Duyduğum her kelimeyle stresim gittikçe artmıştı. Sertçe yutkunduktan sonra kazanacağım şeyi düşünerek konuştum."Tamam Bayan Se-ri."
Gülümsedi.
"Sana güvenebileceğimi biliyordum. Gel sana evi gezdireyim."
Olumlu anlamda kafamı salladım. Oturma odasının yan tarafından uzun bir koridor geçiyordu. Koridorun bir yanında gepgeniş mutfak, banyo, kıyafet odası varken. Diğer tarafında merdiven, iki adet boş misafir odası ve yiyecek deposu bulunuyordu. Merdivenden üst kata çıktık. Bir misafir odası daha vardı fakat diğerlerinden daha geniş ve daha komforluydu. Bayan Se-ri'nin söylediğine göre burası benim odamdı. Benim odamın hemen yanında Bay Hyunjin'in yatak odası ve onun yanında ofisi vardı. En sonda ise Bang Chan'ın odası. Daha sonra beni bodruma indirdi. Bir ev içi havuz vardı. Baya güzeldi. Bir tarafta botanik bitkiler ve bir yerde de evin elektrik bölümü vardı. Arka bahçe ve ön bahçe olsukça genişti. Arka bahçede bir açık hava havusu ve bir jakuzi vardı. Birde kamp ateşi. Ön tarafta ise araba garajı (galeri desem daha doğru) ve bir oturma bölümü vardı. Ev çok güzeldi. Bir süre sonra kapı açıldı ve içeriye bir araba girdi. Bu Hwang Hyunjin'in arabasıydı...
Allah belasını versin böyle işin. Yutkunmaktan boğazım acıdı...
Korkuyordum. Çok stresliydim. Az daha zorlasam geberip gitçektim. Araba park edildi ve arabadan Bay Hyunjin ile Bang Chan indi...
Bay Hyunjin bana doğru yürüdü.
"Evi beğendin mi bari?"
"Evet efendim."
"Efendim demene gerek yok. Hyunjin diyebilirsin."
Bu... Fazla rahatsız hissettiriyordu... Öyle hitap etmek garip hissettirirdi.
"Tamam Hyunjin..."
Elini gülümseyerek omzuma koydu. O kadar da kapadayı falan filan kötü biri gibi durmuyordu.
Gülümseyince çok yakışıklı oluyordu...
Ona karşılık olarak ben de gülümsedim.
Saçlarımı karıştırıp eve doğru yürüdü Chan ile beraber arkasından gittik.
Chan baya rahat görünüyordu. Yanında ise neredeyse korkudan ezilip büzülecek olan ben yürüyordum.
Lanet olsun ben neden sudan çıkmış balığa döndüm.
Salona geçtik ve oturduk. Hyunjin kravatını gevşetip üstten bir iki buton açarken göğsünde de kolları gibi hiç vücut tüyü olmadığı fark edildi. Gözleri bana kaydı.
"Felix o kadar mı korkuncum aşk olsun."
NEDEN BU KADAR RAHAT KONUŞUYO BU ALLAHIN BELASI.
"H-hayır..."
"Felix git de mutfaktaki bardan güzel bir şarap getir. Kırmızı şarap tercihim."
"Tamam."
Allah belanı versin Hyunjin.
Yerimden yorgunca kalkıp gittim ve en iyi şarabı alıp getirdim.
Geri döndüğümde geniş masada uno, tabu, monopoly gibi oyunlar vardı... Hyunjin ve Bang Chan masanın yanında oturuyordu.
"Hadi gel şöyle birkaç el oyun oynayalım ortam yumuşasın."
Gülümsedim ve enerjik bir şekilde elimde şarap kadehleri ve şarapla beraber masaya oturdum. Şaraplar doldurulduktan sonra oyunlar başladı. Çok... Sıcak bir ortamdı...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Oh My Boss / Hyunlix
FanfictionLee Felix, ülkenin en bilinen şirketlerinden biri olan Hwang Company'de çalışıyordu. Şirketin başkanı olan Hwang Se-ri şirketi acımasızlığıyla tanınan oğlu Hwang Hyunjine devredince işler biraz değişir. Şirkette yanına yaklaşılmayan ve korku saçan...