(changbin)
felix, chris'in yaşadığı daireyi parmakla gösterdikten sonra teşekkür edip hızlıca çıktığım merdivenleri tamamladım. içim biraz garipti. kapının önünde dikiliyordum 10-15 saniyedir.
lanet olası bir kapıyı çalacaktım sadece. elimi kaldıracak, yumruk yaparak birkaç kez vuracaktım. ya da direkt zile basabilirdim. teoride çok basit olan şey sanki şu an imkansızmış gibi geliyordu bana.
kapıyı açsa ne diyecektim ki ona? neden buradayım onu bile bilmiyordum üstelik. aslında biraz fark etmiştim bana duygularını ama yoksaymak o an daha kolayıma gelmişti sanırım. yine de belki yanlış anlamışımdır korkusu ile kendi ağzından duyana kadar beklemem gerektiğini düşündüm.
eh seungmin buna biraz engel oldu tabii.
en sonunda cesaretimi toplayarak kapıya 3 kere yumruk yaptığım elimle vurdum. şimdi zaten stresten aşırı hızlı atan kalbim yerinden çıkacak gibiydi.
içeriden gelen ayak seslerini duydum önce. kaçsam mı diye düşündüm birkaç saniye için ama kaçsam daha da bok ederdim her şeyi. nasıl bu konuma gelmiştik anlamıyordum bile.
kapının yavaşça açılması ile ayaklarımda olan bakışlarımı yukarıya, yapılı vücudu ile karşımda dikilen bedene çevirdim. biraz dağılmış görünüyordu. ağlamış mıydı? emin değildim fakat görünüşüne bakarak ağladığı sonucuna varabilirdim.
bana bakmıyordu bile. utanıyor olabilirdi, rahatsız hissediyor olabilirdi, beni burada istemiyor olabilirdi. bunlar sadece tahminlerimden birkaçı üstelik.
ama kapıyı biraz daha açarak kenara çekildi. beni içeri davet ediyordu. bu da beni istememesi şıkkını eledi zaten.
teşekkür ettim içeri geçerken ama sesimi kendim bile duymadım. chris'in de duyduğunu çok sanmam.
ev yabancı olduğu için nereye geçeceğimi bilmiyordum. chris'i bekledim bu yüzden. o da anlamış olacak ki gülümseyerek arkamda kalan odasını gösterdi. ama yemin ederim öyle bir gülümsemeydi ki bu tüm hücrelerimde hissettim.
odasına geçtiğimde çok sade olması gözüme çarptı ilk. gri ağırlıklı bir odaydı. köşede bir puf vardı. pufun üstündeki rastgele çıkarılıp bırakılmış kıyafetleri saymazsak toplu ve sade bir odaydı.
yatağına oturmak konusunda çekindim. pufa da oturamazdım zaten kıyafetler vardı. odanın ortasında dikilmeye devam ettim bu yüzden. chris geldi sonra. oturdu yatağa.
"oturabilirsin çekinmene gerek yok."
uzun zaman sonra sesini duymak vücudumun titremesine neden oldu. çok özlemiştim onu. çocuklarla yaptığımız buluşmaya da gelmemişti. hep merak etmiştim nerede diye. evdeymiş meğer. benim yüzümden hem de.
en az 5 dakika oturduk sessiz sessiz. o da yeri izledi, ben de... ama biliyordum ben konuşmazsam konuşmazdı o. zaten kesin şimdi seungmin'e içinden çok küfürler ediyordur.
"nasılsın christopher?"
sesimi duyunca yandan hafif şekilde bana bakıp tekrar izlediği halıya döndü.
"gördüğün gibiyim işte."
durdum. düşündüm. onu kıracak bir şeyi söylemeyi asla istemiyordum çünkü. ama konuşmamız gereken bir konu vardı aynı zamanda.
"seungmin'in dedikleri..."
nefes verip sinirli şekilde güldü. onu böyle görmek benim için garipti. eğlenceli cıvıl cıvıl bir insanken şimdi böyle olması...
"seungmin gereğinden fazla konuştu onun kusuruna bakma. dedikleri doğru mu diye soracaksan evet doğru. benden duymanı isterdim tabii ki ama yapacak bir şey yok bu saatten sonra. "
ŞİMDİ OKUDUĞUN
chess , hyunlix texting
Fanficlee felix , hwang hyunjin için hiçbir fikri olmadığı halde satranç kulübüne girecek kadar aptal bir aşıktı. - texting
