petekayla1

Koskoca 24 yıl geride kalırken 25 merhaba dedi. Evet, doğduğum gün bugün. Yaşadığım süre zarfında ne öğrendim hayattan bilmiyorum ancak kendimle dürüstçe yüzleşirken büyük kayıplara göğüs gerdiğimi, kimi zaman için için gözyaşlarımın düşmesine inat gülümsediğimi anımsıyorum. Yalnızlığı kabullenip ayaklarımın üstünde durabilmek adına en azından çabaladığımı, dilimden kimseye minnet cümleleri dökülmesin diye sustuğumu, tek başına yürümem gereken bir yol olduğunu fark ediyorum yeniden. Beni neler bekliyor bir fikrim yok, yine de nedensizce korkmuyorum gelecekten. Önüme ne çıkarsa çıksın sırtımı sadece kendime yaslayacak kadar büyüdüm çünkü. Dev bir enkazdan geriye omuzlarımda yükler kaldığını inkâr edemem lakin o yükleri taşıyabilecek cesareti yine kendi içimde buluyorum. Tüm bunlar beni güçlü yapar mı, emin değilim fakat bir çeyrek asırdır var olan benliğimin yüzyıllık sancılarına dayanmaya çalışıyorum. Ve 25. yaşıma Bukowski ile bir söz armağan ediyorum şimdi. Acıya kahkaha atmak sanatsa eğer ben çok pahalı bir tabloyum.

petekayla1

Koskoca 24 yıl geride kalırken 25 merhaba dedi. Evet, doğduğum gün bugün. Yaşadığım süre zarfında ne öğrendim hayattan bilmiyorum ancak kendimle dürüstçe yüzleşirken büyük kayıplara göğüs gerdiğimi, kimi zaman için için gözyaşlarımın düşmesine inat gülümsediğimi anımsıyorum. Yalnızlığı kabullenip ayaklarımın üstünde durabilmek adına en azından çabaladığımı, dilimden kimseye minnet cümleleri dökülmesin diye sustuğumu, tek başına yürümem gereken bir yol olduğunu fark ediyorum yeniden. Beni neler bekliyor bir fikrim yok, yine de nedensizce korkmuyorum gelecekten. Önüme ne çıkarsa çıksın sırtımı sadece kendime yaslayacak kadar büyüdüm çünkü. Dev bir enkazdan geriye omuzlarımda yükler kaldığını inkâr edemem lakin o yükleri taşıyabilecek cesareti yine kendi içimde buluyorum. Tüm bunlar beni güçlü yapar mı, emin değilim fakat bir çeyrek asırdır var olan benliğimin yüzyıllık sancılarına dayanmaya çalışıyorum. Ve 25. yaşıma Bukowski ile bir söz armağan ediyorum şimdi. Acıya kahkaha atmak sanatsa eğer ben çok pahalı bir tabloyum.

petekayla1

Kalbimdeki Yabancı'da neler değişti?
          
          1-) Öncelikli olarak Hayat ve Umut aynı evde yaşamaya başlamadılar. İlk yazdığımdan beri kafamı kurcalayan bir durumdu ve acemeliğimden dolayı düzgün şekilde yazamamıştım o kısmı. Şimdi ise nihayet düzenleyebildim istediğim şekilde.
          
          2-) Gizem'le Hayat arasındaki iletişim bir tık daha değişti. Hayat hiç kimseye güvenmezken Gizem'e hemen sıcak davranması garip duruyordu çünkü.
          
          3-) İlk 10 bölüm neredeyse baştan yazıldı.
          
          4-) Melih'in, Haya'ta karşı aşkını bir tık daha azaltmaya çalıştım çünkü çoğunluğun dediği gibi bu kadar büyük karşılıksız sevgi Melih'e haksızlıktı. 
          
          5-) Kürtaj sahnesi ekledim. Yine eleştirilerinizi dikkate aldım ve o kısmı da gereken şekilde düzenledim. Belli bir yaşa gelmiş kadınlar bile anneliği bazen kabul etmekte zorlanırken 17 yaşındaki bir kızın hop diye anne olmak istemesi, sahiden tuhaftı nitekim. Elbette Itır'ı aldırmadı Hayat, eğer öyle olsaydı yazacak bir kurgu olmazdı ortada ama Hayat'ın kürtaja karar verdiği sahne ekledim.
          
          6-) Tarık'ın geçmişi birazcık daha değişti. Ve kendisi daha da psikopatlaştı diyebilirim. 
          
          7-) Kitabın sonlarına doğru Nil ve Melih ilişkisi ısındı. Nil'in yaptıklarını affedemediğinizi biliyorum ancak Melih ona bir bakıma iyi geldi. 
          
          8-) Umut'la, Neşe'nin geçmişini daha da derinleştirmiş olabilirim. Yeterince üzücü olduğunu biliyorum ama içimdekiler kendiliğinden döküldü o sahnelere. 
          
          Aklıma gelenler şimdilik bu kadar. Umarım emeklerimin karşılığını alabilirim :)
          
          

petekayla1

İstanbul Masalı'nı yazdığımda karakterlerden 4 yaş küçüktüm şimdi ise onlardan neredeyse 5 yaş büyüğüm. Zaman harbi çok garip. Eskilerden de kimse kalmadı burada ama şu gönderinin altına birisi yazsa apansız, ufak bir tebessüm bahşeder bana :) 

zeynonunhayalleri34

@petekayla1  teşekkür ediyorum seni de öyle ❤❤
Répondre

petekayla1

@ zeynonunhayalleri34  Yaaaa seni burada bile görmek ne güzellll ♥️
Répondre

zeynonunhayalleri34

@petekayla1  buralardayım ama kitap yazmaya da okumaya da maalesef zaman bulamıyorum umarım işlerimi yoluna koyup tekrar buralara dönebilirim bir gün :((❤❤
Répondre

petekayla1

Burada kim kaldı bilmiyorum ama başımdan geçen bir olayı yine buraya yazmak istiyorum. Dün bindiğim otobüs kaza yaptı, sadece camı patladı. Öyle abartılacak büyük bir olay değildi ancak yaşadıklarım tetiklendi yeniden. Hayatın ne kadar kısa olduğunu bir kez daha anladım. Sahiden anlık yaşıyoruz, iki saniye sonra bile ne olacağını, başımıza ne geleceğini asla bilemiyoruz. O yüzden yaşadığınız her anın kıymetini bilin ve kimi sevdiğiniz kim varsa asla ihmal etmeyin. Çünkü yarının garintisi yok. 

ismailSivas58

@petekayla1 geçmiş olsun petek
Répondre

petekayla1

@ebri__bahar  Aynen öyle teşekkür ederim ♥️
Répondre

ebri__bahar

@ petekayla1  Geçmiş olsun. Öğrenmemiz gereken tek şey aslında. Yarının garantisi yok ❤️
Répondre

petekayla1

Her şeyden önce Hayat 17 yaşında anne olan bir kız çocuğuydu. Dönüp bakıyorum da yorumlara ne denli sert eleştiriler yapıldığını yeni yeni fark ediyorum. Belki daha da yaş aldığımdan belki yaşadıklarımdan sonra içimde bir şeyler değiştiğinden hak veremiyorum artık sert tepkilerinize. Yapmasaydı, kaçmasaydı, doğurmasaydı, aklını kullansaydı... Her zaman ki gibi anlamayı denemeden yargılamak hepmize kolay geliyor değil mi? Oysa ben, babasız bir çocuk büyüten bir kadının verdiği mücadeleyi yazdım. Ama  Türkiye'de kadınların, kadınlara nasıl düşman olduğunu unutmuşum. Yine de ben yazdığım karakterle de, kitapla da gurur duyuyorum. Ve bir şeyleri anlatabildiğimi biliyorum, her ne kadar anlamayı denemeseniz de.

petekayla1

Şey... Nalan Teyzemin aslında Hayat'ın da kayınvalidesi olması ama onları asla yan yan yazamayışım... En az Necla Teyzemin Caner'le, Asu'nun düğünü görmemesi kadar yine Necla Teyzemle, Ahu teyzemi asla dünür olarak kaleme alamayışım kadar içimde kaldı bu da. İyiler hep mi erken gider be?