Sevmek Kaybolmaktır.

11 0 0
                                    


27 şubat 2024

Ben sana mecburum bilemezsin...
~Atilla İlhan.

Bir insan bir insanı ne kadar sever kimse bilemezdi belki, ama ben biliyorum. Çünkü ben onu çok Sevdim. Kendimden bile çok.

Karşımda oturan insanın yüzüne kaçamak bir bakış attım. Yemeği öylesine tatlı yiyordu ki, sanırım oturup bu sevimliliğe bakmak için tüm günümü feda edebilirdim.

Ancak böyle dediğime bakmayın, ben hiçbir zaman uzun süre bakamazdım doyamadığım yüzüne. Hâlâ da bakamıyorum ya orası da ayrı bir mesele. Hâlâ aynı utançla yüzüm kızarıyor çünkü... Ama yine de, o yıllar şimdiki hallerimden pek uzaktım. Daha çekingen daha sakıngandım... İçim titrerdi ona baktığımda, korkardım masmavi güzel gözlerinin içine dümdüz bakmaya...sakınmak böyle bir şeydi işte, onu kendimden bile sakınırdım.

İnsanın yüreği ağzında yaşamak ne de zor şey.
Çok sevdiğin birine yakınken böylesine uzak olmak, mesafeli olmak hele en zoruydu...

İç çektiğimde başını usulca kaldırıp gülümseyerek bana baktı. Ben de ona aynı şekilde gülümseyerek karşılık verdim. Her iki yanağı dolu doluydu. Onun da aşkı yemekti işte.

Gülümsememin ağır çekimde solduğunu hissederken önüme döndüm. Yemek sipariş etmiştim ama hiç yiyesim yoktu, sadece ona eşlik ediyordum. Bu kız bende iştah bırakmamıştı yahu, ben ne zaman böylesine kendimi kaptırmıştım hiç bilmiyorum... dermansız bir dertti onu sevmek sanki.

Aşkından çayır çayır yanıyordum ama haberi bile yoktu. Hey! Bak bana, duy beni zalim kız.

Yağmur, ona karşı beslediğim hislerden bir haber sevgilim... Tabii o bunu hiçbir zaman bilmedi, onu ne kadar çok sevdiğimi söyleyecek gücü kendimde bulamadım. O benim yanımdaydı ya gerisi tefarattı. Tüm kalbimi alıp avuçlarına bırakmaya hazır beklediğim insandı kendisi, arkadaşım olduğu için bir türlü açılamadığım, kaybetmekten ölesiye korktuğum ve bana bir durakta ömür boyu bekliyormuşum gibi hissetiren tek kişiydi.

Bundan dokuz yıl, belki de daha fazla zaman önce, Yağmur sırılsıklam etmişti kalbimi... havaya, toprağa, suya düşen cemre gibi düşmüştü aşkı kalbime..
Beni ansızın yakalayıp bırakmayan bu duyguyla oldukça direndiğimi hayal meyal anımsıyorum. Ama ne hacet sevda bir kere vuku bulmuştu. Bu sinsi hastalık maalesef ki, tedavisi olmayan bir şeydi.

Hep kaçmak istedim, uzun zaman aşkımı inkar edip kaçtım da, ama bir yere kadar olduğunu fark ettiğim bir sıra, saldım kendimi. Aşk denizin dalgaları fena savurdu beni hani. Ama gelin görün ki bunu o bilmiyordu...

Ne kadar acı çeksem, ne kadar uykusuz gece geçse başımdan, o bunu bilmiyecekti.

Arkadaşım aniden sevdiğim kız, nefesim, ruhum her şeyim olmuştu. Ona bahşetiğim ünvalar uzayıp giderdi...İnsanın içinde gerçekten kelebekler uçuşuyormuş meğer birini sevince. Nereye kondukları meçhul ama bana sorarsanız uçuştukları yer mide değildi. Bariz bir şekilde farkına varmıştım, kalbimde kanat çıptıklarını. Bahsedilen o ok, beni sıyırıp geçmediği için de nasıl bir iyilik yapmıştım hiç bilmiyordum.

Ama olmuştu işte aşık olmuştum ben, en yakın arkadaşıma hem de. Bir armağandı onu sevmek, karşılık aldığım gün dünyaları değişmedim sevgisine.

Çocukluğumun anılarıyla dolu arkadaşım, aynı zamanda sırdaşım, daha ötesi var mı, derseniz var; ben ona vurgundum, hem de ne vurulma. Biçare yüreğimin en gizli, en güzel köşelerine konan eşsiz kelebeğimdi o. Hep de sevecektim, onu kaybetmeyim de, inanın sonsuza kadar arkadaşı olmaya razıydım. Çünkü daha farklı bir yolunu bilmiyorum, tüm yollarım ona çıkıyordu, rotası hep belliydi kalbimin.

Sevmek Kaybolmaktır Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin