41. Bölümden alıntı:
Bir şey demeyip bana sözlerimi pek de takmaz bir şekilde ifadesizce bakmasıyla “Neyse,” demiştim derin bir nefes alırken. “Madem her şeyi konuştuk ve şimdilik yeraltını ilgilendiren bir gelişme yok, o zaman git artık sen. Daha fazla burada işin yok senin.”
Onu kovmam karşısında beklemediğim bir şekilde birden şeytani bir şekilde sırıtıp ürkünç bir keyifle “Gideyim mi?” diye sordu. “Ah, hayır Lamia… Hiçbir yere gitmiyorum.”
Duvara toslamışım gibi duraksarken “Ne?” dedim nefesimi saniyelik tutup. “Ne demek gitmiyorum?”
“Onu beni içeri almadan önce düşünseydin,” dedi oldukça rahat bir tavırla. Sanki ortada benim anlayamadığım bir şaka vardı ve bu ona çok komik geliyordu. Sırıtışı daha korkutucu bir hale gelirken “Yirmi beş senelik hayatım boyunca ilk defa Kızıltanlara ait bir mekana girmişim, üstelik bir de şu meşhur Yeraltı kulüplerinden birisine.” diye devam edip iddialı bir şekilde ekledi. “Etrafı görmeden bir yere gitmiyorum.”
Gözlerimi kırpıştırırken ona birkaç saniye bakakaldım. Onun içeri girişine izin verirken buradan gitmek istemeyeceği ihtimalini hiç düşünmemiştim ve ne kadar kararlı olduğu da açıktı.
Sesli bir şekilde panikle yutkunmamak için kendimi zor tuttum. Şimdi ne yapacaktım?