım bardağa aceleyle, derken karga da hızlıca geri çekti bardağı. tekrar biraz daha hızlı atıldım, derken gerisin geri çekildi yine bardak. elim kaldı havada, damağım hâlâ susuz. pisliğin teki kargadan medet ummayı bırakmak istedim, kestirdim gözüme bir tane martı. martının kanatları da durmadı yerinde, hareketlendi hemen. öfkelendim. gözüme kestirdiğim şeylerin hareketlenmesini sevmezdim. bir kediye bakayım dedim, anında son sürat uzaklaştı çalılara doğru. yarım saattir gözüme ne kestirdiysem kaçıp gitmesiyle susuzluğumdan hazeyana gelmiştim. bakındım kargaya göz ucuyla. yanımdaydı hâlâ ve hiç de ayrılmamıştı. karga beni kendine muhtaç etmişti. anladım ki o bardaktan başkası şifa olmayacaktı bana, başladım sürünmeye... 

micamomille

bitmeyecek ne kadar çok şey var öyle, biteceğini vadeden her şeyin yanında. belki biz biteriz onlar bitmez, ondan çok şey gibi gelir böyle. her gün yeni düşünceler, eylemler ve insanlar doğuyor. her gün sizin ömrünüz kadar tanıdıklığınız olan bu dünyayla yeni yeni bir tanışıklığa girmek üzerine adım atıyor onlarca yenidoğan. hayat hep size aynı gelirken bazıları her gün farklı yüzüyle karşılaşıyor. bazıları varlığınızdan haberdar, bazenleri kim olduğunuzdan habersiz. tanışıklığınıza bin tanışıklık katmak için güneş doğdukça yeni günler ekleniyor. daha göreceğiniz onlarca farklılığın gazetesini sabahleyin iliştirir kapınızın koluna, şayet okursanız diye.