12. Bölüm

875 108 35
                                        

Oy ve yorum istiyorumm.

İyi okumalar 💕

Heyecanımı bastırmaya çalışırken aynı zamanda sakin olmaya çalışıp derin bir nefes aldım. Kendi kendime 'bir şey yok, bir şey yok' diyerek konuşmama saniyeler kalmıştı.

Açıkçası Taehyung'un cesaretine hayran kalmıştım. Jin hyung'tan hoşlanıyordu ve onunla partner olmak istediğini cesur bir şekilde dile getirebilmesi güzeldi. Bende biraz daha rahat olmayı başarmak zorundaydım. Aksi halde hislerimi belli etmekten korkuyordum.

''Bugün çalışmaya yavaştan başlayın. Koreograflarımız size yardımcı olacak. Gerisi sizde.'' diyen hocaya bakarken dudaklarımı birbirine bastırdım. ''İkişer ikişer kendi partlarınıza çalıştıktan sonra toplu olan kısıma geçeceğiz. Şimdilik gidiyorum, yine geleceğim.'' dedikten sonra çıkışa yöneldi.

Herkes dağılırken yerde oturan Jungkook'a baktım ve yavaşça ona yöneldim. Bende onun gibi yerde oturduğumda bakışlarını gözlerime çevirdi. ''Yorgun görünüyorsun.'' dedim düşüncelerimi dile getirirken. Kısıkça nefesini verdi. ''Biraz hasta gibiyim, geçer.'' dediğinde dudaklarımı büzdüm istemsizce. Çevreme bakındım.

Kısa bir süre sonra dayanamayıp tekrar Jungkook'a çevirdim bakışlarımı. ''Özür dilerim.'' diye mırıldandığımda bana baktı. ''Neden?'' diye sordu naifçe.

''Göz önünde dans etmenin hoşuna gitmediğini biliyorum, ama seni bunu yapmak zorunda bıraktım.'' derken ellerimle oynuyordum. Kendimi bu konuda ona karşı mahçup hissediyordum.

"Dans etmeyi seviyorum. Sergilemek tercihim değil." dedikten sonra ekledi. "Ama bu sefer sorun değil." Bu defa bana döndü bakışları. "Ayrıca," dedi kafasına hafifçe sağa yatırırken. ''Buna daha önceden cevap vermiştim.'' diye konuştuğunda küçük gözlerim şaşkınlıkla açıldı ve bakışlarımı kaçırdım. Fazla açık sözlüydü. 'konu sensin' dediği andan bahsediyordu.

Hemen konuyu değiştirmeye çalıştım. Çünkü kalbim hızlanmıştı ve dediği şeye verebilecek bir cevabım yoktu. Yanaklarımdan alev çıkacak gibi hissediyordum. ''Sehun'u nasıl hallettiğini sormayacağım ama, teşekkür ederim.'' dedim takrar gözlerine bakarken.

''Kalk hadi.'' dedi teşekkürümü görmezden gelerek. Onunla beraber ayağa kalktığımda gözleri üzerimde takılı kaldı. Kaşlarını hafifçe çatmıştı ama yüzünde sinirli bir ifade yoktu. ''Hırkama el koyulmuş.'' dediğinde kaşlarımı kaldırarak üzerimde bana oldukça bol gelen hırkaya baktım.

''Taehyung verdi.'' dedim hemen savunmaya geçerek. ''Sabah serin olabileceğini söyledi.'' dedim dudaklarımı birbirine bastırırken. Taehyung'u tam şu an boğmak istiyordum. ''Yıkayıp geri vereceğim.'' derken hırkayı üzerimden çıkarmaya yeltenmiştim ama eliyle beni durdurdu. ''Kalsın.'' dediğinde ''Yine de yıkayıp vereceğim.'' diye direttiğimde bıkkınca nefesini dışarıya bıraktı. ''Tamam, öyle yap.'' derken beni geçiştirmişti. Gözlerimi kıstım sinirle.

Önümden yürürken onu takip etmeye başladım ama ortamda biraz soğukluk mu vardı? Normalde olsa Jimin ne yapardı? Muhtemelen Jungkook'la uğraşırdı. Mia ne demişti? ''Kendin gibi davran. Jimin gibi.''

Jimin gibi.. Sanırım bunu yapabilirdim.

Aklıma gelen şeyle sırıtıp arkasından zıplaya zıplaya ilerlerken sırtına atladım. Beklemediği haraketim karşısında afalladı ve sendeledi. "Ne yapıyorsun?" dediğinde onu ve hızlanan kalbimi takmamaya çalışarak bacaklarımı beline sardım ve omuzlarından tutunup konuştum. "Doğru, hırkaya sinen kokundan tanımış olmalıydım." dedikten sonra ekledim. "Hırkanın senin olduğunu." diyerek bir nevi güzel koktuğuna gönderme yaptım.

rosy cheeks | jikookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin