vuazzoreit

varlığının bir başkasının hayatında ne kadar yer kapladığını fark etmek.

vuazzoreit

ürküten bir ağırlık.
Balas

vuazzoreit

dönüyorum. 

vuazzoreit

öfkenin kül tutan derisi.
Balas

vuazzoreit

yakıştırarak giyindiğim hiçbir şeyim yok.
            öyle tiksiniyorum ki üstümdeki giysilerden,
            gücüm yetse, inan, becerebilsem
            tenimi bile soyunurum yüreğimden.
Balas

vuazzoreit

kimselerin vakit ayırmadığı biriyim, 
            biliyorum.
            sıradan bir alışkanlık, körleşmiş 
            bir küçücük ayrıntıyım, 
            biliyorum.
            bir sigaranın tutuluşu, örneğin; 
            içilişi ve sonra atılışı.
            öfkem biraz da bu benim.
Balas

vuazzoreit

vuazzoreit

elindeki sustalıyla göğsümü deldin. kendini görebildin mi bari?
Balas

vuazzoreit

müzik dinleyerek birazcık kitap okuyacağım, dışarıda da kar yağıyor. ama ilk defa tepki bile veremiyorum. casper'da yanımda yatıyor, bebek gibi uyuyor yine. biriciğim benim.
Balas

vuazzoreit

bugün olayları düşünürken içimde hafif ama kalıcı bir sızı hissettim. adı konmamış, konuşulmamış bir kırgınlık bu. insan anlatırken bağ kurduğunu sanıyor, oysa bazen kelimeler karşıya varmıyor ve geri dönmeyince insanın içi yavaşça soğuyor. kırgın ve üzgünüm ama sadece eskisi kadar anlatmak istemiyorum artık. bazı sessizlikler bağırmıyor ama iz bırakıyor, bazı yakınlıklar fark ettirmeden eksiliyor. ben de bugün bunu kabul ettim. aynı yerde duruyormuş gibi görünse de içindeki o mesafe büyümüş, usulca ve geri dönülmez bir şekilde. farkındayım artık. 
Balas