Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
taylor swift, willow
🖼️
•Jeongguk•
Geceye gözlerimi açtığımda kalbim deli gibi atıyor, nefes almakta zorlanıyordum. Parmaklarım komodinin üzerindeki telefonumu kavrayarak ışığını açana kadar kendimde değildim, gözlerimden yaşların süzüldüğünün bile farkında değildim.
Yatakta doğrularak yorganı üzerimden attım, terliklerimi zorlukla giyererek yataktan kalktım, telefonun kısık ışığı bile gözlerimi acıtırken saatin sabaha karşı dört olduğunu gördüm.
Salonun lambaderini açarak sarı loş ışığın odayı aydınlatmasını sağlamanın ardından kendimi koltuğa bıraktım, bu günlerde niye olduğunu anlamadığım bir şekilde uykularım kabuslarla bölünüyor, nefes almakta zorluk yaşıyor ve kendimi bu evin içinde güvensiz hissediyordum.
Koltuğa oturarak bağdaş kurarken telefonun ekranını açtım ve Taehyung'un gülümseyen yüzüne baktım, yüzünü ekrana yaklaştırmıştı ben çekerken ve oldukça sevimli görünüyordu.
Onu aramak ve yanıma çağırmak istiyor olsam da biri ile yemekte olduğunu biliyordum ve belki, gece kendi evine kız ile geçmişti, bu yüzden onu aramak ve rahatsız etmek istemiyordum.
Bu gerçek daha fazla canımı sıkarken kalp atışlarım hızlanmaya başladı, sosyal medyaya girdiğimde Jimin'in beş dakika önce güncelleme yaptığını görmek biraz rahatladı, telefonun arama kısmına girerek Jimin'in numarasını tuşladım.
"Ggukie."
Sabaha karşı bu saatte neşeli sesini duymak gülmek istememe sebep oldu, Taehyung haklıydı, onunla tanıştığım andan itibaren Jimin'i sevmiştim. Taehyung hep haklı çıkardı, olayları geniş çerçeveden gören her zaman o oluyordu. "Jimin, nasılsın?" diye sordum sonunda sesimi bulduğumda, bir an konuşmak beni zorladığında kalbim yeniden hızlanmaya başlamıştı. "Ben iyiyim de sen iyi misin? Bu saatte uyuyor oluyorsun diye biliyorum." dedi, sesindeki neşe dağılarak endişeli bir tona bürünmüştü.
İç geçirerek arkama yaslanırken ne diyeceğimi bilemiyordum, tanıdık bir ses Jimin'e seslendiğinde kaşlarım çatıldı. "Taehyung mu orada?" diye sordum, "Evet, akşam kalmak için bana gelmişti. Jeongguk, sen iyi misin?" O ana kadar yeniden ağlamaya başladığımın farkında bile değildim, "Biz geliyoruz, sakin ol, tamam mı?" dedi Jimin, telefonu kapattığında koltuğa bıraktım ve dizlerimi kendime çekerek kollarımı etrafına doladım.
Bana ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yoktu, hiçbir şey yapmak istemiyordum, sadece evimde olmak ve yatmak istiyordum. Bu ev üstüme doğru baskı uygularken alnımı dizime dayadım ve parmaklarım kulaklarımı kapadı. Caddeden geçen arabaların hafif gürültüleri bile beynimin içinde bir şeyleri harekete geçiyor, beni boğmasına sebep oluyordu.
O halde ne kadar kaldım emin değildim ama koltukta oluşan ağırlık ve bedenime sarılan kollar ile ağlamalarım sesli bir hale dönüştü. Saçlarımda gezinen parmaklar, "Tamam, geçti." diye mırıldanan bir Taehyung ile derin nefes alıp verdim, başımı dizimden kaldırarak onun kolları arasına sığındım.
Elindeki bir bardak su ile orta sehpanın üzerine oturdu Jimin, Taehyung bardağı ondan alarak biraz su içmemi sağladı. "Ne olduğunu anlatmak ister misin?" diye sorduğunda başımı iki yana sağladım, ikisinin de üzerinde hala pijamaları vardı ve Jimin'in saçları tamamen dağınıktı. Uyumaya hazırlanıyor olmalılardı ama onları uykularından alıkoyarak buraya getirmiştim.
"Uyuyalım mı?"
Taehyung'un sorusu ile ona baktım, hala saçlarımı okşuyordu ve bir kolu belimden sarılarak karnımda duruyordu. "Odaya gitmek istemiyorum." dedim, sesim ağlamamın etkisi ile titrek ve çatlamış çıktı, "Tamam, burada uyuyalım." dedi yerinde daha çok yayılırken, Jimin bizim için battaniye getireceğini söyleyerek kalktı yerinden. "Artık yalnızız, şimdi anlatmak ister misin?" diye sordu, karnımda duran elini, ellerimin arasına hapsettim. "Kabus gördüm ve korktum, o oda beni korkutuyor." Saçlarıma dudaklarını değdirdiğinde gülümsedim, her zaman ondan büyük olduğumu söylesem de yan yana geldiğimizde, Taehyung her zaman olgunluğu ile beni alt ederdi.
Üzerimize bırakılan battaniye ile gözlerimi kapadım, başka odada olacağını söyleyerek bizi yeniden yalnız bıraktı. Masanın üzerinde bıraktığı bardağa uzanmak istediğimde Taehyung benim için alarak elime verdi, titriyor olsam da bardağı tutabildim. İçindeki tüm suyu bitirdiğimde benden aldı ve yerine koydu bardağı. "Beni niye aramadın?" diye sordu yeniden kollarının arasına hapsederek, "Randevun vardı ve belki eve kızla gitmişsindir diye düşündüm." dedim, kıkırtısını duydum, "Ne olursa olsun senin için gelirim, Jeongguk." dedi, gözlerimi kapatarak ona daha çok sığındım.
Sabah yatağım yerine koltukta uyandığımda ne olduğunu anlamak için biraz toparlanmam gerekti, dün gece aklıma düşerken doğruldum. Jimin ve Taehyung açık mutfağımda yiyecek bir şeyler hazırlıyorken gülüyorlardı. Başımı yeniden yastığa koyarak gözlerimi kapadım, midem çok fazla bulanıyordu ve yerimden kalkacak gücü kendimde bulamıyordum.
"Taehyung..."
Jimin'in temkinli sesini duydum, yeniden uykuya dalmak istiyordum ve bu yüzden susmaları benim için iyi olurdu. "Neden Eunbi ile randevuya çıktın?" diye sordu Jimin, birkaç tabak sesi gelirken Taehyung sessiz kaldı, yeniden uykuya dalmak üzereyken duydum sesini. "Benim için ümit yok, Jimin. Ya hayatıma devam edeceğim ya da bir kapanın içinde yakalanmış halde çırpınacağım." Gözlerim açılırken Taehyung'un söyledikleri zihnimde dönüp duruyordu, birine mi aşıktı?
Bunu benimle paylaşmak yerine Jimin'e mi anlatmıştı?
Uykuya dalamayacağımı fark ettiğimde doğruldum, "Günaydın uykucu." dedi Taehyung gülerek, biraz önce sesinde acı bulunan biri değil gibiydi, başımı koltuğa yaslayarak ona baktım, "Midem bulanıyor." dedim dudaklarımı büzerek, bu halim Jimin'in gülmesine sebep oldu, Taehyung yanıma gelerek saçlarımı dağıttı ve yanağımı öptü. Bu gülümsememi sağlarken "Kahvaltı hazır, bir şeyler yiyince daha iyi hissedersin." dedi, mutfağa geri dönerken koltuktan kalktım.
Elimi ve yüzümü yıkamanın ardından klozetin kapağını kapatarak üzerine oturdum, başımı ellerimin arasına alarak gözlerimi kapadım. Taehyung'un benden bir şeyler saklıyor olmasından hoşlanmıyordum, bunu pek yapmazdı ve canımı sıkmıştı bu durum.
Salona geri döndüğümde ikisi de masaya oturmuş, kahvaltılarına devam ediyorlardı, "Senin için süt ısıttım, gel." dedi Taehyung, onun yanına oturdum ve sütten büyük bir yudum aldım, başım çok fazla ağrıyordu ve midem çok bulanıyordu. Önümde olan tüm yemekler sinirimi bozuyor olsa da biraz yemem gerektiğini biliyordum.
Başımı onun omzuna yaslayarak gözlerimi kapattım, parmakları saçlarıma giderek orayı okşarken güldüm, "Bebeğim, haydi süt iç." dedi, bardağı yeniden parmaklarımın arasına bıraktı ve gözlerimi açarak ona baktım. "Bana hep bebeğim desene..." dediğimde Jimin güldü, bu Taehyung ve benim de gülmemize sebep oldu, ona daha çok sığınırken Jimin hyungun birden söylediği bir şey, geri kalan zamanda kafamı tamamen karıştıracaktı.
"En yakın arkadaştan çok sevgili gibi görünüyorsunuz."
🖼️
merhaba, nasılsınız? park hyungsik olayını herkes şaka sanmış ama jeongguk, gerçekten ona çıkma teklifi etti, bilginiz olsun.