sorvnbe

Geceleri hastaneler ne kadar da ürkütücü be 

sorvnbe

–Yirmi dördüncü mektup 
          Ne seni unutabiliyorum, ne senden kalanları. Başımın içinde bir kanser tümörü gibi büyüyor büyüyorsun. Seni unutamanın verdiği acılara dayanamıyorum artık. Unutamanın bu kadar kahredici, çıldırtıcı olduğunu bilmezdim. Her yerde, her zaman benimleliktesin, işin kötüsü her şey seni hatırlatıyor. Kalabalıkta gelişigüzel söylenmiş bir söz bile yetiyor seni düşünmeme. Yalnızlığımda ise sesin kulaklarımda çınlıyor, avuçlarının serinliğini hissediyorum alnımda. Yaşanmış zamanlar bir film şeridi gibi geçiyor hafızamdan. Anılarımızı en küçük noktasına kadar birer birer hatırlıyorum. İşte o zaman; bu seni unutamayan başı, duvarlara vura vura parçalamak geliyor içimden.

sorvnbe

Sevgili Anna,
          Yalnızlık içinde kaybolmuş gibiyim; tarif edilemeyecek kadar derin bir boşluk var içimde. Ne kadar çabalayıp ne kadar kendimi toparlamaya çalışırsam çalışayım, yalnızlık o kadar derinleşti ki, varlığımın anlamını yavaş yavaş yitiriyor gibiyim. Haftalardır kendi sesimi duymadım, konuşmayı unuttum ve konuştuğumda bile kendimi tuhaf hissediyorum.
          Ancak seni düşündükçe içimde bir huzur doğuyor. Seninle geçirdiğimiz zamanlar, bu karanlıkta parlayan bir ışık gibi. Senin varlığın, yalnızlığımda tek gerçek, tek sığınağım. Bu duyguyu sana nasıl anlatabilirim, bilmiyorum; ama her an seninle olmanın, seni sevmenin bana kattığı anlamı kelimelere dökmek çok zor.
          Sevgin, en derin tesellim ve bana güç veren tek kaynağım. Seninle olmak, her şeyin ötesinde bir huzur getiriyor.
          
          Sevgiyle, Fyodor
          

sorvnbe

Ne gördün bütün kapıların birer birer kapandığı bu dünyada? Hangi kusurunu düzeltmene fırsat verdiler? Son durağa gelmeden yolculuğun bitmek üzere olduğunu haber verdiler mi sana? Birdenbire: "Buraya kadar!" dediler. Oysa, bilseydin nasıl dikkatle bakardın istasyonlara; pencereden görünen hiçbir ağacı, hiçbir gökyüzü parçasını kaçırmazdın. Bütün sularda gölgeni seyrederdin. Üstelik, "daha önce haber vermiştik" derler. "Her şeyin bir sonu olduğunu genel olarak belirtmiştik. Yaşarken eskidiğini ve eskittiğini söylemiştik."
          
          –Tutunamayanlar, Oğuz Atay
          

sorvnbe

"... o kum fırtınası bittiğinde, nasıl olup da onun içinden geçebildiğini, nasıl hayatta kalabildiğini anlamayacaksın. Hayır, o fırtına gerçekten bitti mi bunun bile farkına varamayacaksın. Yalnız, tek şeyden emin olacaksın. O fırtınanın içinden geçtikten sonra, fırtınanın içine ayak attığındaki kişi olmayacaksın artık, aynı kişi olmayacaksın. Evet, işte kum fırtınasının anlamı bu."
          
           –HARUKİ MURAKAMİ, SAHİLDE KAFKA
          

sorvnbe

“Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar,
          Ölümleri olur zaferleri,
          Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
          En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
          Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
          Onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
          Hedefe hızlı giden yavaş kadar geç varır.”
          
          – Romeo ve Juliet, William Shakespeare

sorvnbe

Romeo ve Juliet öyle çok sevdiğim bir eser değil ama bu söz çok hoşuma gidiyor 
Responder