rugneray_2
"Sînende yâr kan var
Kanadında kurşun
Dîdende kurusun
Kanlı yaşların, kumru...
Eder misin geceyi
Görür müsün sabahı
Kumru, kaçıncı vurgunun
Son çırpınışların.
Göğsümde yas gibi
Gözümde yaş gibi
Acıya çeyrek kala,
Gördüğün son yaz gibi!
Ay yüzlü can, sînesi yaralı
Vurur kanadını kan, yüzünü karanlık
Ay yüzlü can, sînesi yaralı
Vurur kanadını kan, yüzünü karanlık"
~SÎNESİ YARALI KUMRU~
Göğsünden doğan sözlerle Aysel, yüzünü dahi kimse bilmezken ilk şarkısını yazıp söylemiştir. Şarkısı dillere pelesenk olmuş, radyolarda kadife sesi "Kumru" lakabıyla yayınlanıp durmuştur. Lakin ünlü olmak isteyen kimdir? Bu, Aysel için kulağa korkutucu gelmekten öte geçemiyordur. Ama yadsıyamayacağı bir gerçek ise, onun öksüz kalmış beş kardeşinin arasında anneliği üstlenen yanının ardında hayallerinin peşinden de gitmek isteyen altıncı bir yıldız gibi parlamasıdır. Bir gün ansızın karar vermiş, kendisiyle hemen hemen aynı yaşta olan ablasını kendi şarkısıyla sahnede görmek istediğini söylemiştir. Bu, her ikisi için de oldukça zor ve geri dönüşü olmayan bir yalandır. Sahne alacak olan ablası için hayallerindeki elbiseyi diktirmek adına terziye giden Aysel, yalanında kendini ilk ele vereceği kişiyle tanışır; Ferdi. Ferdi, hem gönlüne şifayı işleyen hem de elbisesine yarası sarılmış bir kumruyu bir nakış gibi işleyen o adam... Hem yalanlar gün yüzüne çıktığında, hem de bu iki genç sevdanın kucağına düştüklerinde işler bir hayli karmaşıklaşır. Geriye kalan Kumru(Aysel), söylediği yalanın gecesinde sabaha, sînesinde koca bir aşkla mı yoksa yarayla mı çıkar?
elflenda
@rugneray_2 ne düşünülerek yazılmış öyle, ne güzel çizilmiş kelimelerin süsü, ne hoş bir parça bu böyle... Hayran kaldım, hayran!!
•
Reply