3. Ev (Final)

22 3 0
                                    

Akın: Selam

Akın: Ne yaptın?

Yakışıklı Taksici: Neyi ne yaptım?

Akın: Çayı canım.

Yakışıklı Taksici: He sen onu mu diyorsun. 

Yakışıklı Taksici: Çok iyi geldi gavur çayı. Allah çarpsın böyle bir çay içmedim ben hayatımda. On beş dakika geçmedi uyuyakalmışım. 

Akın: Dikkat et Allah da çarpmasın seni. 

Yakışıklı Taksici: HEHÜHEHÜ

Akın: Tamam ya.

Yakışıklı Taksici: Teşekkür ederim. 

Akın: Ne demekkk.

Akın attığı mesajı iki defa okumuş ve aşırı mı samimi kaçtım diye kendini sorgulamıştı. Gelen bildirimle telefon ekranına geri çevirdi başını.

Yakışıklı Taksici: Sen neden uyanıksın bu saatte?

Akın: Uyku tutmadı beni de. 😅

Yakışıklı Taksici: Gavur çayı iç iyi gelir. 🤣

Akın: Evde kalmadı. Bir süredir aşırı yoğunuz merkezde. Almayı unuttum ben de. 

Yakışıklı Taksici: Sizin evin çevresindeyim. Getirebilirim sana. 

Akın: Yok canım olur mu öyle şey estağfurullah. 

Akın: Hiç zahmet etme. 

Yakışıklı Taksici: Ne zahmeti. Müşteri binecek şimdi. Yarım saate oradayım.

Akın: Tamam o zaman. 

Akın'ın heyecandan ele ayağına dolanmıştı. Vallahi de geliyordu taksici. İştekiler bu halini görse ne derlerdi acaba? Dalga geçeceklerdi orası kesin. 

Ayağa kalktı. Daireyi bir tur döndü. Küçücük yerdi. Düzen takıntısından evi asla dağınık bırakmazdı. Toz moz? Yoktu. Bir oh çekti. Yatağının kenarına gözü kaydı. Dağılmıştı. Hemen düzeltmeliydi. İşi bitince mutfak alanına geçti. Dolapta yiyecek bir şeyler var mı diye kontrol etti. Dün akşamdan kalma yaptığı ıslak kek ve mercimek köftesi duruyordu. Dilini dudaklarında gezdirdi. Karnı guruldayınca eli karnına gitti. Yalan yoktu acıkmıştı. Acaba taksici yani Celal de yemek ister miydi? Ona da mı ayırsam diye düşündü. 

''Neyse gelsin sorarım.''

Saatine baktı yarım saati çoktan geçiyordu. Herhalde gelmeyecekti diye kendini ikna etti ve pes etti. Mutfağa gitti ve kendine yiyecek bir şeyler hazırladı. Gün tabağı gibi duruyordu. Of yeme de yanında yat. Başta duyamamıştı ama tıklama sesine benzer bir şey kulağına gelmişti. Kaşlarını çattı ve masanın üzerindeki silahını eline aldı. Yavaş adımlarla kapıya yöneldi. Nefesini kendisi bile duyamayacak bir sessizliğe ulaşmıştı ortam. Kapı gözetleme deliğine çaktırmadan baktı. Celal'di. Omzundan büyük bir yük kalkar gibi oldu. Rahatlamıştı. Silahını askılıktaki ceketinin iç cebine yerleştirdi. Kapıyı açtı. 

''Selam.'' dedi Celal elindeki çay kutusunu Akın'ın önüne sunarak. Büyük bir şey başarmış gibi bir gururlu bir ifade vardı suratında. 

''Dışarıda kalma. Buyur içeri geç.'' 

Celal hiç reddetmedi. İçeri girdi. Gördüğü manzara ile ağzı açık kalmıştı. Ev çok küçüktü. Akın elindeki çay kutusunu mutfak tezgahına bıraktı. Geri dönünce Celal'in suratındaki ifadeyi şaşkınlıkla izledi. Neye bu kadar şaşırmıştı ki?

Taksi (bxb)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin