kendine'minik' bir 'kedicik' arayan gizli mayfa ve aynı zamanda bilindik bir iş adamı olan junkook bağış yapmak için gittiği yetim hanedeki genci gözüne kestirir
Kutunun gelmesinin üstünden tam iki gün geçmişti babacığım beni yanından bir dk olsun ayırmıyordu
Şimdi ise sarmaş dolaş yemek yiyorduk daha doğrusu babacığım yiyordu bende kucağında yan yatmış sütümü içiyordum
Babamın telefonunun çalması ile aniden yerimden sıçradım babam bir eli ile beni tutmuş diğer eli ilede telefona bakmıştı aramayı cevaplamış ve kulağına yaklaştırmıştı
karşı taraf ile konuşurken arada bana bakıyordu
En sonunda
" Tamam hyung orada görüşürüz"
Dedi ve telefonu kapatıp masanın üstüne koydu beni kucağında oturtup Konuşmaya başladı
"Bebeğim hyungların la pikniğe gitmeye ne dersin"
Dedi iki gündür bahçeye bile çıkmadıgım için çok sıkılmıştım ve bu haber de beni oldukça mutlu etmişti
Ellerimi çırpıp az da yerimde zıplayıp
" Evet babacıgım benim canım evde çok sıkılıyor"
Dedim babam da
" Peki bebeğim sofrayı toplayalım sonra da hazırlanalım "
Dedi ve beni mama sandalyesine oturtup babam sofrayı toplamaya başladı
İşi bittiğinde elini de kurutup beni kucağına aldı ve boynumu öpe öpe yukarıya çıktık önce benim üstümü değiştirip onun odasına geçtik
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Babam kendi giyinme odasına girdiğinde hafif aralık olan kapıdan bir şey dikkatimi çekti
Birisi vardı orda bana bakan birisi gözleri o kadar korkunç bakıyordu ki Gözlerinde lens olduğu çok belliydi çünkü göz bebeği ve dışının beyaz yeri bile siyahtı aniden elleri ni bir bıçak tarzı yapıp kendi boğazını kesiyor gibi yapınca çığlığı bastım Bağıra bağıra aglıyordum
Aniden kucaklanmam ile korkup daha çok ağladım ama babamın kokusu burnuma gelince direkt sarıldım ve boynunda ağlamaya başladım
Babacığım boynuma güzel kokulu öpücüklerinden kondurup beni rahatlatacak şeyler söylüyordu
En sonunda sakinleştiğimde kafamı kaldırdım ve Kayan kelimelerim ile konuşmaya başladım