2. Bölüm

4 1 0
                                    



İyi okumalar!





Bazı sorular vardır. Cevabı sadece bizde bulunan. Ancak bazı zamanlar her şey öyle alt üst olur ki, öyle tepetaklak olursun ki; kafanı kurcalayan ve alınması gereken cevapları bulunan sorular birikir ve seni yavaş yavaş boğar. Olaylar senden bağımsız gelişir, cevaplar sende değil, bir başkasındadır.

Yola çıktığın insanı da seçemezsin bazen. Hayatında tanrıcılık oynayan birisi varsa insanın;kaçınılmaz son budur.

🪄

Üst katımda yarı çıplak,kim olduğunu bilmediğim bir adamla aynı evdeydim. Kapı ve camlar kilitliydi. Emanet çanta buradaydı. Emaneti almaya niye kimse gelmemişti? Kim, bizi neden buraya kilitlemişti? Üst kattaki adam kimdi? Ve en önemlisi belkide...

o çantada ne vardı?

Çantaya bakmam gerekiyordu. Ama ya içinde tehlikeli bir şey varsa? Ya çantayı açmam her şeyi daha da çıkmaza sokarsa?

Telefonumun sesini duymamla çıldırma derecesine gelmek üzereydim. Kapanmıştı. Şarj etmem ve birilerini aramam gerekiyordu. Benim için endişelenip ortalığı ayağa kaldırabilecek tek kişi annem ve Deryaydı. Annemin beni merak etme süresi belki beş dakika sürer. Derya nerede olduğumu biliyor olmalıydı. Sonuçta onun emanetiydi bu.

"Emanet işte. Benim bazamın altında. Yalnız lütfen içini açıp da bakma tamam mı? Ben bile bilmiyorum ne var. Sadece sana güvenebilirim o yüzden."

Aklıma gelen son konuşmamız kanımı dondurmuştu. Aklımı kaçıracaktım. O da bakmadıysa çantanın içine o da mı bilmiyordu yerimi? Peki ya yukarıdaki adam, onun burada ne işi vardı?

Dağ evinin ilk katındaki salonda az önceki yakışıklı adamın bağlandığı sandalyenin önündeki berjere oturmuş;bacaklarımı hafif aralık bırakarak oturmuş ve dirseklermi de dizlerime yaslamış bir pozisyonda sağ elimin tırnaklarını yiyerek bunları düşünüyordum. Tam yukarıyı kontrol etmek için yukarı çıkacakken başımı kaldırmamla onu merdivenlerin başında beni izlerken bulmam bir oldu.

Bir elini duvara yaslamış, aldığı darbelerden dolayı ve büyük ihtimalle merdivenlerden onu en amiyane tabirle sürükleyerek yukarı çıkardığım için yüzü ne kadar yorgun olduğunu belli eder cinsteydi. Üstünde hiç bir şey yoktu. Ben soydum çünkü... Merdivenin ilk basamağından beni izliyordu.

Birden olduğum yerden fırlayıp "sen kimsin?" Dedim. Sesimdeki tehditkar tınıyı algıladığı gibi korkuyu da hissetmişti. Bakışları şaşırdığını belli ediyordu. "Asıl sen kimsin?" Dedi. Ne yani soruya soruyla mı cevap verecekti? Aslında direkt kim olduğunu söylemesi de garip olurdu. Beni tanımıyordu sonuçta.

"Önce ben sordum ve buraya geldiğimde seni dayaktan maymuna döndüğün halinle yukarı taşıyıp seninle ilgilendiğim ve benden önce burda olan sen olduğun için ilk cevabı ben hak ediyorum." Bu kadar konuşmam beni de şaşırtmıştı. Ama soruma cevap verilmemesi ya da soruyla karşılık verilmesine tahammül edemiyordum.bunlar bahane, stresten çenen düştü biliyoruz. "Kim olduğumu ayak üstü açıklayabileceğimi sanmıyorum." Dedi. Tam bir cevap verecektim ki çalan telefonun sesiyle irkildim. Benimki kapanmıştı. Ben aranmıyordum. Sinyal yoktu? Nasıl çalıyor bu? Kaçlarımı çattım. Karşımdaki adam hiç şaşırmamış gibi bağlandığı sandalyenin yanına gitti ve elini sandalyenin altına attı. Uzattığı kollarındaki kaslar genişlemişti. Bantlarla yapıştırılmış bir telefonu eline aldı ve ikinci çalışta telefonu

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 28, 2022 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

TALİH KUŞUHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin