Neredeyim ben?...

22 2 4
                                    

Gözlerimi yavaşça araladım. Yanıp sönen loş bir ışık etrafı aydınlatıyordu doğrulmaya çalıştım. Bir sedye üzerinde olduğumu anlamam zor olmadı. Ayağa kalktım etrafta dolanmaya başladım vücudumu inceledim. Ellerimde ve duvarlarda aynı siyah lekeler vardı... Ben kimdim? Neredeydim? Etrafım labaratuvar gibiydi. Tezgahların üzerinde kavonazlar bulunuyordu her kavonozun içinde küçük toplar. Bu toplarda neydi? Bir kavonozu aldım. Üzeri yine aynı lekelere doluydu. Lekeri temizledim ve kavonozun kapağını yavaşça açtım. İçinden toplardan birini aldım. Biraz daha kendime doğru yakınlaştırınca... AMAN TANRIM LANET OLSUN BU BİR İNSAN GÖZÜYDÜ! Korkudan kavonozu fırlattım ve kendimi bulduğum gibi dışarı attım önümde kocaman bir koridor vardı ne yapacağımı kendimde bilmiyordum sadece dümdüz ilerledim...Duvarlar siyah lekelerle devam ediyordu. Yolculuk boyu hayatım hakkında düşündüm fakat en ufak bir şey hatırlayamadım... Yolculuğum çok sürmedi. Uzun bir merdiven yukarı doğru çıkıyordu. Tüylerim çoktan kalkmış dişlerimse zaten titriyordu. Gözlerimle etrafı süzdüm merdivenin ilk basamağında şu yazıyordu;
"Hoşgeldin ne kadar güzel gözlerin var..."
Bir basamak daha çıktım ikinci basamakta;
"Gözlerin hangi renk benimle paylaşmak ister misin?"
Şaşkınca bu aptal merdivenleri tek tek çıktım her merdiven üzerinde farklı farklı göz renkleri vardı. Hangi aptal gözlere takardı ki?! Nedense ayaklarım çok aceleciydi. Hızlı hızlı merdivenleri çıktım. İstemeden hızlanıyordum. Bir,iki, üç basamak derken bütün basmaklar bitti yine bir bir koridor başlıyordu. Duvarlarda siyah lekeler duruyordu aynı şekilde farklı göz sembolleride. Tanrım ben nereye düştüm?! İnsan olup olmadığını kontrol etmek istedim. İlerlemeye ne kadar korksamda yaşamak için bir sebebim yoktu. Hayatımın benim için bir değeride yoktu kim olduğum ne yaşadığım yada kaç yaşında olduğum... Hiç birini bilmiyordum.
Koridorda saatlerce yol aldım duvarlarda hep aynı lekeler devam ediyor göz desenleriyse ürpertici bir şekilde daha çok farklılaşıyordu. En sonunda bir oda buldum. Yavaşça ve temkinli bir şekilde kapıya baktım kapıda;
"Üç defa tıkla. Ve gözlerinin rengini söyle" yazıyordu.
Lanet gözlerimin rengini bilmiyordumki? Beni buraya her kim soktuysa bunu neden akıl etmemişti?
Sakin bir şekilde üç defa kapıyı tıkladım. Sessizce;
- Afedersiniz ama gözlerimin rengini bilmiyorum...
dedim. Birden kapının üzerindeki siyah lekeli yazılar silinmeye başladı ve tekrar bir şeyler oluşturdular.
"Hoşgeldin özel misafirim lütfen içeri gir bende seni bekliyordum."
Titremeye başladım. Yavaşça kapıyı açtım. Bu sefer içerisi temizdi. İçeriye yavaşça girdim. İlerledim ve durdum karışmda siyah deri bir sandalyede oturan arkası dönük bir insan vardı.
- Uzun zamandır buraya gelen olmuyordu. Bugün iki misafir olarak katımı şenlendiriyorsunuz !, dedi ve büyük bir kahkaha kopardı. Afallamıştım burada yanlız değildim benden önce biri daha mı vardı?!...

 Afallamıştım burada yanlız değildim benden önce biri daha mı vardı?!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


KATLARHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin