Güneş karanlığa hasım olunca oda ikimizin nefesiyle dolup taşar,
Kan kırmızısı şarap dudaklarımdan bir lale gibi açar karşında şehvetle,
Duvardaki saat sustu bu gece zaman bizim aramızda eridi,
Tanrıya meydan okuyorum bedenimi sana şehvetle sunarak,
çekinmeden hemde.
Aynı oda, aynı gece, tutku bedenlerimizde biz nefes nefese,
Dudaklarından içtim bu geceyi, şaraptan daha soğuk, lalenden daha sıcak,
Güzelliğin alt etti beni, kim kaldı, ne kaldı bilinmez,
Ateş büyüdükçe odanın duvarları yaklaştı,
Sen uzaklaştıkça ben daha çok istedim bedenini,
hem nazlısın hem acımasız ,
Üstümde hâlâ yanıyorsun tüm gece..