Oylarınızı bekliyorum.
İyi okumalar 💗
Beyaz tavan gözümde tüm yaşadığım anıları canlandırırken aynı şeyleri baştan sona yüzüncü kez ve belki de daha fazla kez düşünüyordum.
Aynı sahneler ve aynı sözler beynimin içinde dönüp duruyordu. Kaçış yolu arıyordum ama bulamıyordum. Sıkışmış gibiydim. Nasıl hissettiğimi bile bilmiyordum.
Dün akşam aklımdan çıkmak bilmiyordu. Jungkook tüm düşüncelerimi kapsıyordu ve bundan kurtulamıyordum.
Beni resmen duvarla arasında sıkıştırıp flörtöz bir tonda konuşmuştu. Yüzüme derince bakmıştı çünkü sadece yüzümü izlerken içimi görebileceği konusunda endişe etmiştim ki çok dikkatli bakmıştı.
Bana yakınlaşmıştı.
Ama kendisi bu yaptıklarının farkında mıydı yoksa ben sadece kuruntu mu yapıyordum bilmiyordum ama dün farklıydı. Her zamankinden daha farklı.
Sonra zihnimde bir an daha belirdi. Alnımın üzerinden saçımı arkaya ittirişi. Öyle dikkatli yapmıştı ki bunu bir an o anı gerçekten yaşayıp yaşamadığımı sorgulamıştım. Ona neden öyle baktığını sorduğumda hafifçe gözlerini kırpıştırıp ardından söylediğim şeye odaklanmıştı. Neler oluyordu hiçbir fikrim yoktu.
Daha sonrasında söylediği şeyler.. O an yalnızca şaka olduğunu bilsemde beni rahatsız etmişti çünkü bir an için söylediklerinin gerçeklik payının olup olmayacağını kendi zihnimde tartmaya çalışmıştım.
Ondan hoşlanıyor muydum? Bana yakınlaştığında heyecanlanıyordum, nasıl davranmam gerektiğini bilmiyordum, kalbimin duyulmasından korkuyordum. Soğuk havada bile otuz beş dereceyi hissediyordum.
Ve sürekli onunla yan yana olmak istiyordum.
Yaptığım stres karnıma ağrı saplanmasına sebep olurken homurdanarak yatakta sağıma dönüp düşünmeye devam ettim.
Bu şekilde hissetmek bir yandan iyi hissettiriyor olsa da bir yandan iğrenç hissettiriyordu. Gerçekten ondan hoşlanıyor olsam bile hislerime karşılık alamayacak olmam beni darma duman ederdi. Altından nasıl kalkabilirdim? Hislerime söz geçirmem gerekiyordu.
Ayrıca ondan gerçekten hoşlanıyor muydum ki? Tanrı aşkına ben hayatım boyunca hiçbir zaman erkeklerden hoşlanmamıştım. Ama aklıma gelen bir şey vardı ki, herhangi bir kızdan da hoşlanmamıştım.
Yalnızca lisenin ilk yılında bir kız arkadaşım olmuştu fakat onu bir arkadaştan fazlası göremediğim için çıkma süremiz bir ay'ı bile geçmemişti. Sevgilim olması gerçeğine heveslenmiştim anlık olarak ama denemiştik ve olmamıştı.
Bu hislere karşı yeniydim. Birisine karşı ilk defa böyle hisler besliyordum ve bu benim için çok daha zordu.
Jungkook'un bir kız arkadaşından ayrıldığını biliyordum. Her şeyden önce erkeklerden hoşlanmadığına da emindim. En basitinden Mia'dan, o kız ve Jungkook'un eskiden gece hayatı olduğunu öğrenmiştim. Yüzümü buruşturdum.
Ve bunları düşündüğüm zaman Jungkook'tan hoşlanıyor olma ihtimalim beni mahvediyordu. Yatağımda iyice küçülürken gözümden akan yaşın yastığıma düştüğünü hissettim. "Böyle hissetmek istemiyorum." diye mırıldandım kendi kendime.
Yataktan çıkmak istemiyordum. Mümkünse ömür boyunca. Ve annemi özlemiştim. Belki de bir süreliğine Busan'a gitmeliydim? Benim için iyi olur muydu?
Ah, tabii ki olmazdı. Bu kadar dersin ortasında tatil yapacak zamanım bile yoktu. Yüzümü buruşturdum.
Jungkook'a olan hislerim büyümeden bitmeliydi. Onu bir süre görmemenin iyi geleceğini düşünüyordum fakat Busan'a şu an dönemezdim. Aynı evde olsak bile onunla yan yana gelmemeye çalışacaktım. Eğer hislerime söz geçiremezsem işin sonunda üzülecektim, bunu biliyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
rosy cheeks | jikook
FanfictionJimin, alanında daha iyi bir eğitim almak için Erasmus programı sayesinde bulunduğu ülkeden ayrılmak zorundaydı ve bu onu fena halde zorlayacaktı, belki yıpratacaktı. Bunun farkındaydı. Belki ilk defa ailesinden uzak kalacaktı ama böyle bir şans eld...
