42. Bölüm Tarihin Tekerrürü’nden alıntı;
Ruh hali beklediğimden o kadar farklı ve… Normaldi ki içimdeki huzursuzluk gitgide daha da katlanıyordu. Neden böyle davranıyordu? “Kunter…” diye mırıldanmamla devam etmeme izin vermeden “Sen de içersin diye düşünüyorum?” dedi önündeki tepsiye bir rakı bardağı daha eklerken.
Duraksadım ve başımı olumsuz anlamda sallarken “Sanmıyorum,” dedim. Midem boştu ve aç karna rakı içmek istemiyordum. Bir şey yiyesim de yoktu.
Kopkoyu mavileri beni geri buldu ve o hiçlikle gözlerime bakarken dümdüz bir şekilde “Neden?” diye sordu. “Sana verdiğim sözü tutmuş olurdum.”
Bakışlarımı anlık ondan çekerken eskiden hep yemek yediğimiz masaya baktım ve boş olduğunu ancak o an fark ettim. O halde masayı buraya değil başka bir yere kurmuştu.
““Sen az önce balık isteyince aklıma ne geldi, bir gün seninle rakı balık yapalım. Evimizde, terasta.””
Ona bocalamış bir şekilde geri döndüğümde bana aynı şekilde donuk bir düzlükle bakmaya devam ediyordu. Ne diyeceğimi bilemeyip ben de ona öylece baktığımda hafifçe nefes verip “Peki, istemiyorsan zorlama yok,” dedi. Dudağının kenarı hafifçe yukarı kıvrılmıştı.
Ama gözlerine ulaşmadığını gördüm.