Parmak uçlarım uyuşuyor. Neredeyse bana ait olan uzuvları hissetmemeye başlıyorum. Aynaya baktığımda gördüğüm yansıma bana o kadar uzak ve yabancı ki...
Bazen yaşamak için nefes almak yetmiyor. Çünkü o aldığım her bir nefes zerresi mutlaka boğazıma düğümleniyor. Ve beni yaşatmak dışında her şeyi yapıyor...
İnkar ediyorum. Her seferinde kaçıyorum olduğum kişiden. Kabullenemiyorum. Bağırmak, boğazımı parçalarcasına çığlık atmak istiyorum. Beni böyle yarattığı için Tanrı'ya hesap sormak istiyorum.
Yapamıyorum.
Korkuyorum ondan. Bana yapabileceği şeylerden, beni bir böcek gibi ezip yok edebilecek olmasından korkuyorum.
Hayır korktuğum şey ölüm değil. Ölüm benim cennetim. Hasret kaldığım biricik sevgilim. Benim korkum ölürken acı çekecek olmamda...
Ben gelince zaman duruyor, saatler bozuluyor; bebekler ağlıyor, kediler kaçışıyor. Günler...
Günler ellerimde parçalanıyor. Her şey yok oluyor. Geriye sadece acı ve hayal kırıklığı kalıyor.
En can yakan o iki şey...
İkisi de canımı okuyor. Ve ben hâlâ ölemiyorum...