yirmi altı

11.1K 1.2K 133
                                        

jungkook, still with you

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

jungkook, still with you

🖼

•Jeongguk•

Saat gece yarısını yeni geçmiş olduğu halde uyumak için yatağıma girdim fakat son günlerimi boş bir şekilde geçirdiğim için belki de, uyuyamıyordum.

Taehyung ile ne kadar aynı odada kalmak istesem de buna üç gün dayanabilmiş, sonunda uykusunda beni tekmelediğini bahane ederek eski odama geri dönmüştüm.

Beni tekmelediği doğruydu fakat bu asla odadan kaçmam için bir sebep olmazdı, bunun tek sebebi onun etrafındayken gözlerimin dolmasına engel olamamam ve hızlanan kalp atışlarımdı.

Onun hislerini bildiğim andan itibaren vücudumu ele geçiremediğim bir sıcaklık basmış olsa da ruhumda tam tersi bir dinginlik etkisi yaratmıştı.

Beni sevdiğini biliyor olmak, yıllarca verdiğim bir savaşı kazanarak zaferle taçlandırmışım hissi veriyordu ve bu, kendimi sorgulamama sebep oluyordu.

Ona olan hislerim yeni miydi, yoksa ben hepsinin üzerini bir buz kütlesi ile örtmüştüm de Taehyung'un hislerinin sıcaklığı o buzu eriterek ortaya çıkmalarını sağlamıştı?

Aklımı karıştıran nokta tam olarak buydu, sanki hisler hep oradaydı ve birikerek büyümüşlerdi. Şimdi beni birikmişlik öyle bir boğuyordu ki, nefes alamıyordum.

Uyuyamadığımı fark ettiğimde yataktan çıkarak tavşan desenli terliklerimi ayağıma geçirdim, siyah saçlarımı elimle dağıtmanın ardından odadan çıktım ve koridorun sonundaki kapıya ilerledim.

Küçük bir tıklatmanın ardından ses gelmediğinde kapı kolunu açarak içeri girdim, sırtını yatağın siyah deri başlığına vermiş halde otururken telefonundan video izliyordu kulaklıkla.

Gözlükleri, üzerinde dağılan ve belinin bir kısmını açıkta bırakan siyah tişörtü, sadece dizine kadar çektiği pike ve kısa şortu arasında görünen esmer teni...

Taehyung vücudunda ve ruhunda o kadar çok detaya sahipti ki, aynı anda hepsine odaklanmam zordu. Şu an öylece uzanırken bile nefesimi kesebilecek kadar hoş görünüyordu.

Sonunda başını kaldırarak geldiğimi fark ettiğinde gülümsemeye çabaladım, kapıyı kapatarak odaya adımlarken kulaklıklarını çıkardı. "Bir şey mi oldu?" diye sordu bana bakarken ve onun karşısında suçlu bir çocuk gibi hissetmekten alıkoyamadım kendimi.

Bazen onun üzerine atlayarak sanki hiçbir şey değişmemiş gibi davranıyordum, bazen de çok fazla tereddüt barındırıyordum. En ufak bir hareketimin onu kırmasından, üzmesinden öyle korkuyordum ki, attığım her adıma dikkat eder hale gelmiştim.

"Uyuyamadım."

Yaptığım itiraf gülümsemesini sağlarken kucağındaki telefonu komodinin üzerine bıraktı, pikenin düzgün tarafını açarak yanına gitmemi işaret etti. Hızlı adımlarla yatağa ilerleyerek benim için açtığı aralığa kendimi bıraktım. Onun gibi sırtımı yatak başlığına yasladığımda beraber öylece boş duvara bakıyorduk.

Aramızdaki bu garip havayı bozmak ve bir ileriye taşımak istiyordum ama bunu yanlış bir şekilde yaparak onu incitmekten çok fazla korkuyordum. "Taehyung..." dedim kendimi tutamayarak, bakışları bana dönerken ben de ona baktım, gözlerindeki sıcaklık ve saf şefkat çok yoğundu, bana böyle bakarken gözlerimin dolmamasına imkan yoktu.

Dudaklarımı yanağına değdirdiğimde gülümsemesi büyüdü, benim gülümsemem de ona eşlik ederken diğer yanağını öptüm bu kez. Burnunun ucundaki benini, çenesini, dudağının altını, dudağının kenarını. Taehyung'un keşfetmek istediğim her bir noktasına dudaklarımı değdiriyordum fakat asla, dudaklarım dudaklarına değmiyordu.

"Jeongguk..."

Taehyung'un kısık, boğuk bir sesle adımı fısıldaması içimin titremesine sebep oldu, aramızda her an kapatılabilecek bir mesafe ile ona bakarken iç geçirdim. "Seni seviyorum." diye fısıldadı, sıcak nefesi dudaklarıma çarptığında bedenimi ona doğru döndürmek için hareketlendim, ona bu kadar yakın olmak kalp atışlarım için hiç iyi değildi.

Bir elim boynuna ilerleyerek orada dururken gözlerimizi kırpmadan birbirimize bakıyorduk ve devamında ne olacağını bildiğimiz halde atak yapmıyordu. Bana yaklaşarak dudaklarını, dudaklarımın hemen altına değdirdi. "Bu beninin ilham kaynağım olduğunu biliyor muydun?" diye sorarken daha fazla dayanamadım, dudaklarımı onun dudaklarına bastırarak alt dudağını öptüm.

Taehyung yerinde doğrularak öpüşüme karşılık verirken bedenimin titremesine engel olamıyordum, ihtiyacım olan tek şeyin beni öpmesi olduğunu fark etmek acımasızcaydı. Tüm ihtiyacım olan yanımdaki çocuktu, beni öpüyordu ve ben, bunu asla görememiştim.

Üst dudağımı çekiştirerek beni öperken dillerimiz birbirine çarptı, Taehyung inlemesini tutamazken boynundaki elim saçlarına giderek onları çekiştirdi.

Nefes almak için ayrıldığımızda alnımı öptü, saçımı sevdi ve dudaklarını, dudaklarıma değdirdi sadece. Adını fısıldarken gülümsedi, beni öyle naif seviyordu ki, ben ilk defa birinin sadece saçımı seviyor olmasına ağlıyordum.

"Beni hep sev tamam mı Taehyung? Ben hep seni seveceğim, tüm kalbimle. Aşık oldum çünkü ben sana, belki de hep aşıktım bilmiyorum, sadece, çok seveceğim seni."

Kolları bana sarılırken ona sığındım, beni göğsüne hapsederek pikeyi üzerimize çekti. Komodinden gelen ışığı kapatarak uzanmamızı sağladı. Ben hala aptal gibi ağlamaya deva
ederken sevdi saçlarımı, onları öptü.

Uzun zaman sonra uyumak ilk defa korkutucu olmadı benim için, onun sevgisi bir kalkan oldu bana ve rüyalarıma.

arada jeongguk da hislenebiliyormuş
şok oldum ben biraz ama

sweeter than fiction' taekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin