bazen durduk yerde, bir olayın bütün yaşamımı değiştireceğine inanırdım. en çok da bu mecburi eve dönüşler sırasında, tam kapıda yakalardı bu duygu. eşikte öylece kalır, gözlerim dalar, çocuksu bir umutla bir şeylerin olmasını beklemeye başlardım.
bazen durduk yerde, bir olayın bütün yaşamımı değiştireceğine inanırdım. en çok da bu mecburi eve dönüşler sırasında, tam kapıda yakalardı bu duygu. eşikte öylece kalır, gözlerim dalar, çocuksu bir umutla bir şeylerin olmasını beklemeye başlardım.
"sanmıştık ki ikimiz yeryüzünde ancak birbirimiz için varız,
ikimiz sanmıştık ki tek kişilik bir yalnızlığa bile rahatça sığarız.
hiç yanılmamışız her an düşüp düşüp kristal bir bardak gibi,
tuz parça kırılsak da hala içimizde o yanardağ ağzı, hala kıpkızıl gülümseyen
sanki ateşten bir tebessüm zehir zemberek aşkımız."
sen, duvarları yumruklanmış evlerin en tenhasında sol omzundan vuracaksın kendini. seni anlamayacaklar, üşüyeceksin; cehennem insanın insanı anlamadığı yerdir, bilirsin.
sen benim sarhoşluğumsun
ne ayıldım
ne ayılabilirim
ne ayılmak isterim
başım ağır
dizlerim parçalanmış
üstüm başım çamur içinde
yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim..
-nazım hikmet.