Sabah art arda gelen telefon bildirimiyle uyandım, pencereden dışarı taşan ışık gözlerimi kamaştırdığı için elimin altındaki yorganı yüzüme çekip bir kaç saniye öyle kaldım. Bildirim sesleri kesildiğinde telefonum çalmaya başladı, yorganın altından elimi çıkartıp yatağımın yanındaki komodinden telefonumu aldım ve kulağıma tuttum.
" Ah, alo? "
" MİZU UYAN ÇABUK. "
" sayende uyanığım Akari, yoksa nasıl açarım telefonu? "
" Remi biletleri erken almış, bu ayın 20-21 arası yapılan rezervasyonlar ucuz oluyormuş!!! "
" eh... İyi tamam. "
" valizini hazırla hadi, bu gece çıkıyoruz"
" t-tamam, kalkarım birazdan "
" elini çabuk tut valizini hazırlayıp bana gel, bizim evden çıkarız yola. "
" tamam, tamam. "
Telefon kapandığında doğruldum, yorganı üstümden atarken bir yandan söyleniyordum.
" Cidden bu kadar erken hazırlık yapmalarını beklemiyordum, Remi ne ara haber etti? "
Telefonumun tekrar çalmasıyla elimi telefonuma attım.
" alo, Ren. "
" sabah sabah sinirlerimi bozdular, nereden çıktı bu tatil işi böyle!! "
" benide Akari aradı az önce. "
" hazırlandığında söyle seni gelip alayım. "
" tamam "
Telefonun diğer ucundaki bu sinirli ses komiğime gitmişti, sinirlendiğinde çok tatlı oluyordu. Aklım dünkü kavgamıza gittiğinde yüzümdeki gülümsemem kayboldu. Telefon hala açıktı, Ren evden çıkıp beni almak için hazırlanıyordu, seslerden anlaşılıyordu.
Kalkıp dolabımın üzerindeki valizi almak için yan odadan tabure aldım, o sırada telefonun ucundaki Ren'le konuşuyordum.
" valizin içinde eski kıyafetlerim vardı, umarım ağır gelmezler. "
Kıkırdadım ve tabureyi yerleştirdim, telefonu hoparlöre aldım.
" Mizu benim gelmemi bekle, ben indiririm. "
" Sorun değil, hallediyorum. "
" Bir kerede beni dinlesen olmaz mı? "
Dalga geçer gibi kıkırdadım. Tabureye çıktım ama bir an kendime güvenemediğimi hissettim, yinede tek başıma üstesinden gelebileceğimi kanıtlamak istedim.
Parmak uçlarımı dolaba dayadım, valizin kulpunu tutum ve kendime doğru çektim, tahmin ettiğimden daha ağırdı. Valizi kendime çekerken dudağımı ıssırdım. Ayağımla tabureye fazla ileri kuvvet verdiğimde ayağımın altından kaymıştı, büyük bir gürültüyle kendimi popomun üstünde buldum. İlk on saniye acıyla gözlerimi yumdum. Ama daha kötüsü sol ayağımın altındaki sızıydı. Kafamı kaldırıp baktığımda taburenin kırılmış, ve kırılan plastik ayağımı kesmişti. Kanlar içindeki ayağıma bakarken gözlerim büyüdü
" Bekle, Mizu o seste neydi! Mizu!!? "
Telefonumdan gelen sesle kafamı o yöne çevirdim, olabildiğince sakin bir sesle konuşmaya çalıştım.
" Ren... B-biraz acele eder misin? Korkuyorum... "
" Siktir, geliyorum bekle!! "
***
Açılan kapı sesiyle gözyaşlarımı sildim. Evimin yedek anahtarı Ren'de vardı.
Yatak odasına doğru koşuyordu, kapıdan içeri girdi.
" Mizu! "
Dehşet içinde ayağıma baktı.
" Bakmaya korktum, yerimden kıpırdayamadım. "
Ren önündeki saçlarını arkasına attı telaşla ve yanıma yaklaşıp dizlerini büktü.
" tamam, korkma sakin ol. "
" Ren, çok acıyor. "
" Kucağıma gel, seni banyoya götürücem."
Kafamı sallayıp kollarımı hafif kaldırdım tutabilmesi için.
Banyoya doğru hızla adımlıyordu. Kafamı boynuna gömdüm istemsizce, canım acıyordu.
" Ren, yara çok mu derin?"
" şşhh, düşünme. "
Banyoya geldiğimizde beni küvetin üstüne oturttu ve ecza dolabını açtı.
Tıp okuduğu için kendisine güveniyordum. Onun malzemeleri çıkartışını izlerken telaşla sorumu tekrarladım.
" Yara derin değil mi, canım acıyor "
Kendimi daha fazla tutamayıp ağlamaya başladım. Hıçkırık sesimi duyduğunda arkasını döndü telaşla, malzemeleri alıp büyük adımlarla yanıma geldi. Eğilip gözyaşlarımı sildi.
" Neden hala küçük bir çocuk gibi davranıyorsun? istediğin olmadığı zaman mızmızlanıyorsun, canın acıdığında da ağlıyorsun. Kocaman oğlan oldun artık. "
Bir yandan ayağımdaki yarayı temizliyordu.
" Bunu ispatlamaya çalıştığım için bu haldeyim, hığk. Her ağladığımda "büyü artık" diyorsun "
" Tamam... İstediğin zaman ağla, büyüme de, hep benim küçük Mizu'm olarak kal... Ama yaran ağlamanı gerektşrecek kadar derin değil, acıtmamaya çalışıyorum hem. "
Gözlerimden bir inci tanesi daha serbest kalıp yanağıma düşerken Ren'i izliyordum. En sonunda bir bandajla ayağımı sardı.
" Tamam, bitti, art- "
Lafını bitirmesine izin vermeden kollarının arasına girdim ve yüzümü boynuna gömdüm, cılız kollarımla kaslı vicudunu sarmaya çalıştım. Yüzünü göremesemde affalamış olduğunu hissettim ama yinede daha sıkı sarıldım. Bir kaç saniye sonra kollarıyla belimi sardı ve burnunu saçlarımın arasına daldırdı.
" Ren, teşekkür ederim. "
" N-nasıl hissediyorsun? "
" Acısı biraz daha azaldı. "
" Sevindim. "
Hala bir birimize sarılır haldeydik. Çenesini kafama dayadı ve bir süre öyle kaldık, Ren'in telefonu çalana kadar. Kollarını benden ayırdı, gözlerini devirip elini cebine attı ve telefonunu çıkarttı. Arayan Akari'ydi
" Alo? "
" Lan, gelmiyor musunuz. Cips kola yapıcaz! Kolayı sen al ama gelirken, soğuk olsun!! "
" Ben bir geleyim oraya cips kolayı göstericem sana "
***
