Bu aralar bölümler kısa oluyor maalesef. Boşu boşuna uzatmak istemiyorum hiçbir bölümü. Bu şekilde denk geliyor 💜
Keyifle okuyun 😘
☘️☘️☘️
27. BÖLÜM
*NİX*
Txerrea kalkanlarından ikinci kez geçmiştim. Birincisi dört yıl önce Tanya'nın düğünü içindi. Zonan'a âşık olduğum ve onun da bana âşık olduğu, sonrasında ikimizin hayatının da kara bir girdaba sürüklendiği düğün.
Kalkanlar şeffaf ve görünmezdi. Ama ben daha önce de olduğu gibi görebiliyordum. Sonu olmayan koruyucu kalkan, tül gibi zarif görünse de içinden geçildiği anda ne kadar sert, kalın ve dayanıklı olduğunu hissettiriyordu. "Burası," diye düşünmüştüm. "Benim krallığım."
Bu devasa, heybetli krallık.
Hâlbuki daha Txerrea Krallık merkezine gelmemiştik bile. Ancak kalkanın hemen ardındaki gökyüzüne dokunan kan kırmızısı rengindeki surlar Txerrea'nın ne kadar heybetli olduğunu kanıtlıyordu. İlk görüşte.
Surların üstünde ve krallık sınır kapısının önündeki askerler Zonan ve beni gördükleri anda tek dizlerinin üzerine çökmüş "Yaşasın Kral, Yaşasın Kraliçe!" diye tezahüratlar yapmaya başlamıştı. Her sözcüklerinde yumruklarını kalplerine, diğer ellerinde tuttukları mızrakları yere vuruyorlardı. Bu görüntü ve çıkan görkemli sesler vücudumdaki tüm kılları havaya dikmişti. Daha önce hiçbir yerde böyle karşılanmamıştım.
Daha önce bir yerde karşılanmak için bile sarayımdan uzaklaştığım söylenemezdi. Nadir de olsa babam beni bir yere götürürken gece olmasına dikkat ederdi. Gittiğimiz yere varana, güvenli bölgeye geçene kadar kızıl siyah karşımı saçlarımı bir bereyle kapatır, kırmızı göz bebeklerimin görünmemesi için de yüzümü burnuma kadar örten kapüşon takardım.
Suru geçip Txerrea'nın ilk şehrine adım attığımız anda muntazam bir kalabalık gördüm.
Txerrea Sınır Şehri askerleri resmen sokaklara dökülmüştü. Agrius'tan, bu şehrin yalnızca askerlere ait olduğunu öğrenmiştim. Krallıkta özel olarak eğitilen bu askerler Sınır Şehri'nde aileleriyle birlikte yaşıyordu.
Bunu duyduğumda epey şaşırmıştım. Çünkü Txerrea sınırlarını koruyan bu şehir olası bir tehdit altına girdiğinde askerlerin ailelerine ne oluyordu? Çocukları yok muydu?
"Sınır Şehri, sur ve kalkan boyunca ilerliyor, majesteleri," demişti, Agrius. "Yani yaklaşık altı bin asker bu şehirde yaşıyor. Ve bu altı bin askerin belki de yalnızca bin tanesi evlidir. Kısacası kadın ve çocuk sayısı asker sayısından epey düşük. Olası bir alarm durumunda kadın ve çocuklar için yer altı geçitleri bulunuyor."
"Yer altı geçitleri savaşamayan kadın ve çocuklar için kısıtlayıcı olabilir. Yenildiğinizi düşünün. Düşman yer altına bakacak olsa kapana kısılmış olmazlar mı?"
Agrius bana gülümseyerek bakmıştı. "Bunun için sevgili kralımıza teşekkür etmeniz gerekebilir, kraliçem." Atının üstünde resmen gururla kabarmıştı. Agrius'un Zonan'ı ne kadar sevdiğini görebiliyordum. "Kral Zonan da tıpkı sizin gibi düşündüğü için geçitleri büyüttü."
Kaşlarımı çatarak "Nereye kadar?" diye sormuştum.
"Buraya en yakın krallık olan Suxeta Krallığı'na kadar. Kaçmak zorunda kalırlarsa yer altı geçitleri yerin altından direkt Suxeta'nın merkezine çıkıyor. Kral, halkını ancak kendisi kadar koruyabileceğine güvendiği kişiye emanet etmek istedi. Çünkü yer altı sığınaklarındaki kadınların kaçmasını gerektirecek bir şey yaşanırsa Txerrea Krallığı tehlike altında demekti ve onlar, Suxeta'da burada olduğundan daha güvende olurlardı."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
TILSIMIN SESİ/ Işığın Alevi-2
FantasyIŞIĞIN ALEVİ SERİSİ 2. KİTAP (+18) "Serinin devamına görkemli bir düğüne, Şehvetli bir aşka Txerrea Krallığı'na Ve yeni ırklara yolcuk edeceksiniz. Nixavis ve Zonan beklenen düğünün ardından vakit kaybetmeden krallıklarına doğru meşakkatli bir yolc...
