28. Bölüm

251 22 11
                                    

bölümü okuyunca neden geç geldiğini anlayacaksınız...
utanıyorum.
uyarı!!
rahatsız oluyorsanız, atlarsanız hikaye akışından hiçbir şey kaçırmazsınız

-

Aynada kendime bakıp mülakatta genel olarak yüz ifademi nasıl tutmam gerektiğiyle ilgili provalar yaparken duyduğum kapı ziliyle birlikte, hızlı atan kalbim eşliğinde neredeyse koşarak kapının kolunu tutmuştum.

Derin bir nefes alarak kapıyı açtım, "Hoş gel..." diyerek cümleme başladığımda aniden geriye ittirilmem ve dudaklarımın üzerinde baskı hissetmem yüzünden susmak zorunda kaldım.

Belimi kavradıktan sonra naif birkaç öpücük bıraktı dudaklarıma, ardından geri çekildi. Bakışları; gözlerim ve dudaklarım arasında geziyordu, "Hoş geldin." dedim hafifçe gülerek.

Yüzünü yüzüme yaklaştırdı tekrardan, alnını alnıma dayayıp "Hoş buldum." dedi. Burunlarımızı birbirine sürtmeyi ihmal etmemişti, tatlıydı. "Ne yapmıştın, Beomgyu-ah?"

Kaşlarımı kaldırarak tatlı bir şekilde gözlerimi büyüttüm. "Hiçbir şey."

"Eserini görmemiş olmalısın." Şaşkın bakışlarımı, anlamamış gibi üstünde gezdirirken alt vücudunu hafifçe bana bastırdı. Anladığım anda muhtemelen kızarmaya başlamış olan suratımı başka bir tarafa çevirdim. "Sorumluluk alman gerek."

"Ben yazmadım onları, iftiraya bak."

"Beomgyu."

"Tamam, belki de yazmışımdır." Ses tonu çok sevimli olduğu için itiraz edememiştim.

Dudağıma kısa bir buse kondurup geri çekildi, "Bir şey yaptıysan arkasında durmalısın, sevgilim." diyerek belimde olan ellerinden birini tişörtümün içine soktu. Belime dokundurduğu ve aşağı, yukarı kaydırdığı elleri tenimi gıdıklıyordu. "Seni seviyorum."

Kafamın üstüne kondurduğu ufak öpücükten sonra bu sefer onu öpen ben olmuştum. Uzaklaştığımda hoşuna gitmiş gibi kıkırdadı. Tekrar onu öpmüştüm, gülüşündendi hem de bu sefer. Sürekli dalga geçsem bile fazlasıyla seviyordum onu.

"Sanırım tatlılığımızı bozmak istemiyorsun?" dedi soru sorarcasına. Başımı salladım. Mülakata gerçekten bir yerlerim ağrırken girmek istemiyordum. "Tamam, güzelim." Yanağımı öptü ve geri çekildi. "Bir şeyler yedin mi?"

"Evet, sen?"

"Yedim"

"Kahve yapayım mı bize?"

"Sen kahveleri yaparken ben de balkonda sigara içebilir miyim?"

"Tabii, biliyorsun yerini. İçeri koku sokmamaya çalış ama, Hyunjin azarlıyor beni." Beni başıyla onaylayıp balkonun olduğu yere gitti, onun peşinden ben de mutfağa geçtim.

Bizim için iki fincan çıkarırken, mutfağın camından izlenebilen balkona baktım. Sigarasıyla çok çekici görünmesi sinir bozucuydu.

Birkaç saniye boyunca dalmış ve daha sonra tekrar işime odaklandım, fincanlardaki kahve tozunun üstüne sıcak su dökerek bir tepsiye yerleştirmiştim. Dikkatli adımlarla balkona, Taehyun'un yanına gittim.

Geldiğimi görünce tepsiyi elimden aldı ve koymak için yer açmamı bekledi, kibardı.

"İçeri gelirdim, sigara içerken yanımda olmasan daha iyi olurdu." diyerek tepsiyi sehpaya koydu ve sigarasını dudaklarına götürdü. Sigarasını içtikten sonra ona yaklaşmıştım, sigarayı aşağı indirip benden biraz uzaklaştırmak zorunda kalmıştı.

torpil | taegyuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin