Deniz'i seviyorum. Denizi seviyorum ama en çok rüzgar eserken. Kıyıya vuran dalgalar, yüzüme çarpan rüzgar ve İzmir'in huzuru. Olabileceğim en güzel yerdeyim ben. Belki hatırlamadığım hayatımda daha güzel bir yerde bulunmuşumdur ama şimdi...4 yıl boyunca her canım sıkıldığında denize koşmuştum. Şimdi yine deniz var karşımda.
"Artık öfkelendiğinde nereye sığındığını biliyorum."
Bu sesi tanıyordum. Duymak beni mutlu etmişti. Hakan konuşmaktan mutlu olacağınız bir insandı. Yine de ben herzaman birşeyi unutuyordum. Hakan benim arkadaşım değil, sevgilimdi. Sevgilinizle onu sevmediğinizi, ama çok iyi bir arkadaş olduğunu konuşamazdınız. Bu yanlıştı. Gülümsedim ve ona baktım.
"Evet. Beni tanıyorsun." dedim. Yanıma oturdu ve beni izlemeye başladı. Bu rahatsız ediciydi.
"Beni sevmiyorsun." dediğinde tekrar ona baktım. Şimdi ona karşı dürüst olmam gerekiyordu değil mi?
"Seni sevmiyorum."
En azından dürüstüm. Hakan'ı sevebilmek istedim. Ama bana bir yerlerde kalbi benim için atan biri var gibi geliyordu. Böyle hissederken nasıl onu sevebilirdim ki. Hakan gözlerini yere indirdi ve elini uzatıp elimi tuttu. Buna izin verdim. Bir veda konuşması yapabilirdi.
"Beni sevmen için daha ne yapabilirim bilmiyorum. Herşeyi denedim Nehir." dedi ve tek elini yanağıma koydu. Yüzünü bana yaklaştırdığında kaşlarımı çattım. Aklımdan geçen şey aslında napıyo la bu olmuştu. Biliyorsunuz. Çok masum olduğum için ne yaptığını anlayamadım. Ben düşüncelerimi bir araya getirene kadar Hakan'ın dudakları dudaklarımı bulmuştu. Kendimi geri çekmeye çalıştım ama elini enseme koymuştu. Sonunda Hakan ve yakışıklı suratı benden uzaklaştığında ona tokat atmak için elimi kaldırdım. Biri onu yakasından tutup ayağa kaldırdığında elim boşluğa geldi. İyi giyimli bir adam ona kafa attı ve Hakan ayaklarımın dibine düştü. Ona kafa atan adam ıslak zemine aldırmadan üzerine eğildi ve suratına ardı ardına yumruk atmaya başladı. Tereddüt ederek adamın kolunu tuttum. Başını bana çevirdiğinde bakışları yumuşadı. Gözleri o kadar tanıdık geliyordu ki! Yağmur yağmaya başlamıştı ve ıslak saçları alnına düşmüştü. Böyle çok karizmatik ve seksi olduğunu kabul etmeliyim.
"Siz ne yaptığınızı sanıyorsunuz?" derken sesim olduğundan daha cırtlak çıkmıştı. Utanç verici.
"Seni öpen bir adama seni öpmenin ne kadar ölümcül bir hata olduğunu gösteriyorum...siz mi?" dedi. Tanımadığım bir adama sen diyecek halim yoktu ya. Elini ensesine götürdü ve dalga geçer gibi sırıttı.
"Rüya falan görüyorum değil mi? Artık kafayı yedim. Ölen karımla öpüşen adama kafa attım biraz önce. Kendine gel Kuzey."
Yine bir manyak. Merak ediyorum, neden hep manyaklarla uğraşmak zorunda kalıyorum ben? Adama mal mısın gardaş bakışı attığımda "Vur. Hadi yumruk at!" dedi ve bir adım geriledi. Eliyle vurmamı işaret ettiğinde. Elimi beceriksizce yumruk yaptım ve suratına geçirdim. Keskin bir acıyla elimi tuttum ve havada zıplamaya başladım. Biliydim böyle olucanı. Onun kafasından çok benim elim acımıştı. Eminim buna.
"Rüya değil." diye fısıldadı ve bana yaklaştı. Hala elim acıyordu. Elimi incelemeye başladığımda bedenime sarılan kollarını hissettim. Kokusu burnuma dolarken başımı göğsüne yaslamıştı. Gözlerimi kapattım. Lanet olası vanilya kokusu çok tanıdık geliyordu. Kitaplarda olmuyor mu şu vanilya kokusu? Kendime geldiğimde onu itmeye çalıştım.
"Bırak beni psikopat!"
•••
Ağağağağa hiç emin olamadım ben bu bölümden. Umarım seversiniz.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
AŞİRET DÜĞÜNÜ 2
Humor"Seni seviyorum." diye fısıldadığımda gözlerini açtı, kafasını bana çevirdi. Yarası kanıyordu ve acı çekiyordu ama onu sevdiğimi söylemem daha önemliydi. Tanrım! Böyle bir adam seve seve beni mi sevmişti? "Hatırlamadığım için özür dilerim ama seni s...