eskiden sanki hislerim tükenecekmiş gibi her şeye aşırı tutkuluydum her duygunun dibini sıyırırdım, şimdi herhangi bir şeye tepki verdiğimde bununla yetinecek farkındalığa ulaştım, bu çağın bana bir yaşam borcu kaldı.
eskiden daha çok uzun otobüs yolculukları yapardım, yanımda mutlaka kâğıt kalem olurdu; en güzel şeyleri o zaman yapardım, şimdi kitap almayı bile unutuyorum.
“eskiden” çok keskin bir kelime ve benim dudaklarım yara bere içinde