Jungkook Jackson'un verdiği emirler doğrultusunda yataktan çıkmış ve kahvaltı etmek için aşağı inmişti. Onu daha fazla strese sokmamak için dün hakkında bir şey bilmiyormuş gibi davranan annesi bu sabırlı tavrını kahvaltının sonuna doğru kaybetmişti. Oğlunun sonunda fark edilmesi ve onun müzik alanında bir şansının olması gözlerini durduk yere yaşartıyordu. Dün izlediği törenden ve çıkan haberlerden çoğu ajansın onu aradığından haberi vardı ve oğlunun bu şansı kullanmasını canı gönülden istiyordu.
Jungkook ise kararsızdı. Ne kadar annesinin bunu şans olduğunu söylemesine rağmen stajyerliğin fiyatının tuzlu olduğunu farkındaydı. Bu düşüncelerini annesine söylediğinde ikisinin içinde filizlenmiş umut bir anda kopmuştu. Jungkook için şarkı söylemek, müzik yapmak en büyük dileğiydi ama annesine bencil olmazdı. Kendisinin çok iyi olduğunu da düşünmüyordu zaten, sadece bir şarkı için ona şans vereceklerini pek sanmıyordu. Hele Rowoon'un part-time işlerine bir süre gitmemesini söylemesi bile bütçelerine birer darbeydi.
O yüzden vazgeçti Jungkook. Annesini için hayalinden, paraya ihtiyaçları olduğu için Rowoon'un tavsiyesinden vazgeçti. Dün onun için bir rüyaydı belki de hayatı boyunca insanların onu tanımadan sevip araya aldığı tek andı ama bitmişti.
Böyle olduğu için gerçekten içi parçalanıyordu ama annesine belli etmek istemedi. O yüzden her zamankinden daha siyah kıyafetleri tercih etti işine gitmek için. Kombinine eklediği şapka ve maskenin onu güvende tutacağını düşünüyordu. Annesinin dolu gözlerini görünce kendini kötü hissetti. Evden çıkarken hala sırtındaki gözlerini hissedebiliyordu. Kararından dönmemek için hızlıca ayakkabılarını giyip kendini dışarı attı.
Önceden gittiği part-time işlere gitmeyecekti zaten bugün. Jackson sayesinde tek günlük bir iş bulmuştu ve parası oldukça iyiydi. Ama tam olarak ne yapacağını bilmiyordu o yüzden hala biraz tedirgindi ne kadar sıkıştırsa da arkadaşı işverenin güvenilir biri olduğunu söylemişti. O da arkadaşını güvenmeyi seçmişti. Onu kötü bir duruma sokmazdı.
Telefonundan takip ederek bulduğu adres biraz sosyetik bir modellik ajansının bulunduğu binanın üst katıydı. İçeri girme konusunda endişeliydi ama tüm gün burada bekleyemezdi. kapıyı çaldıktan sonra kapının arkasında biri varmış gibi saniyesinde açılınca irkilerek bir adım geriye çekildi. Kapıyı açan kişi onu kolundan tutarak içeri çekti. Ne diyeceğini şaşıran Jungkook karşısında ona gülerek bakan erkeğe hemen eğilerek selam verdi.
"Merhaba, beni buraya arkadaşım Jackson gönderdi. İş için gelmiştim. Ama tam olarak nasıl bir iş olduğundan bahsetmedi. Ne kadar diretsem de söylemedi bazen böyle inatçı olabiliyor ama çok iyi biridir. Beni her zaman kollar yardım eder..."
Saçmaladığını fark edince susmuştum. Kovulacağına emindi hatta duyacağı azara önceden hazırlanmak için gözlerini kapatmıştı. Telaşlanınca susmamak gibi bir huyu vardı bunun yüzünden bazen işinden olmuştu alışkındı yani. Ama karşıdan kahkaha sesiyle şaşırdı.
"Sakin ol Tanrım. Sen Jungkook'sun değil mi? Dün akşam sahnenin tozunu yutturdun resmen. Ben Hoseok. Jackson senden olgun biri diye bahsediyordu ama çok şirinsin."
Jungkook şoka girmiş halde ağzı açık karşısındakine bakarken Hoseok gülmesini durduramıyordu. Bu çocuk cidden tatlıydı , bu devirde böyle masum birinin kaldığını görmek tuhaftı. Jungkook kendisini daha fazla rahatsız hissetmesin diye gülmesini durdurdu hızlıca. Onu kolundan tutarak soyunma kabinlerinin önüne getirdi.
"Jackson sana işten muhtemelen reddedeceğin için bahsetmemiş sanırım. Sakin ol, şu kabindeki kıyafetlerden birini giyip dışarı gel fotoğraflarını çekeceğim."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Chiave Della Mia Vita
FanfictionSeni sahnede ilk kez gördüğümde mutluluğumun kilidini açan anahtarım olacağını biliyordum..