ranzkaya

Kaiser alçak bir kahkaha attı. O benimle alay mı ediyor? ölmeyi bayılmak mı sandı? Göz devirdim. “Neden geldin? Eğer yine birlik olalım saçmalıklarına girersen kafanı masaya gömerim.” Dedim.
          	
          	Kaiser bir kaç saniye sessiz kaldı sonra boğazını temizledi. “Bu sefer onu demeyeceğim, Laura.” Dedi, kehribar gözleri ellerime dikmişti. “Yine parmakların ile oynuyorsun Laura. Seni sıkıntıya mı sokuyorum?” Dedi, bir anda. 
          	
          	O diyene kadar sıkıntıdan parmaklarımla oynadığımın farkında değildim. Aynı şey Sofia’nın yanındada olmuştu. Hızlıca ellerimi masanın altına koyup, boğazımı temizledim ve siyah saçlarımı omzumdan arkaya attım.
          	
          	“Seni ne ilgilendirir? Senin gibi adamlar beni kıramaz, bunu anlamadın mı hala?” Gözlerimi onun üzerinde gezdirdim, parmak boğumlarındaki izi yeni fark etmiştim.
          	

ranzkaya

Kaiser alçak bir kahkaha attı. O benimle alay mı ediyor? ölmeyi bayılmak mı sandı? Göz devirdim. “Neden geldin? Eğer yine birlik olalım saçmalıklarına girersen kafanı masaya gömerim.” Dedim.
          
          Kaiser bir kaç saniye sessiz kaldı sonra boğazını temizledi. “Bu sefer onu demeyeceğim, Laura.” Dedi, kehribar gözleri ellerime dikmişti. “Yine parmakların ile oynuyorsun Laura. Seni sıkıntıya mı sokuyorum?” Dedi, bir anda. 
          
          O diyene kadar sıkıntıdan parmaklarımla oynadığımın farkında değildim. Aynı şey Sofia’nın yanındada olmuştu. Hızlıca ellerimi masanın altına koyup, boğazımı temizledim ve siyah saçlarımı omzumdan arkaya attım.
          
          “Seni ne ilgilendirir? Senin gibi adamlar beni kıramaz, bunu anlamadın mı hala?” Gözlerimi onun üzerinde gezdirdim, parmak boğumlarındaki izi yeni fark etmiştim.
          

ranzkaya

Size yeni bölüm alıntısıı!!!!!!!
          
          ~~~~~~~~~~~~~~~~
          
          Mikhaili beklerken, telefonumda dolaşmaya başladım. Bir insanı beklemekten cidden nefret ediyorum. Ortada bir buluşma saati vardı ve o insan geç kalıyordu. 
          
          Garson tekrar gelip şarabı masaya bırakıp gitti. Bir yandan şarabımı yudumlarken, bir yandan telefonda gezindim. Aklımda hala dönüp duran şey ise sabah kuryenin dedikleriydi. Siyah maske, taç dövmesi.
          
          Bu adam her kimse asla yüzünü göstermiyordu, ya yüzü yaralı biriydi yada bilerekten her ihtimale karşı takıyordu.
          
          Şuana kadar hakkında bildiğim şeyler buydu, adını öğrenememiştim. Kaiser’e olan düşmalığım iki olaydan dolayıydı.
          
          Sandalye gıcırtısı ile bütün dikkatim dağıldı. Bakışlarımı telefonumdan kaldırmadan, “Nihayet gelebildin. Öldüğünü sanmaya başlayacaktım yoksa.” dedim ve bakışlarımı telefonumdan çektim.
          
          Gördüğüm kişi ile kelimelerimin boğazımda kalması bir oldu. Karşımda duran soytarı; kahverengi dalgalı saçları olan, kehribar gözleri olan, kusursuz hatları olan, her zamanki gibi kusursuz siyah takımını giyen Kaiser vardı.
          
          Onun burada ne işi vardı? dün gece ben ona peşimden gelmemesini söylememiş miydim? “Siktir git.” Ağzımdan sadece bu çıkabilmişti. Kaiser hafifçe sırıtarak, kehribar gözlerini benim mavi irislerime kenetledi. “Çok yaratıcısın, beğendim.” Dedi, alaycı tonda.
          
          Bu orospu çocuğu Mikhaili öldürecektim. Öldürecektim ki bir daha bir yere asla geç kalma sorunu olmayacaktı. Sabır dilercesine gözlerimi devirip, derin nefes aldım. “Sana ben dün ne dedim?”
          
          “Ne dedin?”
          
          “Sana ota boka burnunu sokma demedim mi?”
          
          “dedin.”
          
          “Yani? Ne duruyorsun?”
          
          “Gelme demedin ki.”
          
          “Şimdi diyorum ama.”
          
          “Ama şimdi diyorsun o yüzden diğer günler için geçerli.”
          
          “Kaiserciğim.”
          
          “Karıcığım.”
          
          “Senin ecdadını sikerim!” 
           
          

ranzkaya

19. Bölüm alıntı sizlerleee.  Yanmaya hazır mıyız?
          
          ~~~~~~~~
          Kaiser tam önümde durdu. Aramızdaki mesafe tamamen kapandığında, boyu benden uzun olduğu için başını hafifçe aşağı eğdi. Büyük, nasırlı eli çenemi kavradı; parmakları tenimde hafifçe gezinirken nefesi doğrudan dudaklarımın üzerine dökülüyordu.
          
          "Beni öldürmeye mi çalışıyorsun, Laura?" diye sordu kısık, neredeyse hırlamaya yakın bir sesle. "Tüm gün o masada inatçı hallerinle aklımı aldın, şimdi de karşıma bu şekilde çıkıp benden nefes almamı bekliyorsun, öyle mi?"
          
          "Beklemiyorum," dedim gülümseyerek, ellerimi göğsüne koyup sert, sıcak tenine bastırırken. "Nefes almanı istemiyorum zaten, sadece benimle boğul yeter."
          
          Kaiser bu cevabım üzerine boğuk bir kahkaha attı ama o gülüşün arkasındaki sabırsızlık gözlerinden okunuyordu. Daha fazla beklememe izin vermedi. Eğilip dudaklarımı sert ve vahşi bir açlıkla yakaladığında, bütün dünyayla olan bağımız kopmuştu.
          
          Öpücüğü derinleşti, nefeslerimiz birbirine karıştı; dili ağzımın içinde hak iddia edercesine gezinirken kollarımı boynuna doladım, parmaklarım saçlarının arasındaki ıslak tutamlara gömüldü.
          
          Beni yerden kestiği gibi, giyinme odasının tam ortasında duran, üzerinde parfüm şişelerinin, takı kutularının ve lüks eşyaların olduğu geniş cam masanın üzerine sırtüstü yatırdı. Soğuk cam tenime çarparak beni titretirken, Kaiser’in ağırlığı ve yakıcı sıcaklığı hemen üzerimi kapattı.
          
          Bacaklarımın arasına yerleşip ağırlığını tamamen bana verdiğinde, belindeki havlu çözülüp yere düştü. "Kaiser..." dedim soluk soluğa, ellerim geniş omuzlarını kavrarken. "Sessiz ol ve sadece beni hisset, Laura," diye emretti, sesi otoriter ama titriyordu.