mina8207
Herkese selam. Uzun zaman sonra yine aktiflik ve yine ben. Yazdığım kitabı LGS sonrası yayınlayacağım, o zamana kadar panodayım. Biraz içimi dökmek istedim. Okuyan olur mu bilmem ama bu kez sadece duygularımı yazmak istiyorum...
Çok doldum sanki. Deneme çözerken sözeli hallettim ama sayısala geçince öyle bir modum düştü ki anlatamam. Sorular yapılabilir gibiydi ama canım öyle istemedi ki, çoğunu yanlış yaptım. Maalesef ki ülkemizdeki eğitim sistemi bizi her derste başarılı olmaya zorluyor. Hedeflerimiz, hayallerimiz ne yazık ki kendimiz dışında kimsenin umurunda değil. Herkesin aklındaki kalıp şu: her derste başarılı değilsen, başarılı yada çalışkan biri değilsin. Tam olarak bu kalıba herkes canı pahasına inanıyor. Oysa hayır, hayat böyle değil. Sözelde iyiyim ama sayısal... istemiyorum. İstek olmadan başarı olur mu? Hayır, olmaz. Herşey istekle başlar. Ama istek de gönülde başlar, zihinde değil.
İşte bu yüzden sevmiyorum ülkemin sistemini. Doğası, tarihi, kültürü cennet gibi ama biz insanlar el birliğiyle tüketiyoruz. Sonra da “neden enerjik insan yok?” diye yakınıyoruz. Hayatının baharında sınavla boğulan çocuklar, sabahın köründe çalışıp gece yorgun dönen insanlar... Sokakların, güneşin, denizin tadını çıkarabiliyor muyuz gerçekten? Kaç kişi fark ediyor çevresindeki güzellikleri? Belki de hiçkimse. Çünkü hepimizin zihni meşgul. Hayat zor değil aslında, biz zorlaştırıyoruz arkadaşlar. Kaygılar, korkular, hep bizim ürettiklerimiz. Hayvanlar gibi kaygısız yaşayamıyoruz çünkü kendi kaygımızı kendimiz yaratıyoruz. Ama en kötüsü: buna alışmamız. Sessiz kalmamız. Kendi geleceğimizi kendi ellerimizle solduruyoruz. Kendi ruhumuzu kendimiz enkaz altında bırakıyoruz. Peki ya neden? Ne uğruna?