Birinci Kitap: Seri Katilim
Klasik bir polisiye gibi başlayan hikaye, Sara’nın bastırılmış anılarının canlanması ve Ayhan’ın sisteme duyduğu büyük kinle karanlık bir yöne evriliyor. Feci bir cinayetle açılan perde vaka 404 -te birleşiyor. Sara vaka üzerinde ilerledikçe, zihninin en kuytu köşelerine hapsettiği anılarıyla yüzleşmek zorunda kalır. "Seri Katilim", okuyucuyu hiç beklemediği bir sona sürükleyen büyük bir ters köşe ile noktalanıyor. (Mutsuz Son)
İkinci Kitap: Kanlı Adalet
Serinin ikinci halkasında oyunun kuralları tamamen değişiyor. Odak noktamız, Sara’nın en yakını olan Zeynep ve onun etrafında şekillenen gizemli bir örgüt. Artık bireysel bir dedektiflik hikayesi bitmiş, yerini sistemli bir intikam mücadelesine bırakmıştır. Geçmişin yaralarını sarmak yerine, o yaraları açanlardan tek tek hesap sormaya yemin eden bu grup için adalet, ancak kanla yazıldığında yerini bulacaktır.
"Biliyorsun, yıldızlar gökyüzünde birer nokta kadar küçükler ama biz onlara devasa anlamlar yükleyip 'yıldız' diyoruz. Peki ya biz, Ayhan? Biz o bir noktacık kadar bile yer kaplamıyor muyuz bu koca karanlıkta?"
"İntikam süsü verilmiş cinayetler, para uğruna satılan aileler, bir 'hoşçakal' diyemediği için tetiği çeken sevgililer... Hepsi aynı döngünün, aynı iğrenç silsilenin parçası. Hep birbirinden öğrenilen yöntemlerle ilerleyen insanlar. Birbirlerinden çalınmış yöntemlerle hayat söndürmeyi zanaat sanıyorlar. Aslında en aciz, en zavallı olanlar onlar. Birinin parasını, sevgisini ya da canını çalarak kendini üstün sanmak... Ve bunu yaparken bir gram bile utanmamak... İşte gerçek canilik burada başlıyor: Kendi karanlıklarını normalleştirip, yıktıkları hayatlarla gurur duyuyorlar. Oysa o büyük 'güç gösterileri', saklamaya çalıştıkları korkaklıktan başka bir şey değil. Şimdi üstün geldiklerini sanıyorlar ama farkında değiller; öldürdükleri her canla birlikte, içlerindeki insanlıktan bir parça daha eksiliyorlar. Geriye ise sadece nefes alan birer boşluk kalıyor."