Selam dümbük günlük, yine ben. Sizi bugünüme misafir etmek istedim.
Unutmayınız ki misafir umduğunu değil bulduğunu okur, o yüzden İETT kartlarınız hazırsa yolculuğumuza başlıyoruz.Uyandım, hazırlandım, yola çıktım faslını geçiyorum. Sonuçta ne kadar özel bir şey yaşamış olabilirim ki üç paragraf anlatayım. Yeni nesil yazarlar lütfen siz de böyle şeyler yapmayın dişinizi fırçalarken yaşadığınız içsel bunalımlarınız hiçbirimizin umrunda değil. İntihar edecekseniz edin artık okurlarınız sizin ağlama duvarınız değil!
Neyse, devam ediyorum. Bugün İBB istihdam ofisine uğradım Çünkü ARTIK işe girmem gerek.
Otomatik kapı açıldı: içeride kimse bir şey yapmıyor. Biz bunlara niye vergilerimizle maaş ödüyoruz ya candy crush oynasınlar diye mi diye sinirlendim ama çaktırmadım.
CV'mi teslim ettiğim abla beni çok beğenmiş olacak ki kendi numarasını verdi, bir arkadaşına ileteceğini söyledi. Üstüne bi' de çok küçüksün ne ara mezun oldun muhabbetine girdi, dua etsin iş arıyorum "Amma kafa açtın he!" derdim yoksa...
Çirkin karakterimi tüm gerçekliğiyle yansıttığım için hiç üzgün değilim, teşekkürler.
Neyse, metrobüs faslını da atlıyorum. Sonuçta mavi leğendeki ölü hamsi görüntüsüne hepimiz aşinayız, tıpkısının aynısı işte.
Aaa, yemek yemeyi unuttum...
Üniversitenin ilk senesi 6₺'ye içtiğim çorba 20₺ olmuş, sonra Melisa çok küfrediyorsun bıdı bıdı.
Bir sonraki durağımız Eminönü yani diğer bir deyişle DÜNYADA EN MUTLU OLDUĞUM YER!
Ayağımdaki ağır mı ağır botlara aldırmadan tüm dükkanları gezdim, işlenmemiş doğal taşları üstüm başım toprak olsa bile üşenmeden seçtim ve çeyrek fiyatına aldım.
Bayılıyorum bir şeyleri diğer insanlardan ucuza almaya, "Ahahahaha, enayiler sizi!" demek için neleri göze alabilirim
hiç kestiremiyorum.Bir kutu da lokum aldım; MAVİ GÖK'e uğrayacağım eli boş gitmek olmaz yeni kurulmuşlar neticede.
Neyse, alık bir insan olduğum için YİNE atılan konuma ulaşamadım. Sokakta üç tur atınca esnaf bir ağabey "Gel hele gel, kime baktıydın?" dedi de öyle buldum yayınevini.
DAHA BÜYÜK BİR TABELA ASSAYDINIZ, ben napiyim hıh!
Neyse, kaybolduğumu belli etmeden esnaf amcaya teşekkür edip binaya girdim.
Ayy, sigara kokuyor bina; sözelci dolu içerisi belli. Karanlık da biraz... Merdivende gariban sokak köpkesi var. Güzel yere tezgah açmış kerata, göbekli de, iyi bakıyorlar belli ki...
Kat 3: Demir beyaz bir kapının önündeyim, zili çalıyorum.
Sakallı bir şair açıyor kapıyı, besbelli yorgun.Selam veriyorum, içeri geçiyorum. Kocaman iki masaları var. Oda o kadar sıcak ki yüzüm yanıyor, lenslerim kuruyor. Napıyo' bunlar bu kadar sıcakta, uyuyakalmıyorlar mı diye merak ediyorum ama sormuyorum tabi ki, geveze Melisa...
Neyse, normalde ilk tanıştığım insanlardan çok çekinirim. Dışarıdan özgüvenli durduğuma bakmayın aslında hiç öyle değilim lakin bu sefer pek gerilmiyorum boş boş bomboş konuşuyorum.
Şair ve yazar olmadan önce nikotin bağımlısı olma şartı olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu sakallı şair de öyle, sigara içmeye gidiyor.
Yerine arkadaşı geliyor. Gözüm bir yerden ısırıyor, Atatürk'e benziyor ondan mı diyorum ama yok Twitter'dan aşina olduğumu hatırlıyorum.
Baya iyi giyinmiş, lacivert ve siyahı pek yakıştırmam ama o oldurmuş.
Biraz bizim amcalara da benziyor bu çocuk, hımm hemen klişe bir atlayış "Nerelisiniz?".-GÖÇMENMİŞ. Yani bizim amcalarla alakası olamaz aramızda Türkiye kadar bir mesafe var demek bu... Neyse, biz de Yakındoğu göçmeniyiz neticede...
Bunlar baya baya güzel işler yapıyorlar, heh gene imrendim bak.
Gencecik gencecik insanlarsınız ne bu girişimcilik kardeşim?! Oturun LOL oynayın, memleket meseleleri nereden çıktı.
Neyse, sağlam bir ideolojileri var. Ülkücülük değil vatanseverlik cinsinden. İthaki okumak yerine Mavi Gök okuyun tamam mı!?
Sonra her zaman yaptığım gibi soru soruyorum. Renkli gözlü, tarz çocuk başlıyor anlatmaya.
Anlattıkça parlıyor yemin ederim. Bir an teni beyaz ondan mı yoksa hevesten mi parlıyor tam emin olamıyorum, bildiğim tek bir şey var: heyecanlı ve tutkulu birisi.Tüh, burcunu sormadım. Kesin akrep ya da su etkili. Bu kadar tutkunun başka açıklaması olamaz.
Size bir bilgi: vatansever erkeklerde genelde yengeç, akrep ve balık etkisi var.
Ümit Özdağ da balık mesela. Gerçi Erdoğan da balık burcu ama konumuz bu değil.
Ne diyorduk, sonuç olarak hikâyeler yazmam gerek arkadaşlar.
Artık büyüyorum sanırım, biraz korkuyorum da. Küçüğüm ama aynı zamanda çok büyüğüm... Yirmi yaş krizindeyim sanırım, var mı öyle bir şey?
Neyse, günün geri kalanı çok da mühim değil. -Lağmen yiyorum.-
Görüşmek üzere, ülkücü kalın!
