ondortbahar-

oturmuşum, düşünmüşüm. düşmüşüm, defalarca düşünmüşüm. hava kararmış, önümden insanlar geçip gitmiş, bir hayat akıp gitmiş ve ben sadece düşünmüşüm. güneş tekrar gelmiş, milyarlar doğmuş ve milyarlar ölmüş. geçip gitmiş herkes, geçip gitmiş ömrüm. ben koskoca saatlerce düşünmüşüm. zihnimin içine düşmüşüm. kaybolmuşum saniyelerimi, ömrümün güya en güzel saatlerini  kaybetmişim. içimde kendimi mahvetmişim. içmeden sigaram sönmüş, yanmış kül olmuş ki ben öyle kaybolmuşum dumanında. tekrar tekrar zihnimin en derin çukurlarına düşmüşüm. milyarlar ölmüş, doğmuş, günüm çoktan gece olmuş. söyleyin bana ben bu yaşta neyin içine düşmüşüm?

ondortbahar-

oturmuşum, düşünmüşüm. düşmüşüm, defalarca düşünmüşüm. hava kararmış, önümden insanlar geçip gitmiş, bir hayat akıp gitmiş ve ben sadece düşünmüşüm. güneş tekrar gelmiş, milyarlar doğmuş ve milyarlar ölmüş. geçip gitmiş herkes, geçip gitmiş ömrüm. ben koskoca saatlerce düşünmüşüm. zihnimin içine düşmüşüm. kaybolmuşum saniyelerimi, ömrümün güya en güzel saatlerini  kaybetmişim. içimde kendimi mahvetmişim. içmeden sigaram sönmüş, yanmış kül olmuş ki ben öyle kaybolmuşum dumanında. tekrar tekrar zihnimin en derin çukurlarına düşmüşüm. milyarlar ölmüş, doğmuş, günüm çoktan gece olmuş. söyleyin bana ben bu yaşta neyin içine düşmüşüm?

ondortbahar-

bazı sabahlar var sanki ölüme uyanıyorum. bazı sabahlardan biri de işte bu sabah. bedenimde bir yorgunluk var oysaki saatlerdir deliksiz bir uykunun içerisindeyim. başımda bir ağrı, bir zonklama var lakin hastalığımı tetikleyecek birşeyler de yapmadım. üzerimi giyebildiğim için kendime teşekkür ediyorum resmen. öylesine bitap bir haldeyim ki dakikalardır. yüzümü yıkayıp nasıl kendimi yatağa attığımı dahi hatırlamıyorum. saatlerce oturup düşünmek istiyorum. hiçbir şey düşünmek istemiyorum. güzel bir kahvaltı yapmak istiyorum. kahvaltı yapmak istemiyorum. her gün olduğu gibi süslenip püslenip insanları büyülemek istiyorum. hayır artık bunu da istemiyorum. sanki zihnim ikiye bölünmüş ve iki taraf da farklı şeyler istiyor. bu kararsızlığın sonucunda bedenim günlerce dayak yemiş bir köleden farkı kalmıyor. şimdi ne yapacağım?

ondortbahar-

ibrâhîm,
          içimdeki putları devir
          elindeki baltayla 
          kırılan putların yerine 
          yenilerini koyan kim 
          güneş buzdan evimi yıktı 
          koca buzlar düştü 
          putların boyunları kırıldı 
          ibrâhîm 
          evime güneşi sokan kim 
          asma bahçelerde dolaşan güzelleri 
          buhtunnasır put yaptı 
          benki zamansız bahçeleri kucakladım
          güzeller bende kaldı 
          ibrâhîm 
          gönlümü put sanıp da kıran kim?

ondortbahar-

seni ilk kez gördüğüm o eski sahaya gittim bir gün.ilk kez göz göze geldiğimiz, ilklerimize şahitlik eden o yere. her sabah dakikalarca izleyip seni düşündüğüm,
          odamın önünde boylu boyunca anılarımızı haykıran o sahaya gittim o gün. senin için değil, anılarımız için değil sevgilim. bir başkası için gittim. aynı yolları başkası için yürüdüm heyecanla. dakikalarca bir başkasının kollarında ihanet ettim ilklerimize. sanki ilk tanıdığım masum halin beni izledi o tellerin ardından da ben yine de durmadım usulca öptüm yabancı tenleri. senin saçlarını sevdiğim gibi dolaştı parmaklarım bir yabancının saçlarında. ona da söyledim sana ezberlettiğim cümlelerimi. o da güldü yüzüme masumca tıpkı senin gibi.

ondortbahar-

şimdi hadi benden af dile.
Contestar

ondortbahar-

aylar geçti üzerimizden, mevsimler hatta çok yakında yıllar. benim yine de içim kan ağladı gözlerim başkasına gülerken.
            boğazım düğümlendi sana ihanet ettiğimi zannederken. her öpücükte seni ilk gören çocuk halim kesti ruhumdan bir parça. yine de durmadım. saatlerce öptüm onu. ismini fısıldadım, saçlarıyla oynadım. senin için hiç yanmadı mı? aylar geçmesine rağmen bir başkasına dokunduğu için ellerim nefret etti kendinden. sen hiç tiksinmedin mi kendinden? kollarımın arasından çıkıp koşarak başkasına giderken sızlamadı mı lanet olası kalbin?
Contestar

ondortbahar-

hadi bul bana bir neden, yalvarırım artık bana bul bir neden.seni affetmem için tek bir neden bul, ben yapamıyorum.aylardır uğraşıyorum, yeri geliyor lanetler okuyorum kendime veyahut küfürler ediyorum.halının altına süpürmeye çalışıyorum seni, tozlu raflara kaldırmayı deniyorum. ne anılar izin veriyor seni hiçe saymama, ne de unutamadığım gözlerin.geçenlerde küçük kutumda incecik kumral bir tel saç buldum. canımın ta en içinden bir tel saç.onu o kutuya koyarken nasıl dua etmiştim hatırlıyorsun değil mi? umarım bir gün bu tek tel saçını sevecek kadar sana uzak olmam.
          şimdilerde sana çok uzağım.herkese yakın en çok sana uzağım.oysa bir zamanlar konuşmalarımız dudak dudağaydı.ellerin ellerimin arasındayken kahkahalarına şiirler yazmak isterdim.o güzel gözlerine güneş değdiğinde lâl olurdu dilim adeta.bir saniyeyi bile konuşarak öldürmek istemezdim.etraftaki bütün sesler bir an da kesilirdi, hayat dururdu ve ben büyülenmişcesine seni izlerdim.saçlarını severken dua ederdim en çok, her zaman bir dokunuş uzağımda olman için yalvarırdım tanrıya ta kalbimden.uykularım seninleydi, günüm sen gülünce ayardı.

ondortbahar-

hadi bul bir yolunu çık karşıma
            bağır suratıma suratıma 
            yardım et bana da affedeyim seni
            böyle iki yabancı geçmez bu dünyanın ateşi
            çık gel gece yarısı elinde olsun sebepler
            kalbimdeki yangını söndürecek türden şeyler
            affetmeyi çok istiyorum lakin
            izin vermiyor göğsümdeki eller
            özür dilerim çiçeğim senden
            özür diliyorsun benden
            hiçbir işe yaramıyor bu geçersiz sebepler
Contestar

ondortbahar-

neden affedemeyeceğim tek şeyi seçtin? sana hata mı yoktu be canımıniçi? bir hiç uğruna nasıl vazgeçtin bizden? affetmeyi çok deniyorum  fakat hâlâ taptaze sırtımda ihanetin izi. seni affedebilmeyi senden bile çok istiyorum. anılarımızı özlüyorum. parmakla gösterilen sevgimizi geri istiyorum lakin artık bana seni düşlemek dahi haram. seni düşünmek istediğimde gözlerinden önce ihanetin geliyor zihnime. seni affedemiyorum.
Contestar

ondortbahar-

 seni çok seviyordum.bir anne gibi, bir arkadaş gibi, bir sevgili gibi.seni herşey gibi seviyordum.sevginin en saf hali bendeydi de onunla seni kalbime hapsetmek isterdim.kollarının arasında resmen kendimi unuturdum.düşünmeyi unuttururdun bana, huzur kaplardı içimi.şimdi biliyorum bana çok kızgınsın, bil ki boğazıma kadar sana öfke doluyum.içime düşsen ateşimde yanarsın, karşıma geçsen seni kelimelerle yerle bir ederim.söyle sevgilim, söyle ben seni nasıl affedeyim?bul bana bir neden bu ihaneti sineye çekeyim.ben bizi özledim.ben seni özledim.ben her gece uyumadan önce seni düşünmeyi özledim.şimdilerde seni zihnimden geçirdiğim her  saniye kendimden utanıyorum.oysaki senin için varım, seni düşünmekle meşgul olmalı aklım.kollarını özledim, saçlarını, gözlerini, son zamanlarda kinle dolan kalbini bile özledim.ben kendimi özledim.senleyken atan kalbimi özledim.ben, ben değilim.ben sanki insan değilim.yaşayamıyorum bunu bana sen öğrettin.canımıniçi ben gülmeyi, ağlamayı, sinirlenmeyi özledim.insan olmayı özledim.seni kovdum da sen giderken benide alıp götürdün. bana bul bir neden nolur artık seni affedeyim
Contestar

ondortbahar-

henüz on yedi yaşındayım, belkide yolun ortası bile değil bu biliyorum.ama ya öyleyse?ya yirmili yaşlarımda veda edeceksem acınası yaşantımada yolu yarıladıysam?çalışmam gerekiyor farkındayım.ama ya gerekmiyorsa? ya hayatım da sayılı günlerim kaldıysa?
          kalp kırmamam lazım sonuçta ölüm var âh almamalıyım.peki ya almalıysam, canımın yandığı kadar can yakmalıysam?milyonların inandığı tanrı ya yoksa?altımdaki dünya o dizilerdeki etme bulma dünyası değilse?dua edip günahlarımdan arınmalıyım da ya yukarıda duaları dinleyen biri yoksa? uyumadan önce ödevlerimi bitirmeliyim tamam da ya yarın okula gitmesi gereken bedenimde ruhum olmazsa?

ondortbahar-

günlerim bütün bunları düşünmekle geçerken ruhum gün be gün yaşlanıyor sanki.sanki değil on yedi, yetmiş yedi yaşındayım da öyle yorgun zihnim.zevk almıyorum yaşantımdan, hayatımdan, yediğim yemeklerden, yalandan attığım kahkalardan.ölüyüm sanki bedenim boş bir poşet gibi oradan oraya savruluyor.gün geçtikçe soluyorum da kimse yardım etmiyor.
Contestar

ondortbahar-

işte ben henüz on yedi yaşındayım.kimilerine göre çocuk, kimilerine göre ergenim.şu gencecik bedenimde yarınlar için olması gereken umudun zerresi yok.bunu yazarken bile içinde tanrıya karşı ufacık inanç olan tarafım beni kınıyor lakin evet bende artık tanrıya olan inanç da yok.bazılarına göre bunu içimden dahi geçirmemeliyim fakat ben böyleyim.neden toz pembe hayatlar yaşayan insanların ayakları altında açlıktan ölen bebekler?neden hep bir taraf yerken diğeri izler?bazılarına doğuştan gelen güç neden yok çoğunluğun içinde?para içinde yüzenler varken neden bazıları yemek yemek için çöpleri eşelemekte?varsa tanrı ve söylenilenler gibi doluysa merhametle, neden yarattığı varlıklar gün geçtikçe acizleşmekte?oluyorsa her dilediği, yetiyorsa gücü herşeye neden dilemiyor ağlamayan kadınları? köşelerde öldürülmeyen çocukları?
Contestar