puta.

160 14 0
                                    

Merhaba, fazla beklettiğim ve bölüm uzun olduğu için kontrol etmeden atmış bulunuyorum. Gözünüze çarpan bir yazım yanlışı ya da betimleme eksiği olursa uyarın, düzeltirim. Keyifli okumalar.

-


Kalbin deli gibi atması kime göredir? Deliler hızlı mıydı da kalbimiz hızlandığında deli gibi atar? Hiçbirini bilmiyorum, ama bildiğim bir şey varsa o da Kim Taehyung ile herhangi bir temasın beni deli ettiğidir. Damarlı ve soğuk elleri, tenimi delip geçen bakışları, ısırıp durduğu dudakları, terleyince birbirine karışan ve ıslanan saçları, sert ve baskılayıcı sesi ve davranışları. Ve burnunun üzerindeki ben. Bir de omuzundaki dövme. Unutmadan, bir tanesi çift olan göz kapağı. Ayrıca her daim şişkin olan kasları. Kokusu. O çok fazla. 

O çok fazla, biliyorum ama asla doymuyorum. O çok fazla ama asla ağır gelmiyor. Belki doyumsuz belki de arsızım ama tüm bunlara rağmen onu istememin sebebi yine o. Tüm gün bana ne yapacağım hakkında direktifler versin, eliyle beni yönlendirsin. Gölgesi ve gözleri daima üzerimde olsun, beni bir saniye bile boşluğa bırakmasın istiyorum. Oldum olası üzerimdeki fazla ilgiden nefret eder, ilginin başladığı yerde ben kaçardım. Ama bu adamın ilgisi karnımı kasıyor, onun için delirmeme sebep oluyordu. İşte bu yüzden deliler hızlıdır, çünkü o gelene kadar yapmam gereken tonla şey var ve hızlı olmalıyım. 


Kaldırmamı söylediği kemerlerden birkaçını alıp yatağın üzerine attım, gözünün önünde olmalıydı tüm uyaranlar. Dolabın kapağındaki boy aynasından kendime bakıp, memnuniyetsizlikle kafamı salladıktan sonra gözümü raflarda gezdirdim.

Üzerimde fazla parça olmasını, bana ulaşmasını uzatmayı istemiyordum. Ama aynı zamanda karşımdaki herifi deli gibi etkilemek istiyorum. Gözüm dolabın en altındaki çekmeceye iliştiğinde hızla çekmeceyi açtım. İçerisinde üniversite voleybol takımından kalma formayı ve şortu gördüğümde gülümsedim. Birkaç yıl önce takım kaptanı olarak üniversitemizin en iyi voleybol takımını kurmuştum. Herhâlde kimse şimdilerde boks şampiyonluğu için çalıştığıma inanmazdı. O zamanlar sıska olan vücudum şimdi yapılanmış, büyümüştü. Elime aldığım şortun kalçalarıma dar geleceğinden emindim, ve bunu istiyordum. Eşofmanımın ve boxerimin belini tutup aynı anda hızlıca aşağıya indirdim. Çıkarttığım eşofman ve boxerı gelişigüzel bir şekilde dolaba tıktıktan sonra şortu bacaklarımdan geçirdim. Kalçamdan geçirirken biraz zorlansam da hâlâ belime bol geldiği için dudaklarımdaki ufak sırıtış ile aynaya baktım; dolgun kalçamı güzelce sarıyor belime bol geliyor ve penisimi yeterince belli ediyordu. Üzerimdeki asker yeşili tişörtü de çıkartıp daha önce bir şekilde evime gelmiş olan, (kesinlikle ben gizlice yürütmemiştim.) Taehyung'un beyaz gömleğini de üzerime giydikten sonra belime bağladığım bel zinciri ile abartısızdım ve hazırdım. Dudağımda nemlendirici olup olmadığını test etmek için dudaklarımı birbirine sürttüğümde hızlıca kayıyor olmaları ile tekrar yenilemekten vazgeçtim. Daha önemli işlerim vardı.

Odamın içerisindeki tuvalete girip lavabonun hemen altındaki, içinde kendimi tatmin etmek için aldığım oyuncaklarımın olduğu çekmeceyi açtım. Gözüme ilişen ilk şey mor renkli vibratör olduğunda aklımda çakan şimşekler eşliğinde elime aldım. Çekmeceyi kapattıktan sonra lavabo tezgahının üzerinde duran jeli de aldıktan sonra şortumu hafifçe sıyırdım. Kalçama çarpan serin hava tüylerimi ürpertse de alacağım zevki düşünerek umursamadım. Vibratörü jel ile kapladığımdan emin olduktan sonra şişeyi tekrar yerine koyup yerde dizlerimin üzerine çöküp öne doğru uzandığım sırada çalan zil ile elimdeki vibratörü deliğime yasladım. Hızlı olmam lazımdı, bir an evvel her gece rüyalarımda beni ıslatan adamı görmem ve beni tekrardan ıslatmasına izin vermem gerekiyordu. Gözlerimi kapatıp soğuk hissettiren vibratörü yavaşça içime ittirdiğimde gözlerimi daha sıkı yumdum. Ağzımdan kaçan ufak mırıltıya engel olamadığımda, büyük ihtimalle evin kapısında olan Taehyung'un beni duyabileceğini düşünüp elimle ağzımı kapattım. Aceleyle çöktüğüm yerden kalktım, elimle vibratörün ucundaki düğmeye basıp hareketlenmesini sağladığımda İçimde hissettiğim titreşim, zevk ile tekrar mırıldanmama sebep olurken şortumu hızlıca belime çektim. Tekrar çalan kapıya bağırarak geldiğimi söylediğimde çoktan kapının kolunu kavramıştım bile. Kapıyı açtığımda ağzını aralayan Taehyung, apartmandan gelen ses ile hızlıca ayakkabılarını çıkartıp beni içeriye ittirdiğinde çarptığım duvar sebebiyle deliğime baskı yapan vibratör yüzünden kısıkça inledim. Kapıyı kapatan Taehyung, inlediğimi duyduğunda hızla bana dönmüştü. "Delirdin mi sen? Böyle kapı mı açılır Jeon? Gözden bakmadın bile ya başkası olsaydı?" Kıskanmasına ufakça kıkardayıp elindeki çilek dolu poşeti gördüğümde hızlıca kollarımı ensesine sardım. Sarıldığım anda belimi bulan sol kolu, yorucu bir günün ardından yatağa yatmışçasına rahatlattığında boynuna ufak bir öpücük bıraktım. "Seni çok özledim, sevgilim." Bir süre bekleyip ardından bastırarak sevgilim dediğimde, belime sarılan kolunun an ve an sıkılaştığını hissettim. Söylediğim kelime bir bakıma itiraf, bir bakımdaysa içimde süregelen deli dalgaların yansımasıydı. Parmaklarımın ucunda durduğum için yorulduğumdan, sarılmamı kısa tutup ayrıldım. Az önce sevgilim dediğim ve bundan deli gibi utandığım için elindeki poşeti alıp hızlıca mutfağa ilerledim. Arkamdan gelen ayak seslerini işittiğimde gülümseyip çilekleri hemen bir tabağa koyup suyun altına tuttum. İçimdeki vibratör ara ara kalçamı kasmama sebep oluyordu. Kirli düşünceler aklımın her köşesinde cirit atarken derin bir nefes aldım. Tek omzunu kapıya yasladığı yerden beni izliyor, dudaklarını birbirine bastırıyordu. Dudaklarını birbirine bastırdığını gördüğümde anında solan gülüşüm işe dudaklarımı araladım. "Sevgilim dememe mi kızdın Taehyung?" cümlemin ardından tabaktaki suyu lavaboya sürerken göz temasını kestim. Arkama gelen vücudu, ne yapacağını bilmemenin verdiği heyecan derken eli belimi kavramış, beni kendine çevirmişti. Elimdeki tabak aramıza girerken tabaktan bir tane çileği yeşil kısmından tutup dudaklarıma dayamıştı. Ağzımı açıp ısırdığımda hiç tereddüt etmeden kalan çileği almış ve kendi ağzına atmıştı. "Normalde tiksinirim, ama senin tadın ile birleşmiş her şeyi yemek için trenin önüne atlayabilirim." Sorumun cevabını vermemiş olmasını unutup gülümsediğimde, ellerini belime sarıp beni sertçe tezgahın üzerine oturtmuştu. Vibratörün içime yaptığı baskıyla inleyip elimdeki tabağı fırlatır gibi tezgaha bıraktım. İçimde daha hızlı titreşmeye başlayan vibratör ile ufak bir küfür savurup ellerimi karşımdaki bedenin omuzlarına koydum. "Canın mı acıyor Jeon? İkidir inleyip duruyorsun." sorduğu soru ile gözlerim kapanırken omzundaki ellerimi sıktım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jan 06 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

boxing, ghosting.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin