poeziya

Boyum daha diz kadardı, kiremit çatılı evimizde.
          	Hatırlıyorum, eski avlumuzda yaşlı bir ağaç vardı.
          	Size anlatayım: Gece uyanıp gizlice
          	Dallarına bez bağlayarak ev dilerdik.
          	Çocukluğum yanıp tüterdi.
          	Daha 7 yaşımda ciğerlerime tütünü misafir ettim.
          	Hastalığımı başkası görmesin diye utanırdım.
          	Dudaklarımı keser, kanını yanaklarıma sürerdim.
          	Çürük evimin zeminine serilmiş hâlde,
          	"Benimle ol, ama bana benzeme." diye yalvarırdım.
          	Belki gökler beni kabul etmez diye
          	Kanlı tükürüğümü gömleğimin koluna silerdim.
          	Bana, "bir arzun var mı?" diye sorsalar;
          	Geceleri babamın ruhu gelsin, saçımı okşasın isterdim.
          	Giderken de pencereyi açık bıraksın,
          	O gider gitmez beni de rüzgâr alıp götürsün isterdim.
          	İyileşmek istemiyorum ki ilaç içeyim.
          	Yoluma çıksın da doktor görsün, tedavim işe yaramıyor.
          	Sabaha kadar tir tir titrer, irkilirdim; bana çok soğuktu.
          	Oysa soba tam yatağımın yanındaydı.
          	Bazen dışarıda oynamak isterdim.
          	Çoraplarım ıslanırdı, oraya canım çekerdi.
          	Buz gibi bir dondurma, bir de bol kremalı pasta.
          	Keşke dileklerimi yerine getirseler de mezarımda rahat uyusam.
          	Dört yanım dostlarla dolsun isterdim.
          	Gece gündüz gözlerim kapıya dikili kalmasın.
          	Bir kişi bile arayıp hâlimi hatırımı sormuyor.
          	Telefonum bile var mı ki?
          	Keşke bulut olsam, rüzgârlarla sürüklensem.
          	Gökyüzünden seni izlesem, sağ olduğunu bilsem.
          	Arada bir beni ziyarete gel kardeşim.
          	Yalandan bile olsa, "İyileşeceksin." de.

poeziya

Boyum daha diz kadardı, kiremit çatılı evimizde.
          Hatırlıyorum, eski avlumuzda yaşlı bir ağaç vardı.
          Size anlatayım: Gece uyanıp gizlice
          Dallarına bez bağlayarak ev dilerdik.
          Çocukluğum yanıp tüterdi.
          Daha 7 yaşımda ciğerlerime tütünü misafir ettim.
          Hastalığımı başkası görmesin diye utanırdım.
          Dudaklarımı keser, kanını yanaklarıma sürerdim.
          Çürük evimin zeminine serilmiş hâlde,
          "Benimle ol, ama bana benzeme." diye yalvarırdım.
          Belki gökler beni kabul etmez diye
          Kanlı tükürüğümü gömleğimin koluna silerdim.
          Bana, "bir arzun var mı?" diye sorsalar;
          Geceleri babamın ruhu gelsin, saçımı okşasın isterdim.
          Giderken de pencereyi açık bıraksın,
          O gider gitmez beni de rüzgâr alıp götürsün isterdim.
          İyileşmek istemiyorum ki ilaç içeyim.
          Yoluma çıksın da doktor görsün, tedavim işe yaramıyor.
          Sabaha kadar tir tir titrer, irkilirdim; bana çok soğuktu.
          Oysa soba tam yatağımın yanındaydı.
          Bazen dışarıda oynamak isterdim.
          Çoraplarım ıslanırdı, oraya canım çekerdi.
          Buz gibi bir dondurma, bir de bol kremalı pasta.
          Keşke dileklerimi yerine getirseler de mezarımda rahat uyusam.
          Dört yanım dostlarla dolsun isterdim.
          Gece gündüz gözlerim kapıya dikili kalmasın.
          Bir kişi bile arayıp hâlimi hatırımı sormuyor.
          Telefonum bile var mı ki?
          Keşke bulut olsam, rüzgârlarla sürüklensem.
          Gökyüzünden seni izlesem, sağ olduğunu bilsem.
          Arada bir beni ziyarete gel kardeşim.
          Yalandan bile olsa, "İyileşeceksin." de.

poeziya

battığım dibin incileri bile yoktu.

poeziya

niyese hep arkada kalan, unutulan, dibe batan benmişim gibi hissediyorum. beni ittikleri yerde inciler falan da yoktu, hep yalan söylediler. ben sessizce battım, boğuldum, çıkmak için çabalarken çıkardığım sese bile sağır oldular. o kadar ki, ağlarken ağzımı kapatma gereği duymadım. gözyaşlarını gizletme ihtiyacı duymadım, görülmüyor duyulmuyordum nasılsa. bir başıma kaldım. gerçekten dibine kadar bir başıma kaldım. yalnızlığı dibine kadar hissettim. yalnızlığın acısı kemiklerime kadar oturdu. bazı kelimeleri boğazıma kadar getirdim, dışarıya çıkaramadım. bazı kararlar aldım, o kararlar benim umutlarımla birlikte yarına çıkamadı. ben kendimle o kadar yalnız kaldım ki, artık kendimle konuşmayı bile bıraktım. ben kendim tarafından bile yalnız bırakıldım. bir hata bir ömrü bu kadar mahvetmek zorunda mıydı bilmiyorum ama bazen haketmiş gibi hissediyorum. baktığım herkeste o hatayı gördüğüme göre herhalde hakkettim ben bunları. aradığım her çıkış kapısı yüzüme kapandı. başka bir kapı aradım, bulamadım. bulsam bile o da kapalıdır kesin. mezar başında gülen kişinin gözyaşlarıyım ben. kimse görmez ama, varım. bir yerlerde varım.
• Mag-reply

poeziya

senin duygu radarına girebilmek için illa ölmek mi lazım behzat?

poeziya

ağladım çünkü seninle konuşamadım. ağladım çünkü sen beni görmüyosun ve ben seni seviyorum. bilmiyosun. tabi nerden bileceksin. sen ancak birisi öldüğünde duygusal yaklaşıyosun. senin duygu radarına girebilmek için illa ölmek mi lazım behzat? haklısın. cesaretin olmadan ne yapacaksın ki? hayatımda tanıdığım en korkak adamsın. herkese meydan okuyosun ama kendi duygularından korkuyosun. geçmişe saplanıp kalmışsın. en büyük felaketler senin başına gelmiş di mi? en büyük acıları sen çekmişsin ben hiçbir bok bilmiyorum ki. acı nedir bilmem yalnızlık nedir bilmem. dünyanın ekseni kaydı behzat. 12 santim yerinden oynadı sen bana 1 santim bile yaklaşmadın. saplantılısın. mutsuz olalım. ne var? biz de mutsuz oluruz. ben seninle mutsuzluğa da varım.
• Mag-reply