Boyum daha diz kadardı, kiremit çatılı evimizde.
Hatırlıyorum, eski avlumuzda yaşlı bir ağaç vardı.
Size anlatayım: Gece uyanıp gizlice
Dallarına bez bağlayarak ev dilerdik.
Çocukluğum yanıp tüterdi.
Daha 7 yaşımda ciğerlerime tütünü misafir ettim.
Hastalığımı başkası görmesin diye utanırdım.
Dudaklarımı keser, kanını yanaklarıma sürerdim.
Çürük evimin zeminine serilmiş hâlde,
"Benimle ol, ama bana benzeme." diye yalvarırdım.
Belki gökler beni kabul etmez diye
Kanlı tükürüğümü gömleğimin koluna silerdim.
Bana, "bir arzun var mı?" diye sorsalar;
Geceleri babamın ruhu gelsin, saçımı okşasın isterdim.
Giderken de pencereyi açık bıraksın,
O gider gitmez beni de rüzgâr alıp götürsün isterdim.
İyileşmek istemiyorum ki ilaç içeyim.
Yoluma çıksın da doktor görsün, tedavim işe yaramıyor.
Sabaha kadar tir tir titrer, irkilirdim; bana çok soğuktu.
Oysa soba tam yatağımın yanındaydı.
Bazen dışarıda oynamak isterdim.
Çoraplarım ıslanırdı, oraya canım çekerdi.
Buz gibi bir dondurma, bir de bol kremalı pasta.
Keşke dileklerimi yerine getirseler de mezarımda rahat uyusam.
Dört yanım dostlarla dolsun isterdim.
Gece gündüz gözlerim kapıya dikili kalmasın.
Bir kişi bile arayıp hâlimi hatırımı sormuyor.
Telefonum bile var mı ki?
Keşke bulut olsam, rüzgârlarla sürüklensem.
Gökyüzünden seni izlesem, sağ olduğunu bilsem.
Arada bir beni ziyarete gel kardeşim.
Yalandan bile olsa, "İyileşeceksin." de.