Şimdi saat sessizliği beş geçiyor, ama sensizlik hiç geçmiyor Lee Felix
➪ yarı texting
stay_rsn, 2022
✯ Tüm hakları Felix'in yıldızımsı çillerinde saklıdır.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Seora pov.
Sırtımın tekrar duvar ile buluşması ve artı olarak başıma giren ağrı ile ayaklarım beni taşıyamaz hale gelmişti. Kendimi yere bırakmam ile karnıma aldığım sayısız darbe kusma isteğimi arttırıyordu.
Gökyüzüne baktım. Birazdan yağmur yağacaktı ve bitecekti.
Aldığım onca darbeye rağmen dikleşmeye çalışıyordum. Ancak tabii ki bir işe yaramıyordu. Yediğim darbelerin ardındaki kişiye baktım.
Kim Hwa.
O kadar şımartılmış bir insandı ki kendisi, herkesi kölesi sanıyordu ve buna karşı gelenlere kendince acı çektiriyordu.
Beni yönetmek istiyordu, Felix'in yatağında ki boşluğu doldurmak istiyordu.
Hayal dünyasında yaşayan biri için gerçekler fazla ağır gelmiş olmalı ki, şu an tüm acısını benden çıkarıyordu.
Ona ortaklık eden arkadaşları yağmur başlayınca durmuş, hırstan gözü kör olan Hwa, tekmelerini yüzüme savuruyordu.
"Hwa, dur artık!"
Durup derin bir nefes aldı. Kan ter içinde kalmış bedenimde gözlerini gezdirdi, arkadaşları onun koluna girdi ve uzaklaştılar.
Orospular.
Doğrulmaya çalışıp sırtımı zorla duvara yasladım. Resmen stres çarkı olmuştum ellerinde ama buna karşı gelmiyordum. Kendime gelmeme, akıllanmama ve yeni şeyler öğrenmeme yardımcı oluyorlardı. Dünyayı karşıma alıp konuşma şansım oluyordu.
"Seora!" Kafamı çevirmem ile endişe ve korku dolu bakışlar ile bana yaklaşan bedende gezdirdim gözlerimi.
Önümde eğilerek benimle aynı hizaya geldi.
"Canın çok acıyor mu?" Sorduğu soru ile alayla tebessüm ettim sonra olumsuz anlamda başımı salladım.
"Tanrım! Onlara karşı koymalıydın."
"Dayak yediğimi köşeden izlemek yerine yardım etseydin karşı koyabilirdim."
Kafasını eğdi. Nefesimi vererek, alayla güldüm tekrar. Oyuncak bebek değildim, bir insan dayak yerken öylece durulabilir miydi gerçekten?
Acıyla ayağa kalkmaya çalıştım. Kolumdan tutup yardım etmişti. Sonrasında kolumu çekip yavaşça ilerlemeye çabaladım. Topallıyordum.
Tekrar kolumu tutup yardım etmeye çalıştı ancak yine çektim kolumu. Ayağımın takılması ile beni sıkıca tutup kendine çekti.
Sarılıyordu.
"İsteğini yerine getiriyorum, sonra seni revire bırakıp rahatsız etmeyeceğim."
En fazla 15 saniye kadar sarılmıştık ancak geçen her saniye bana onsuz geçirdiğim zamanların tedavisi gibi geliyordu.
Sanki daha önce bir ayağım çukurdaydı ve şimdi bir mucize yaşanmış, ayağım ile birlikte kendi benliğimi o dipsiz çukurdan kurtarmıştım.
Yavaşça geri çekildi ve bir kolu sırtımda, bir kolu dizlerimin altında olacak şekilde kucağına almıştı beni. Kollarımı düşmemek için boynuna sardım.
Yürümeye başlamadan önce bana baktı. Bir tepki vermemi bekliyor gibiydi. Verebilecek bir tepkim yoktu, şu an kendimi tamamen ona teslim etmiştim.
Yavaşça yürümeye başladı. Kafamı boynuna gömdüm ve derince çektim kokusunu içime.
Saat sessizliği beş geçiyor, ama sensizlik hiç geçmiyor Lee Felix.