gerçekten inanamıyorum bugün tam 15 oldum zaman sanki bir rüzgar gibi esti geçti... bazen durup kendime soruyorum acaba gerçekten mutlu muyum yoksa sadece hayatın akışında bir yerlere mi sürükleniyorum diye ama içime baktığımda o saf sevinci görebiliyorum. evet mutluyum hem de çok. bazen istediğim yerde miyim yoksa gitmem gereken daha çok mu yol var diye düşüncelere dalıyorum ama sonra fark ediyorum ki ben asla geç kalmadım. herkesin kendi zamanı var ve ben tam da olmam gereken yaştayım.
yaş almak, ruhunu hayatın rüzgarına bırakmak değil de o rüzgarla gökyüzünde süzülmeyi öğrenmekmiş. hayatın o büyük labirentinde hiçbir treni kaçırmadım, hiçbir mevsimi ıskalamadım çünkü ben kendi hikayemin tek yazarıyım. şimdi o uzaklarda kalan, dünyaya hayranlıkla bakan küçük sima’nın o ışıl ışıl gözlerinden kocaman öpüyorum. iyi ki o yollardan geçip ellerimi hiç bırakmadın küçük kız; senin o çocuksu cesaretin bugün benim en büyük gücüm.
tabii bazen dünya sanki sadece bizim omuzlarımızda dönüyormuş gibi davranıyor, önümüze koca hedefler ve ağır sorumluluklar yığıyorlar. çevre hep bir şeyler bekliyor ama benim en büyük sorumluluğum içimdeki o çocuğu bu gürültüden korumak. hayat bana bir şeyler dayatırken ben kendi mevsimimde çiçek açıyorum. o gri yükleri kenara bırakıp sadece gökyüzüne bakmak ve "ben buradayım" demek en güzel zaferim. şimdi o küçük elini yeniden sıkıca tutuyorum ve beraber daha nice güneşli günlere yürüyoruz... iyi ki doğdum. iyi ki dogdun kucuk sima